SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bir sinema filmi, bir kitap ve hapiste vekillik

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2011 16:33

Tükürmek, yalamak gibi siyaset dilinin özeninden uzak kelimelerle cümleler kurulmaya erken başlandı. Önümüzdeki dönem iktidarın siyaset hattı ve siyaset dili açığa çıktı.

Baskı, korku salma ve demokratik tahamülsüzlük bekleniyordu.

Ancak açıkçası ben bu kadar erken beklemiyordum. Hopa sonrası Sivas anmasına biber gazlı saldırı hoşgörüsüzlüğü ve insanların acılarına bile tahamülsüzlük,biizi nasıl bir geleceğin beklediğinin ip uçları oldu.

Neyse konu siyasal bir değerlendirme yapmak değil. En azından benim bu yazıdaki muradım bu değil.

Başlığa bakınca bir sanat yazısı beklenebilir. Kitap ve film değerlendirme yazısı yazabilmek ise benim haddimi aşar. Derdim bir kitabı ve bir sinema filmini paylaşmak aslında. Okunabilir diye öneride bulunmak.

Ülkemiz hapishanedeki 8 milletvekilinin durumunu tartışıyor.Bu durumun çözümü için Meclis çalışmaları başlayamadı. Siyaset diline bu durum "yemin krizi" olarak kodlandı. Bence "yemin direnişi" olarakta kodlanabilir.

Tüm karmaşık değerlendirmelere rağmen durum çok açık değilmi?

Başbakan'ın siyasal yasağı nasıl bir yöntem bulunarak kaldırırmışsa tutuklu vekillerde benzer bir beklenti içinde olabilir,olmalıdır ve bu son derece demokratik bir haktır.

Bu sorun "yargısal" bir sorundur diyerek izah etmeye çalışmak hiç inandırıcı olmuyor.

Hissediyoruz ki futbolda şike operasyonunu seçim sonrasına erteleyebilen "güç" her kim ise aynı şekilde seçimden iki gün önce Yargıtay'da Hatip Dicle'nin cezasını onaylatan "güçte" aynı "güçtür". Bu nedenle "sorun yargısaldır" açıklaması hiç inandırıcı değildir.

CHP, MHP ve DTP'nin seçilmiş vekillerinin tahliye edilmemesi ve hapisteki vekillere partilerinin sahip çıkma biçimleri elbette tartışılabilir ancak "sahip çıkılması" asla tartışılamaz, meşrudur, demokratiktir, haktır. Sorun "yargısal" değil ,"siyasal özgürlükler" sorunudur.

Bir kez daha ortaya çıkmıştır ki AKP sadece "kendine Müslümandır".

HAPİSTE BİR VEKİL : BOBBY SANDS

Hapiste bir vekil deyince bizim kuşak İrlandalı, IRA'lı Bobby Sands'ı hatırlar.
Bobby Sands'ın hayatını anlatan ve cezaevinde kendisinin yazdığı "Hücremde Bir Gün" kitabını bizim kuşağın politik unsurları mutlaka okumuştur.

Yıllar sonra, 1996 Eylül'ünde ülkemizde gösterime giren "O da Bir Ana" (Some Mother's Son) filmide Bobby Sands'ın hayatını anlatan bir film olarak etki bırakmıştır.

Ülkemiz hapisteki sekiz vekili ve siyasetin geleceğini tartışmaya başlayınca bu filmi ve kitabı hatırladım. Tabiki bir de Bobby Sands'ı.

Film ve kitap Bobby Sands'ın hayatını anlatır özetle;

Bobby Sands, 9 Mart 1954'te Kuzey İrlanda'nın Belfast bölgesinde dünyaya gelir.

Katolik bir ailenin çocuğudur ve doğduğu yer Protestanların yoğun olarak yaşadığı bir bölgedir.
Ailesi baskılara dayanamayarak Haziran 1972'de buradan taşınır.

Sands 18 yaşında IRA (Irish Republican Army - İrlanda Cumhuriyet Ordusu)'ya katılır.
Ekim 1972 yılında Sands evinde 4 tane silah bulundurmaktan tutuklanır ancak 1976 yılında serbest bırakılır.

Hapisten çıkınca taksicilik yapmaya başlar. Ancak hapisten çıktıktan 6 hafta sonra Belfast'ta bir bombalama olayının yakınında arabasında bulunmaktadır ve yanında 3 arkadaşı daha vardır.
Arabasında arama yapılır ve 1 tane (evet sadece 1 tane) silah bulunduğu için Birleşik Krallık Mahkemesi tarafından 11 aylık yargılama sonucunda diğer 3 arkadaşı ile beraber 14 yıl hapse mahkûm edilir.

Hapisteyken Şubat 1979 sonrası IRA' nın yayın organı 'An Phoblacht' için takma ismiyle yazmaya başlar. Bobby Sands'in hapishanedeki ilk direnişi tek tip üniformaya karşı başlar.

Bu direniş "Battaniye Protestosu" olarak adlandırılır. İngiliz Hükümeti, IRA militanlarını adi suçlu olarak görmekte ve politik haklar tanımamaktadır. IRA ise İngiltere ile savaşta olduğunu bu nedenle bu savaş sonucu ele geçirilen militanlarının esir muamelesi görmesi gerektiğini, esirlere adi suçlu muamelesi yapılamayacağını, tek tip elbisenin kabul edilmeyeceğini bildirmiştir.

