SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Aaa, CHP yine kurultaya gidiyor !

Yazının Giriş Tarihi: 14.08.2014 11:12

Size bir şey söylemek istiyorum. Bu tamamen bir hissiyat. Bu nedenle yanılma payı çok yüksek olabilir. Bu 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi siyasal partilere hiç yaramadı. Hepsi birden sıkıntıya girdi, karmaşa yaşamaya başladı. Kimisi olumlu yönde kimisi olumsuz.

AKP içinde yaşananlar çok ayrı bir tartışmayı hak eder. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül-Bülent Arınç mevzusu, "yeni yetmeler sendromu"-"Üçüncü dönemim doldu sendromu", anayasal değişiklik sağlayabilecek TBMM çoğunluğuna hakim olma isteği, Hakan Fidan, IŞİD, petrol hesapları, Cemaatle gerilimler.

Kim Başbakan olacak? Kimin Başbakan olacağından çok Tayyip Erdoğan'ın istediği ve istediğini yapan birisi mi Başbakan olacak? Olursa ne olacak? Sahi bu Bilal'in durumu ne olacak türünden bir ton sorun ve soru orada bekliyor...

Selahattin Demirtaş seçimin parlayan yıldızı. Bu ülkenin ezilenlerinin ve mağdurlarının sözcüsü oldu adeta. Şimdi onları da bir sıkıntı bekliyor. Kendisine verilen bu destek ve oylar ne kadar kalıcı olacak? Parti olarak önümüzdeki seçimlere girmek açısından baraj anlamında kritik bir eşik. Hala Türkiye solunun bir kısmı ile buluşamadıkları bir "sınır çizgi"...  Bu desteğe ve oylara güvensen bir türlü, güvenmesen bir türlü kritik karar eşiği yani...

MHP'yi tartışmak anlamsız. MHP seçmeni sonuçta Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanı yaptı. Çatının sözde güven ilişkileri çöktü.

Mutlaka tüm bunlar üzerine uzun yazılar ve analizler yapılabilir. Ama ben bunları değil CHP ve CHP'nin almış olduğu daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu'nun almış olduğu Olağanüstü Kurultay kararına ilişkin basit cümleler kurmak istiyorum.

CHP'de bildik "kişisel hesaplar" dışında bir siyaset zemini tartışması çok zor biliyorsunuz. Bu yaşananlar bir yanıyla bildik bir CHP klasiği. Ama CHP'liler açısından sanırım bir siyaset zemini tartışmasına ihtiyaç var.

Kişisel çekişmelerden beslenip bundan "haz" alıp, siyaset konuşmayı pek sevmeyen CHP figürleri açısından bu epey bir zor durum.

Hatta bu tartışmalar bu grubun pek ilgisini çekmeyebilir... Zor iş yani kafa yor, durumu anlamaya çalış, toplumsal ihtiyacı belirle, bu ihtiyaçlara ilişkin bir politik hat geliştirmeye çalış...
Zor iş bunlar.

Oysa yılların ezberi var. Onları "devreye al" ve kuracağın cümleleri kolaylaştır.

Meselenin tarihsel ezberlerini ve kodlarını bilen insanlar açısından bu bildik bir durum. Yani çok yabancı olunan bir tutum değil.

Ama gerçekten ihtiyaç nedir sorusunun yanıtları geleceği kazanmak isteyenler açısından biraz zor ve üzerinde tartışmayı gerektiren bir hal.

Son söylenecekler bence en başından söylenmeli...

Bugünlerde "başarısız olan Kemal Kılıçdaroğlu hemen istifa etsin, kurultay toplansın" diye "coşan" CHP milletvekillerinin hedefi belli oldu aslında...

Bu arkadaşlar belli ki hem yerelde, hem genelde belli ki "önceden planlanarak" beklemişler ve bir anda birlikte harekete geçtiler...

