SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bu kez adı taş bu eziyetin!

Yazının Giriş Tarihi: 10.05.2011 19:05

Takımın iyi günlerinde, kötü günlerinde büyük bir çoşku ile destek sunulurken iyi, deplasmanlara kilometrelerce yollar geçilerek gidilip-gelinirken iyi, Milli maçlarda renkli görüntüler, coşkulu tezarahütlar, tiribün şovlar sergilenirken iyi, "işte dünyayı şaşırtan taraftar" ilanları yapılırak örnek gösterilirken iyi, ancak istenmeyen bir görüntü yaşanınca "çapulcu güruhu" öyle mi?

Ayıptır yahu...

Bir defa başından söyleyelim. Dünyanın neredeyse her köşesinde, taraftarların şiddet içeren davranışlarına rastlamak mümkündür. Maalesef ki mümkündür.

Ayrıca; Toplumda şiddet zirve yapmışken, yalnızca tribüncüleri hedef alarak şiddeti açıklamak ile bir sonuca varmakta mümkün değildir. Bakınız kadına uygulanan şiddete, bakınız hekime uygulanan şiddete, bakınız trafik şiddetine, bakınız çocuk istismarı ve şiddetine, bakınız siyasal şiddete,bakınız polisin gençlere uyguladığı şiddete. Nereye bakarsanız bakınız maalesef şiddet bu toplumun bir parçası ve maalesef her alanda dozu gün geçtikçe artıyor.

Sporda şiddet üzerine onlarca makale yazıldı-çizildi, onlarca söyleşi yapıldı. Çıkarılan 5149 sayılı yasanın da sorunlara çözüm olacağı düşünülerek sorunların üstünden atlandı.

Sporda şiddet sorunu, "yaşadığıız sınıflı sistemin ekonomik, politik, sosyo-kültürel çerçevesinden ayrı, özel-yalıtılmış bir alan olarak tarif edilmez türünden" bir çok teori geliştirildi.En kolay yola başvuruldu ve konu bir avuç sorunlu-kışkırtıcı taraftarın "taraftar kavgası" olarak tanımlanmaya çalışıldı, "çapulcu güruh" ilan edilerek işin içinden çıkılmaya çalışıldı falan.

Hiç alakası yok.

Hele konu "futbolda şiddet" olunca sosyo-ekonomik analizlerinde bir karşılığı yok. Sporda şiddete başvuranlar eğitimsiz-yoksullar değil sadece. Evet onlarda var ancak sadece onlar değil.

Hatırlayınız.

Bir Galatasaray- Fenerbahçe karşılaşması sonrasında Galatasaray taraftarları turbünleri yakıp-yıkmıştı ve olaylar sonrasında tutuklanıp cezaevine gönderilenler olmuştu. Öğrendik ki bir çogu adı-sanı olan şirketlerde beyaz yaka olarak çalışan eğitimliler.

Hatta içlerinde şirket müdürleri bile mevcuttu. Demek ki sporda şiddet eğitimsiz-yoksulların işi değil sadece ,sadece anti-sosyal kişiliklerde değil "kendini kaybederek" türbin havasına girenler.

Çünkü "futbol sadece futbol değildir" ve "taraftar" ayrı bir dünya, "türbin seyircisi" ayrı bir dünyadır.

Diğer yandan; sporun ve özellikle futbolun ticarîleştirildiği, rekabetin şiddet olgusuyla özdeşleşmesinin önüne geçmek için hiçbir çabanın harcanmadığı, spor eğitimini geliştirip iyileştirme yönünde adım atılmadığı, sporda endüstrileşmenin teşvik edildiği bir ülkede, varılacak noktanın bugünkünden çok farklı olacağını kim düşünüyor ki.

Durum böyle olunca basit bir yasal düzenleme ile sporda şiddeti çözeceğim diye ortaya çıkmakta başka bir saflıktır. "Sporda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Yasası" adı altında çıkarılan ve "taraftarı yok etme", sadece "seyirci yaratma yasası"nın sorunları çözemeyeceği ortada değilmi?

İktidarın toplumda her olaya sadece seyirci yaratma çabası tribünlerde de etkin hale getirlmek isteniyor anlaşılan. Taraftarların, tribünleri şenlik alanına dönüştürmeye çalışması yerine, tiyatro seyircisine dönüşmesini isteniyor bir yandan.

Katillerin, dolandırıcıların, tecavüzcülerin serbest bırakıldığı ülkemizde, tribünde taşkınlık yapanlara 1 yıl , 3 yıl , 6 yıl gibi hapis cezalarının öngörülmesi hangi akla hizmettir bilemiyorum. Filler tepişirken olan çimenlere olacak yine. Şiddeti körükleyenler sadece taraftarlar değil aslında.

Kulüp başkanları, onların iktidarlarını sürdürmek için "besledikleri" taraftarlar, yöneticiler, futbolcular ve bu ortamı yönlendiren medya, reklam pastası, futbol endüstirisi ihtiyaçları oluşan bu şiddet ortamında bir kenara bırakılabili mi?

Bunların hiç anılmaması, herhangi bir yaptırım uygulanmayacak olması ile bu yasanın şiddeti önleme adına ne kadar yetersiz olduğunu görmeyecekmiyiz şimdi.

Ayrıca stadlardaki polis şiddeti ve keyfi uygulamaları için ne diyeceğiz. Maçta mesai ücreti almadan görev yapan polisler, bunun sorumlusunu maça gelen taraftarlarmış gibi gören ruh hali, taraftarı keyfi olarak tehdit etmesi ve şiddet uygulamasına ne denecek? Kumanyalarının bile karşılanmaması ne olacak?

