SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Diktatör mü, devrimci mi?

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2013 00:05

Dünya basını, ülkemiz medyası önemli haber sınıfından geçiyor Chavez'in ölümünü.

ABD'de ve Venezuela'da bir kısım zengin "diktatör öldü" diyerek kutlamalar yapıyor bir yandan.

Diktatör mü, devrimci mi?

Nerden baktığına bağlı tabii ki. ABD'den bakıyorsan diktatör. Venezuela'da yoksulsan ve kamulaştırılmış petrol kuyularının yoksullukla baş ettiğini yaşıyorsan, devrimci.

Yakın zamanda Yüksel Baysal'ın bir araya getirdiği Demokrasi ve Uzlaşma Grubu toplantısında Chavez'in kulaklarını çınlatmıştık.

Toplantının konuğu CHP Bursa Milletvekili Aykan Erdemir'di. Sevgili Aykan dünyadaki gelişmeler/değişimler ve CHP politikaları arasında bağlantı yaparken yeniden güçlenen "devlet kapitalizmi" kavramını tartışmaya çalışmış ve bu durumu "yeni otoriterlik" anlayışı olarak tanımlamıştı.

Yönetişim, bilişim, yüksek teknolojik üretim kavramları içerisinde daha çok Putin Rusyası ve Çin yönetiminin "kapitalistleşme sürecini" devlet kapitalizminin güçlenmesi ve otoriterleşme olarak eleştirmişti.

Elbette bu yazıda derdim yeni liberal teorilerin çağdaş sosyal demokrat yaklaşım olarak anlatılmaya çalışılmasını eleştirmek değil. Bu başka bir tartışmanın derin konusu. En azından benim anladığım kadarıyla da bu teoriler "sol" değil, sosyal demokrat hiç değil. Emperyal ülkelerin adı sosyalist, sosyal demokrat partilerinin ulus ötesi kaynak sömürülerinin yarattığı ulusal refahlarının devamı yönünde geliştirilmiş yeni liberal teoriler ve ülkemize de çok uzak teoriler. Bence tabii.

Bu toplantıda laf dönüp dolaşıp bir yerinden bana da geldi.

Özetle; "CHP'nin bir "politik hat arayışında" olduğunu ve bu arayışta Batı Avrupa sosyal demokrat partilerinin yönelimlerinin ve çizgisinin ülkemiz solunun ihtiyaçlarına uygun olmadığını, daha halkçı bir politik hatta ihtiyaç olduğunu ve doğası gereği her sol hareket gibi toplumun yoksul kesimleri ve emekçilerinde taban bulacak bir sol harekete ihtiyaç olduğunu" ifade etmiştim.

Sanırım cümleyi de şöyle bağlamıştım : "Eğer CHP bir model arayacaksa ve politik esinlenmeleri olacaksa. Bu esinlenme Alman Sosyal Demokrat Partisi değil Chavez ve Latin sol hareketlerini izlemek olsa, daha yerinde olur" demiştim.

Bu cümle sonrası sevgili Aykan Erdemir ve Niyazi Pakyürek de "bu mu yani, örneğin bir diktatör, Chavez mi ?" demişlerdi.

Yanıtım çok kısa olmuştu: "Chavez ve Venezuela çok tartışılır, maalesef bana ayrılan süre bunu tartışmak için yetersiz, ama Ece Temelkuran'ın "Biz Burada Devrim Yapıyoruz Senyorita" kitabını okursanız, Chavez'in nasıl bir diktatör olduğunu inceleme şansınız olabilir" demiştim.

Şimdi Chavez öldü.

Dünya tartışıyor. Diktatör mü, devrimci mi?

Karar sizin.

1954'de Venezuela'nın yoksul bir kesiminde doğmuş. Gitmiş subay olmuş. Yoksulluğun arttığı ülkesinde bu duruma müdahale için ayaklanma girişiminde bulunmuş. Darbesi başarısız olunca (yani sadece diktatör değil, darbe meraklısı da!) iki yıl tutuklu kalmış.