Hedefleri belli oldu. Stratejilerin tek cümlesi var "işte başarısız oldunuz, HÜCUMMMM".

Odak noktaları neresi?

Kılıçdaroğlu'nu istifa ettirelim, istifa ettiremesek bile "hırpalayalım"...

Peki, bu figürlerin gerçekten siyasi karşılığı bu toplumda var mı?

Doğu Perinçek ve İşçi Partisi'nin ne kadar varsa o kadar var işte!

Ortak özellikleri şöyle görünüyor...

Bu kişilerin siyaset hırsı, belli ki toplumun ihtiyaçlarının önüne geçmiş durumda.

Toplumsal zemin bu kadar "sağcılaşınca", bu kadar "muhafazakârlaşınca" bu durumdan bir "seçim başarısızlığı" sonucu çıkartmak ve bunun üzerinden siyasal ikbal çıkarmayı hedeflemek ne tür bir siyaset zemini yaratabilir?

Görünen o ki, itiraz gibi görünen bir görüntüden yeni bir "sağ ve sığ politikalara" ortam yaratabilir...

Benim anladığım şudur: Bu arkadaşlardan ve bu ekipten bu ülkenin sorunlarını çözecek, emek dünyası, iş kazaları, taşeronlaşma, eğitim-sağlık hakkı, asgari ücret, inançlara özgürlük, kültürlere özgürlük, kimliklere özgürlük, HES'ler, ekolojist sorunlar, kentleri betona boğma, neo-liberal politikaların yarattığı yıkım, sendikalaşma, emek değeri, kadın-gençlik hakları, özgürlükler, demokratikleşme açısından bir beklenti çıkmaz-çıkamaz, bu alevlenmeler bir sonuç yaratmaz.

Çünkü bu anlayış CHP'yi çok yönetti ve statüko, devletçilik, tepedencilik ve halka uzak durma dışında bir çizgi oluşturamadı maalesef.

Bu açıklamalarda ve söylenenlerdeki sorun basit bir şekilde Kılıçdaroğlu'na "kitlenen" Genel Başkanlık sorunu değildir oysa ki...

Sorun, sol politikalardan ürken ve ulusalcılık adı altında aslında daha devletçi, darbeci ve statükocu bir çizgiyi savunanların "konjüktürel koşullardan yararlanma" ve siyaseti daha geri bir noktaya çekme çabasıdır... Kişisel ikbal çabalarıdır yani.

Bu durum hem genelde hem de yerelde böyle bir görüntü oluşturmaktadır maalesef. İyi niyetli görünmemektedir.

CHP açısından sıkıntı ve sıkıntının çözümü, genel başkan olmasından bu yana daha özgürlükçü cümleler kurup, pratikte "dengeleri gözetmek" adına sağ politikalara eğilim gösteren Kılıçdaroğlu ekibinin artık kritik bir karar vermesi noktasına kadar gelmiştir bence...

Ya toplumun gerçek sorunlarına dönerek bu sağcılaşmadan kurtulacaklar, daha halkçı, daha özgürlükçü, daha emekçi bir yol çizecekler ya da bu statükocu çizginin "gürültüsüne" toplumsal karşılığı hiç olmadığı halde sessiz kalacaklar.

CHP'nin kurultay kararı alması artık bir tercihi zorunlu kılmaktadır. Ne yapacaklar bakacağız göreceğiz.

Cumhurbaşkanlığı seçimi tüm siyasal partiler ve hareketler açısından yeniden bir tercihi doğuracak gibi durmaktadır.

Yine Cumhurbaşkanlığı seçimi kabaca söylemek gerekirse bu ülkede daha sol ve sosyal politikaları yürüten ekiplere ihtiyaç olduğunu göstermektedir...

CHP bunu yapabilecek mi?

Emin değilim? Tercihlerimizi/ tercihimizi iyi düşünelim...

Bakalım ne olacak? Tercih hangi yönde olacak?

twitter.com/bulentaslanhan