SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

12 Eylül Davası'nda müdahil değilim

Yazının Giriş Tarihi: 04.04.2012 12:35

Yanıbaşımda radyo davanın görüldüğü adliye önünden canlı yayın yapıyor.

Hemen herkes müdahil olmuş.

Uzatılan mikrofonlara "neden müdahil olduklarını" ve kendi meşreplerince 12 Eylül analizlerini anlatıyorlar.

Evet, 12 Eylül bu ülkeye bu ülkenin insanına unutulması zor acılar yaşattı.

Gencecik insanların boyunları sırf "ülkelerini sevdikleri" için darağaçlarında kırıldı.

Sorgulama odalarının 5. Katlarından 6. Katlarından atıldılar. Akıl almaz işkenceler gördüler. Anlatmaya gerek yok. Ben tanığım bunların hepsine. Daha çocuk yaşta 12 Eylül zulmünün her türlüsünü yaşadım.

Ama 12 Eylül davasına müdahil değilim.

Denebilir ki "müdahil olsan ne, olmasan ne" senin müdahilliğinin ne önemi var ki?

Doğru aslında. Ben müdahil olsam ne, olmasam ne?

Nasılsa hemen herkes müdahil olmuş.

Baksanıza 12 Eylül öncesi katliamların sorumlusu olan (Maraş, Çorum, Balgat, katledilen öğretim görevlileri ve bir çok katliam) ve 12 Eylül davalarında "fikrimiz iktidar, biz cezaevindeyiz" diyen MHP'liler bile müdahil.

Bugünkü uygulamaları 12 Eylül'ü aratmayan AKP Bakanlar Kurulu bile müdahil olmuş.

Bu durumda izninizle ben de kusur kalayım. Müdahil olmayayım bir önemi olmasa bile.

AKP'nin müdahilliği sizce tuhaf değil mi?

Uzaktan bir dostumla elektronik iletiler aracılığıyla hasbihal ediyoruz. "karışık bir iş vesselam deli dolu yazar kalem...." diyerek kafasındaki soruları sıralıyor.

"Madem 12 Eylül'ü yargılıyorsunuz, o halde neden, parasız eğitim isteyen, özgür üniversite diye haykıran, eteğime, sevgilime, internetime karışma, kahrolsun sınavlar, yaşasın hayat diyen çocukları da yargılıyorsunuz? Bir tuhaflık yok mu bu işte ???"

Bir diğer dostum sohbete katılıyor;

"Lisedeki kantin fiyatlarını protesto eden çocuğu da okuldan atmışlar... Biz çocuklara haklarını aramaları gerektiğini öğretmeye çalışıyoruz onlar bizim çocukları haklarını aradığı için terörist muamelesine maruz bırakıyorlar. Böyle demokratik siyaset, başlarına çalınsın..."

Şimdi bugünün "12 Eylül koşullarını" atlayarak dünün "12 Eylül"ünü yargılamaya çalışmak ne kadar inandırıcı. Ben de hiçbir karşılığı yok.

12 Eylül'ün meşhur arka planı "yeşil kuşak politikaları"nın "ürünü" olan AKP yargılamalara müdahilse ben değilim.

Son olarak 444 (4+4+4) diye anılan "eğitim operasyonunda" AKP hükümetinin yasaya karşı çıkan insanları gaza boğması, şiddetin dozunda sınır tanımaması, her tür zorbalıkla yasayı yeteri kadar tartışılmadan geçirmesini unuttuk mu?

Ben unutmadım. 12 Eylül yöntemlerini uygulayan bir hükümet 12 Eylül yargılanmasına müdahilmiş öyle mi? Ben müdahil değilim.

Tuhaflıklar AKP ile sınırlı değil ki. CHP'de bir tuhaf.

444 Yasası'yla ilgili tartışma Kur'an eğitimi, Peygamberin hayatı vs üzerinden yürütüldü.

Oysa ki bu yasa eğitim hakkını piyasalaştıran, kamusal olmaktan çıkartan, sömürüyü yaygınlaştıran, sınav-dershane odaklı bir sistem yaratan özellik de taşıyor. AKP iktidarı bu gerçeği örtmek için tartışmayı din ve inanç üzerinden götürmeyi tercih etti. Kuşkusuz bu alanda da sorunlar var ancak yasanın pratik anlamı yoksul aile çocukları için eğitimin neredeyse imkânsız hale gelmesidir.

CHP Genel Başkanı kürsüye geliyor. 'Kindar ve de dindar gençlik' arayan Tayyip Erdoğan'a Kılıçdaroğlu yanıt veriyor: 'İmam hatipleri ben açtım, diyaneti ben kurdum, ilahiyat fakültelerini ben açtım' demeye başlıyor..... Pes... Zorunlu din dersleri konusunu konuşmuyor bile. Bunun adı da "reel politika" oluyor. CHP övünecek başka bir örnek bulamadı mı yani?

T. Erdoğan, fıtratında din hürriyetinin bile derhal finans hürriyetine endekslenmiş olduğunu ispat edercesine, TUSKON'daki Anadolu Kaplanları'na son eğitim yasası ışığında bir vaatte bulunuyor:

"Büyüyen bir ekonominin, gelişen bir ekonominin en büyük ihtiyacı olan kalifiye elemanları artık çok daha yoğun, çok daha donanımlı şekilde yetiştireceğiz, bu alanda Türkiye'de yeni bir dönemi başlatacağız" Yani? "Parayı, finansı yöneteceğiz, böylece insanları (en büyük ihtiyaç olan ucuz emeği, kalifiye emeği) yönetebileceğiz!"

Peki bunu nasıl yapacaklar? Çocuk çırakları, on beşli yaştaki ergenleri nitelikli (kalifiye) emek yetiştirmek için staj adı altında sigortasız, güvencesiz angaryalarda sömürerek...

Bitirirken; 444 yasasına karşı direnen KESK'i gördük hep. Bugün 12 Eylül'ü sözde yargılayanlar Ankara'nın merkezinde KESK'i ve yasaya karşı çıkanları gaza ve suya boğdular.

KESK eyleminde polisin suyuna karşı, pankartlarını bırakmayan o bir grup devrimci vardı görüntülerde. Tazyikli su ve gaz onları yerinden kıpırtadamıyordu. Suyun taziki ile onların direnci çatışıyordu ve inatları, dirençleri insana umut veriyordu. Tıpkı 12 Eylül sonrası şimdiki iktidar siyasetçilerin yaptığı gibi hizaya girip suskunluğa gömülmeyen ve "12 Eylül'e direnenler" gibi.

Dün de bugün de ,eylemleriyle sloganlarını milyonlara ilettiler. Yenildiler.

Sonrası şairin dediği gibi;

"...yenenler,yenilenlerin dikişsiz ak gömleklerinde sildiler kılıçlarının kanını..."
Bir gün, bu topraklarda yaşanan tüm zulümleri halk yargılarsa "müdahilim".

Ama ben 12 Eylül yargılamasına AKP zulmü bitmeden müdahil değilim.