SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Böyleyken böyle !

Yazının Giriş Tarihi: 02.08.2015 01:49

12 Eylül öncesi ülkemizde derinleşen iç savaş koşulları için gazetecilerin sorduğu : "Neden 5 bin insanın ölmesini beklediniz, daha önce müdahale etmediniz?" sorusuna böyle yanıt vermişlerdi: "Şartların olgunlaşmasını bekledik"...

Şimdi benzer bir durumu yaşar gibiyiz...

Ülkeyi çatışma ortamına sürükleyen Cumhurbaşkanına yine gazeteciler sorsa;
"Gerilimi neden yükseltiyorsunuz, insanlarımız, gençlerimiz, polislerimiz, askerlerimiz ölüyor. Siz 'başkan olacaksınız' diye ülkemizi şiddet ortamına boğuyorsunuz, bir hafta içerisinde, ne oldu? Dört yıldır süren sakin ortamı neden acılara boğdunuz, insanlarımız ölmesin yeter, derdiniz başkan olmaksa hemen erken seçime gidin ve başkan olmaya çalışın, niçin insanlarımızın ölmesine neden oluyorsunuz, niçin çatışmaların derinleşmesini bekliyorsunuz?"

Bu sorulara ne der  acaba? Sanırım "şartların olgunlaşmasını bekliyoruz"...

Şartlar neler? Toplum öyle bir "kıvama" getirilecek ki oylar onu başkan yapacak düzeylere çıkacak...

Bu "şartlar olgunlaşana" kadar belli ki bu ülkenin yoksul-emekçi çocukları ölmeye devam edecek...

Peki, bu şartları ne belirleyecek?

Çok açık, önlerine giden anketlerdeki oy oranları...

Belli ki bu anketler istedikleri noktalara gelemedikçe, bizi birbirimize "kırdırmaya" devam edecekler...

En acısı "olgunlaşmasını beklediğiniz şartlar" bu ülkenin gençlerinin ölümü...

Bir de utanmadan çıkıp tüm bunları bize siyaset diye anlatacaklar...

***

Irkçılık üzerine şöyle geri çekilerek bir daha düşünelim.

Toplumsal olarak yaratılan şiddet ortamı ile daha ırkçı-milliyetçi-faşist bir girdabın içerisine hepimiz çekilmeye çalışılıyoruz.

Irkçılık hastalıklı bir siyasal ruh hali ve dünyanın hiç bir yerinde hiç bir topluma huzur ve bir arada yaşama şansı bırakmadığı da ortada... Irkçılığın tarihide ortada...

Irkçılık hep aynı siyasal dayanaktan güç alıyor. O anki tarihsel koşullara göre önce bir "düşman" yarat, sonra o yarattığın düşmana karşı toplumu kutuplaştır, sonra kutuplaştırarak yanına aldığın yoksul kesimlerin gücüyle "sömürü düzenini" yürüt.

Bu arada ne kadar "yürütebilirsen onu da cebine yürüt".

Mekanizma bu. Dünyanın her yerinde bu aslında. Düşman bazen Yahudi, bazen Filistinli, bazen zenci-siyah, bazen alevi-solcu, bazen İrlandalı, bazen de Kürt olabilir.

Yeter ki düşman oluştur, işler yoluna girer!

Ülkemizdeki ırkçılık rüzgârları da böyle esiyor bu günlerde.

Türkiye milliyetçiliğinin önemli isimlerinden Nihal Atsız 1941'de ne yazmıştı oğluna bıraktığı mektupta: "Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romanlar, yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar, Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Zazalar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler, Çingeneler içerideki düşmanlarımızdır".

Bir buçuk yaşındaki çocuğuna halkları düşman belleten bir zihniyetten türeyenlerin bugünkü kışkırtmalarını yaşıyoruz işte hep beraber...

Şimdi ben oturup çocuklarıma tüm bu halkların neden kardeş olduğunu neden düşman olmadığımızı anlatmaya çalışıyorum...

Sırf ırkçılık ve savaş kazanmasın, barış ve kardeşlik kazansın diye...

***

Dağ mı, ova mı, deniz mi? Neresi yahu?

Çok eski değil aslında, yakın geçmişten hatırlarım "dağdakiler insin, siyaset yapsın" falan denirdi. Sonra süslü laflarla güçlendirilirdi bu çağrı, "sorunların çözüm yeri siyasettir" falan denilirdi...

Şimdilerde "başkan" olamayınca birileri, durum değişti. Bu söylem yerini "siyaset yapmak sizin neyinize dağa çıkın" laflarına dönüştü, süslü laflar yine eklendi "zaten senin abin de dağda"...

Peki, bu durumda olmazsa, yani yine "başkan" olamazsa devamında ne olacak ki? 

"Dağda olmadı, ovada olmadı, denize açılın" falan mı?

***

"Evlatlarımızı feda ederiz"...

Tuzu kuru bazı AKP'liler seslenmiş "evlatlarımızı feda etmeye hazırız"...

Yalancılar sizi...

Tek cümle kurarım ben size; "siz benim küçük oğlumun p....ni yiyin"...

Ne fedası bee...

@bulentaslanhan