SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Arınç Dikili'yi bıraksın Bursa belediyelerine ağlasın

Yazının Giriş Tarihi: 25.11.2012 07:28

Benim kuşağım üniversite öğrencileri iyi hatırlarlar. 12 Eylül'ün karanlık günlerinden çıkışta Dikili'nin özel bir yeri vardır.

12 Eylül sonrasında Türkiye'nin üzerine ölü toprağı serpilmişken Dikili'de genç bir belediye başkanı çıktı. Osman Özgüven.

Demokrasi-Barış-Özgürlük başlıklı festivaller düzenledi. Ülkenin belli başlı aydınlarını, aydınlık yüzlerini Dikili'ye davet etti. Onlara panel, söyleşi imkanı sağladı, mikrofonları açtı.

12 Eylül'ün karanlık atmosferinden bunalmış binlerce öğrenci olarak bizler de çadırlarımızı kaparak her yıl Dikili'ye aktık.

(Alışkanlık olsa gerek ben hala her yıl olanak buldukça tatilimi Dikili'de yaparım.)

Yıllarca yazılarını okuduğum Aziz Nesin, İlhan Selçuk, Uğur Mumcu başta olmak üzere Türkiye'nin yüz akı aydınları, sanatçıları, yazarları, şairleri ilk kez Dikili'de görmüş ve dinlemiştim.

Türkiye'ye umut verdiler. O yıllarda Kenan Evren aslan gibiydi. Aklına geldikçe esip gürlüyordu. Biz Dikili'de nefes alıyorduk.

Dikili, 12 Eylül askeri diktatörlüğüne karşı direniş noktası oluyordu. Arkasından da "gerekenler" yapılıyordu. Bu yüzden de siyasi polis, askeri istihbarat, jandarma gibi birimler Dikili'de tam gün mesai yapıyordu.

Gece yarıları sahilde binlerce öğrencinin kaldığı çadırlarımıza baskınlar yapılıyor, kimlik kontrolü gibi "abuk-sabuk" uygulamalarla "gözümüzü korkutmaya" çalışıyorlardı.

Arıyorlar, tarıyorlar, eşiyorlar, kurcalıyorlar ama fikirlerimiz dışında bir şey bulamadan dönüyorlardı.

Aynı şekilde aradılar, taradılar, eştiler, kurcaladılar herkes için "siyasi fırıldaklar" hazırlayan güçlü mekanizmalar, Osman Özgüven içinse bir şey yapamadılar. Hiçbir açığını bulamadılar.

Nihayet bunu yapma şerefi AKP'ye nasip oldu! Bu şerefte Bülent Arınç'ın da özel bir rolü oldu.

Bülent Arınç televizyonlara çıktı, "Dikili Belediye Başkanının Yargıtay'da bekleyen dosyaları var" dedi. Kısa süre sonra Osman Özgüven'in cezaları onandı !

Aynı Bülent Arınç Bursa'da Yıldırım ve Osmangazi Belediyesi'nde imar yolsuzluğundan ceza alan AKP'li belediye meclis üyeleri için de aynı uyarıyı yapar mı? Doğrusu merak ediyorum.

Ne yapmıştı Osman Özgüven?

Öncelikle herkes hatırlar "su haktır, satılamaz" diyerek suyu halka ücretsiz verdi ve yargılandı.

Başka. Başka hangi suçları işlemişti?

Halkın parasıyla alınan belediye otobüslerini, "kendi otobüslerine binerken para mı ödeyecekler" diyerek ücretsiz yapmıştı. Öğrencileri evlerinin önüne kadar bıraktırdı, onlara burs verdi.

Belediyeye ait sağlık merkezinde halkın 1 TL'ye muayene olmasını ve 6 TL'ye röntgen çektirmesini sağladı.

Herkes yiyebilsin diye, belediye fırınından en ucuz ekmeği çıkarttı.

Uzun yıllar üzerinde çalıştığı jeotermal projesiyle Türkiye'nin en ucuza ısınan hanelerini yarattı.

Bir ihtiyaçtan öte haktır, diyerek 10 tona kadar kullanılan sudan para almadı.

Devletin su parası almadığı camilere okulları ekledi. Böylece orada hiçbir çocuk, parası ödenemediği için suyu kesilen okulda hastalık kapmadı.

Canlıların yaşaması için elzem olan suyu doğadan çalarak, alınıp satılır bir meta haline getirme hevesinde olanlara karşı çıktı. Yargılandı.

Kozak yaylasında açılmaya çalışılan maden ocakları için sarfettiği "Kazdağları ve Kozak Yaylası gibi oksijen deposu yerleri siyanürle altın çıkararak yok etmek istiyorlar. Bu oyuna gelmeyelim, hep birlikte yaşam hakkımızı savunalım" sözleri nedeniyle hakkında yine dava açıldı.

Hizmetleriyle, ticarethaneye dönen belediyeleri daha da görünür kıldı. Kısacası, Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven yerel yönetimlerde "şirket belediyecilerinin" çok canını sıktı! Kötü örnek oldu.