Cezaevinden çıkınca seçimlere girerek iktidara gelmiş. Tüm oy tabanı Venezuela yoksullarına dayanmış. Petrol kuyularını işleten ABD şirketleri ve onların yerli ortakları hep karşısında olmuş. Tam dört kez seçilerek iktidarda kalmış.

İktidarda yaptığı ilk işlerden birisi toplumsal hayatı yoksullar lehine düzenlemeye çalışmak olmuş. ABD şirketleri tarafından işletilen petrol kaynaklarını kamulaştırmış. Bu kamulaştırmalardan gelen ekonomik geliri çok yoksul geniş kesimler için kullanmış.

Eğitimi ve sağlığı ücretsiz hale getirmiş. Çok yüksek olan bebek ölümlerini düşürmüş. Uluslararası dayanışmaları geliştirmiş. Küba'dan çağırdığı doktor ve eğitimciler ile sağlık hizmetlerini ve ölçütlerini yükseltmiş, okuma yazma oranlarını arttırmış.

Aslında Ece Temelkuran kitabında çok güzel anlatıyor, yoksullarla kurduğu kooperatifler ile sefaleti bitirmiş. Dışlanan, horlanan, yok sayılan yoksullara sadaka değil kimlik ve onur kazandırmış. Gelir dağılımını yoksullar lehine her iktidarı döneminde yeniden yeniden düzenlemiş.

Tüm Latin halkları açısından bir esin kaynağı olmuş. Bolivya, Şili, Brezilya başta olmak üzere Latin Amerika'da peş peşe solcular yoksulları iktidara taşımış.

ABD ve petrol ve enerji gelirlerini şirketlerinde toplayan, halkı sefalete itenlerin açık hedefi olmuş. Karşı darbe ile devrilmeye çalışılmış. Yetmiş iki saat sonra halkın müdahalesi ile tekrar iktidara yerleşmiş. Gösterilerinde milyonların yürüdüğü, her pazar günü sekiz saatlik TV konuşmalarının yine milyonlar tarafından dinlendiği yeni bir "Bolivar" olmuş.

Kısacası; kapitalizmin yeni liberal ekonomik düzenine çomak sokmuş, yoksulları iktidara taşımış.

Karar sizin.

Diktatör mü, devrimci mi?

Ülkemizde kamunun elinde ne var ne yok özelleştiren, gelir dağılımını hızla yoksullar adına bozan, daha çok yoksul üreten, bu yoksulluğu sadaka kültürü ile yönetmeye çalışan, başta eğitim-sağlık, yollar köprüler, ulaşım aklınıza gelen ne varsa özelleştiren, toplumun yoksul kesimlerini bu hizmetlere ulaşmaktan gün geçtikçe daha çok mahrum bırakan, üç kuruşluk asgari ücreti "adam olana yeter" diye topluma anlatmaya çalışanlar, "ileri demokrasinin" temsilcileri ve Chavez diktatör, öyle mi?

Karar sizin.

Chavez öldü. Ama Venezuela'da yoksullar iktidar olmayı biliyorlar artık. ABD ve petrol şirketleri ne kadar onu kirletmeye çalışsa da , kirlenmez. Ülkemiz solcuları ve CHP biraz daha yüzünü Chavenist harekete dönse ve anlamaya çalışsa ne güzel olur.

Latinlerin dediği gibi yani. EXİSTA, REZİSTA. Biz de öğrensek yani "varız, direniyoruz".

Bir de yazıya dip not: Sevgili Aykan Erdemir ve Niyazi Pakyürek eğer okumamış iseler Ece Temelkuran'ın Venezuela gezisini ve gözlemlerini anlatan "Biz Burada Devrim Yapıyoruz Senyorita" kitabını okusalar ve diktatör neler yapmış anlamaya çalışsalar, ne güzel olur.