Sadece yasaların düzenlenmesinin tribünler için ne getirip ne götüreceği konusunda söylenebilecek tek şey, bu yasayla şiddetin kaynağının kurutulamayacağıdır.Spor ve rekabet kavramlarını yeniden tanımlayıp bu olguların şiddetle birlikte anılamayacağını topluma çeşitli yollarla anlatmadan, sportif rekabet olgusuyla ilgili yanlış yaklaşımları ve algıları ortadan kaldırmadan, birtakım güvenlik önlemleri alarak yasanın amaca ulaşılamayacağının altını kalınca çizmek gerek.

VALİ HARPUT İSTİFA ETMELİDİR. ANCAK ÇOK EMİNİM İSTİFA ETMEZ.

Yazanlar,çizenler,konuşanlar,yorum yapanlar,değerlendirme yapanlar,tespit yapanların buluştuğu tek nokta vardır. Yaşanan bu şiddet ortamı kentimiz ve kent imajı açısından iyi olmamıştır.

Peki kim sorumlu bu oluşan tablodan?

Bursa Valisi Şahabettin Harput, Bursaspor-Beşiktaş maçının iptaline sebep olacak kadar olay çıkartan taraftarlara sert tepki gösterdi. Bursalılar'da Vali'ye tepki gösteriyor!!

Bursaspor veBeşiktaş yönetimleri ile görüşerek iyi niyetle böyle bir adım attıklarını belirten Vali Harput, şöyle konuştu:

"Son ana kadar herkesin iyi bir sonuç beklendiği bir ortamda maalesef beklenmeyen hepimizi üzen olaylar yaşanmıştır. Olaylardan başta ben olmak üzere hepimiz üzgünüz. Bu olayların meydana gelmesiyle alakalı olarak her şey basının önünde cerayan etmiştir. Bir kısım çapulcu grubu diyebileceğim, kendini bilmez, sporla alakası olmayan, taraftar kılığına girmiş ama taraftar saymayacağım, Bursasporlu gibi görünüp tümüyle spora, Bursa, Türk sporuna yakışmayan bir hareketi yapan insanın ne Bursa'yla ne de taraftarlıkla alakası yoktur. 

Bunlar tamamıyla bir çapulcu güruhudur. Ama maalesef saat 17.45'ten itibaren stadın açılmasına mütaakip taraftarların bir bölümü sahaya girmiştir. Ancak bir bölüm, bin 2 bin kişiye varan bir bölüm stada girmeyerek stat çevresinde ve bölgede doğrudan doğruya polisi hedef alan, taşlı sopalı, bira şişeleriyle akla hayale gelmeyen, polise karşı bir saldırı eylemine girmiştir. Bunun izahı yoktur, bunun hoşgörüsün de mümkün değildir."

Sayın Vali yanılmaktadır. Bir kentte 2-3 bin çapulcu sürüsü var ise o kentte her gün asayiş sorunu yaşanması kaçınılmazdır. Oysa zaman zaman kendisininde övündüğü gibi Bursa asayiş açısından ülkenin en huzurlu kentlerinden birisidir. Suç oranı düşüktür. Bakınız Emniyet Müdürlüğü kayıtlarına.

Sayın Vali ayıp etmektedir. Bursaspor taraftarı -kendi verdiği sayıyı kabul edilim hadi 2 bin kişiyi- bir kalemde "çapulcu" ilan etmek uygun olmamıştır. Yöneticilik zaaflarını,beceri eksikliğini,kent dinamiklerini kavrayamama ve bu dinamiklerle iletişim kurmama halinin üstünü "taraftarı çapulcu yaparak" kapatacağını sanmakta ayrı bir talihsizliktir.

Ancak esas talihsizlik, iktidarı il başkanı gibi Valilik yapıp,kent eliti, kent medyası, kent egemenleri tarafından "çok genel kabul gördüğünü" hissetmenin tüm kentin biatı ile sonuçlanacağını umut etmekten kaynaklanmaktadır.

"Beşiktaş taraftarı gelecek, gelsin! Herkes efendice maçı izleyecek, izlensin!" Komutları işe yaramamıştır.

Anlaşılmıştır ki Bursa henüz "tek adam dönemine" hazır değildir.Kendi dinamikleri, gerilimleri, beklentileri,istekleri ne yazık ki hala mevcuttur.

Ayrıca daha beş ay öncesinde İstanbul'da Beşiktaş taraftarı ile yaşanan olaylar ve bıçaklanan taraftarın yaraları henüz iyileşmemişken böylesine kritik bir kararı özelliklede taraftar gruplarıyla hiç bir dialog geliştirmeden almak ancak "şişirilmiş bir öz güvenle" açıklanabilir.

Vali Harput dışında Bursa'daki hemen herkes Bursaspor-Beşiktaş maçının olduğu gün "kentin ısınacağını" hissetmiştir.

Yöneticilerin bunu görememesi sadece kötü yöneticilikle açıklanabilir. Kötü yöneticilerde istifa etmelidir.

Ancak bir yüksek gönüllülük gösterilip istifa edileceğini hiç sanmıyorum. Böyle bir kültür ne yazık ki ülkemizde yok. Baksanıza ÖSS Başkanı bile hala koltuğunda oturuyor.

Ayrıca ben Vali sayın Harput'un istifa etmeyeceğinden çok eminim.

Nereden mi, eminim? Hani Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklanmasına neden olan "imamın ordusu" kitabı var ya. Okuyun anlarsınız.