BÜLENT ARINÇ YİNE DEVREDE....

Osman Özgüven kötü örnekse gereken yapılmalıydı.

Bülent Arınç -muhtemelen bu sefer ağlamadan- demecini patlattı televizyon kanallarına. Yargıtay durumdan vazife çıkarttı ve Osman Özgüven'in "ısmarlama cezalarını" onayladı.

Neydi suçlar?

Bir defa Osman Özgüven tatil yörelerinde pek görülmeyecek biçimde "ailecek turizmci" olmayan ender belediye başkanlardan birisi.

Tam anlamıyla "üfürükten tayyare" iki dava açılıp, Osman Özgüven'i mahkum ettiler.
Davalardan biri; Dikili Belediyesi'ne ait Jeotermal Şirketi üç araç alıp belediyeye veriyor.

Bu araçlar nedir?

Biri cenaze arabası, biri mezbaha aracı biri de okul servisi!

Gerekçe hazır. Jeotermal şirket SSK'ya borcu varken böyle yatırımlar yapamazmış. Bu suçun karşılığı 4 yıl 2 ay hapis !

Osman Özgüven kendisine son model lüks bir otomobil alsaydı biliriz ki soruşturma bile açılmazdı. Çünkü bu tür tasarruflar bu ülkede "normal" karşılanıyor.

İkinci dava ise daha da evlere şenlik. Dikili otobüs terminali yeni yerine taşınınca ilçedeki eski garaj yeri boşalıyor. Başkan da bunu ihaleye çıkartıyor. Sadece bir kişi katılıyor. O da evraklarını zamanında getiremediği için ihale iptal ediliyor, yeniden ihale açılıyor.

İşte bu yapılmamış ihale yüzünden Başkan'a 4 yıl 2 ay daha hapis cezası veriliyor. Gerekçeli karar da "kamu zararı oluşmamıştır" diye de bir saptama var. Kararın altında imzası bulunan hakim, Özgüven'e bir de "garanti" veriyor:

"Korkma Başkan bu karar Yargıtay'dan kesin döner!"

Söyleyecek söz kaldı mı?

Söz kalmadı. Bu yüzden de Dikili halkı dostlarıyla birlikte her gün ayakta. Başkanlarına sahip çıkmak için eylemler yapıyorlar.

Aslında bu eylem sadece Osman Özgüven için değil, Türkiye için.

Tıpkı 12 Eylül sonrasında olduğu gibi, Dikili faşizme karşı bir direniş noktası haline geliyor. Dün askeri cuntaya karşıydı, bugün sivil-dinci diktaya karşı...

ALT BAŞLIK:

Osman Özgüven aslında "Bir yerel yönetim markası".

12 Eylül sonrası bütün ülke Turgut Özal'ın ANAP'ına monte edilmişken, Dikili halkı SODEP'ten Osman Özgüven'i Belediye Başkanı olarak seçti.

Özgüven, 1984 ve 1989 yerel seçimleri kazanarak kesintisiz 10 yıl Dikili'ye hizmet etti. İki dönem ara verdi, CHP İzmir İl Başkanı oldu.

2004'te yeniden seçimleri kazanarak Dikili'ye döndü. 2009'da bir kez daha aynı göreve seçilerek dört dönem başkanlık yapan ilk yönetici olarak tarihe geçti.

Osman Özgüven bir turizm cennetinde en üst düzey yönetici olarak 20 yıllık görev süresinde mal varlığını arttırmayan parlak bir belediye başkanı oldu. CHP'li.

Başkan inşaat mühendisi, büyük oğlu Evren Özgüven de babasının yolundan giderek inşaat mühendisi oluyor. Onun küçüğü Barış, mimar. Bir diğer oğlu Utkan Özgüven ise İzmir Büyükşehir Belediyesinde işçi olarak çalışıyor. En küçüğü Doğuş da Stockholm'de amcası Sedat Özgüven'in yanında yüksek tahsiline devam ediyor.

Başkan'ın göreve geldiğinde bir konutu vardı. Halen de o konutta yaşıyor. Otomobili yok. Çocuklarının da villaları, otelleri, motelleri yok. Hepsi kiracı olarak yaşıyorlar.

Bazılarına göre bir sahil ilçesinde belediye başkanı olarak bu kadar temiz olmak "enayilik" olarak kabul edilebilir.

Bursa'da küplerini dolduran sağlı-sollu belediye başkanlarının aşırı normal karşılandığı bu ülkede Osman Özgüven bir yerel yönetim markası olarak tarihe geçecektir.

Halkına bedava içme suyu verdiği için de hapis istemiyle yargılanarak tarihe geçen Osman Özgüven, Dikili'nin onuru olmaya devam edecektir.

Bülent Arınç sadece Bursa belediyelerindeki kendi mensuplarının mal varlıklarına ve dosyalarına baksın. Alınan cezalara baksın. At yarışlarına baksın. "Kardeşlerin" mal varlıklarına baksın. Sonra demeç versin ve sonra da bence ağlasın......