Elbise giymeyi reddeden militanlara her türlü işkence yapılmaya başlanır. Elbise giymedikleri için soğuktan donmamaları için verilen battaniye ile dolaşırlar, yemeklerine tükürülür. Yemeklerde kısıntıya gidilir, odalarındaki tüm eşyaları boşaltılır. Bu sefer de direniş kırılmayınca soğuktan donabilirsiniz bahanesiyle dışarıya bırakılmazlar yani 24 saatlik bir hücre cezası başlar.

Mahkumların ihtiyaçları için bir kap verilmekte ve küçük hücrelere bazen bir bazen de iki mahkum bırakılmaktadır. Hücrenin penceresi demirle kaplı olup küçücüktür.

Eylemde ikinci aşamaya geçilir ve "Yıkanmama Protestosu" başlatılır. Çünkü yıkanmaya giden mahkumlara gardiyanlar tarafından işkence edilmektedir.

Bunun üzerine mahkumlar artık yıkanmak için duşluklara gitmeyeceklerini, bulundukları hücrelerine birer duşluk yapılmasını istemişlerdir.

Ancak bu talepleri kabul edilmez. Bunun üzerine Yıkanmama Protestosu da tam olarak başlamış olur.

Ancak tuvalet olmadığı için bir süre sonra dışkılarını hücre duvarlarına sürmeye başlarlar. Hatta dışkılarıyla buldukları tuvalet kağıdına yazılar yazarlar. H Blokları, IRA militanlarının tutulduğu bizdeki F tipi hapishanenin ilk başlangıç noktası sayılan hapishanelerdir.

H harfi olduğu için bu ismi almıştır. Bobby Sands da bu hapishanede tutukludur. İngiliz gardiyanlar mahkumlara aşırı derecede şiddet uygulamaktadır.

Bobby Sands sonunda açlık grevi yapma kararı alır. IRA ve kendisinin talepleri İngiliz Hükümeti tarafından kabul edilene kadar açlık grevini bırakmayacaktır. Açlık grevi devam ederken bağımsız milletvekili Frank Maguire'ın aniden ölümü üzerine boşalan sandalye için yapılan ara seçimlerde Sinn Féin (IRA'nın siyasi kanadı) listesinden İngiliz Parlamentosu'na milletvekili seçilir.

Üstelik Bobby Sands, dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile aynı bölgeden aday gösterilmiştir ve Thatcher'den daha fazla oy alarak İngiltere Parlamentosu'na milletvekili olarak seçilmiştir.

Bu olay dünyada büyük yankı uyandırır. Bir kişinin hapiste olması ve açlık grevi esnasında milletvekili seçilmesi ilk defa olmaktadır. İnsanlar Bobby için eylemler düzenler.

Bobby açlık grevini devam edecek şekilde planlamıştır. İlk açlık grevinin kırılmasının nedeni herkesin aynı anda greve başlaması ve sonra devam ettirememesidir.

Ancak Bobby kendisi ölünce başka birinin eyleme kaldığı yerden devam edeceği yönünde talimat vermiştir. Bobby açlık grevinin 66. gününde milletvekili seçildikten 3 hafta sonra 5

Mayıs 1981'de hayatını kaybeder.

Cenazesine 100.000'den fazla insan katılır.

Eylemi kaldığı yerden planlandığı şekilde devam ettirilir.

Açlık grevinde hayatını ilk kaybeden Sands olmuştu fakat İngiliz Hükümeti geri adım atmamıştır.
Daha sonra sırasıyla 9 arkadaşı daha devam eder eyleme ve onlar da hayatını kaybeder.

10. ölümden sonra İngiliz hükümeti uluslararası baskıya ve yapılan eylemlere dayanamayıp IRA'nın taleplerini politik haklar verilmeksizin kabul eder.

İngiliz yasaları bir yıldan fazla ceza almış hükümlülerin parlamentoya girişini yasaklıyordu. Bizdeki duruma çok benzer.

Bobby Sands günümüz Türkçesi ile ne mazbatasını alabildi ne de yemin törenine gidebildi.Şimdilik bizim durumumuz gibi.

Hapishanedeyken tuvalet kâğıtlarını biriktirip içeriye gizlice sokulan bir kalem ile anılarını güncel siyasal görüşlerini bir şekilde cezaevi dışına çıkarmayı başarmıştır. Hücremde Bir Gün kitabı böylece yayınlanmıştır.

6 Mayıs 1981 günü Hindistan, Fransa ve diğer birçok ülke parlamentolarını Sands anısına saygı duruşları ile açılmıştır.

Türkiye'de ise 12 Eylül Faşizmi bütün meşumiyeti ile devam ediyor ve Bobby Sands haberleri cunta tarafından sansür ediliyordu ancak bu olay İngiliz siyasal yaşamında ve Westminster Parlamentosu'nda kara bir leke olarak yerini aldı.

Yukarıdaki olay tamamıyla gerçek olup, Türkiye'de yaşanan ileri demokrasi oyunu ile hiçbir benzerliği yoktur!

Sadece "hapisteki vekiller" meselesi olunca aklıma geldi ve paylaşmak istedim.

Kitabı okumayanlara ve filmi izlemeyenlere şiddetle öneririm. Okursanız ve izlerseniz sizide içine alıp götürecektir.

Bende izlemediğim bir filmi keşfetmiş oldum.

Yine Bobby Sands'ın hayatı üzerine çekilen bir film.

"Açlık" (Hunger).

İzleyeceğim.