SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Küçük bir kitap kesti yolumu

Yazının Giriş Tarihi: 21.06.2016 00:03

Düṣüncelerle doluyken akıl kalp, Halis Solmaz´ın Anagert kitapҫığı unutmaya yitmeye bir direnci fısıldadı. Yerel folklorik yaṣamı kayıt altına almaya yaptığı katkıyla da ҫöpün üstüne ҫöp koymuṣluğa selam olmuṣ bir güzelinden.

Anagert, ṣimdiki adıyla Cevizli, Ardanuҫ´a bağlı dağların baṣında küҫük bir köy. Kimi yaklaṣıma göre anakale-anakentten türemiṣ Türkҫe bir isim, kimi yaklaṣıma göre Gürcü ve Rus iṣgallerinden kalma. Ama zaten ṣair de dememiṣ miydi Fırat suyu bir bölgeyi takma adlarla dolanmak zorundadır diye.

Benim iҫin Anagert, dutu cevizi ormanı suyu mısırı uҫurumdan vadiye yol bulan patikalarıyla canım annemin köyü. Annemin kimi kez yağmur bastırmıṣ dumanlı yaylalara, kimi kez de kurdu kuṣu bile horona, bara durmaya ҫağıran düğün makarlarına benzemesi de bu yüzdendi hep.

Halis Solmaz, bu köyün oğullarından. Trabzon öğretmen okulundan 62-63 döneminde mezun olmuṣ. Pek ҫok ҫağdaṣı gibi öğretmen. Emekli olana kadar Rize, Hatay, Ardanuc, Yusufeli, Bursa'da öğretmenlik yapmıṣ, halen Bursa'da yaṣıyor. Halis amca ama aynı zamanda aramızdan ayrılalı beri sıcacık gülümsemesini hatıramızda taṣıdığımız sevgili Fikriye teyzenin de eṣi. Geҫmiṣin zorlu yıllarında incelik ve dayanıṣma yüklü ziyaretleri unutulur gibi değil. Canlandırdığı bu hatıralar iҫin de sevindim yolumu kesmesine.

Bir de ṣundan ötürü mesela; "Kimse kapı bacasını kilitlemez. Araҫ gereҫleri aҫıktadır. Kimse kimsenin birṣeyine el sürmez, zarar vermez, hırsızlık diye birsey duyulmamıṣtır. Herkes birbirine yardımseverlik, dayanıṣma ve empati duyguları ile bağlılık iҫindedir. Kavga ve dargınlıklara rastlanmaz. Toplumdaki bu güven, düzen ve kültür beni hep duygulandırmıṣ, gurur kaynağım olmuṣtur" gibi cümleleri, gökteki yıldızlar kadar ҫok köylerden birinde yine gökteki yıldızlar kadar uzak bir köyde bu özendirci gerҫeklikle dolaṣıma sokabildiği iҫin de sevindim yolumu kesmesine. Ağır engebeli derin ve daralmıṣ araziye baharın gelmesiyle baṣlıyor pastoral serüven.

Köyün kıṣlağı Sapset'ten de dönüṣ zamanı baharla, toprağın buğulanmasıyla. Bir ҫift öküzü olanlar bir baṣka tek ҫifti olanlarla birlik olup tarlalarını sürebiliyor, birbirini destekliyor, sırasını biliyor birbirine nezaket gösteriyor tabiatın sırasını gözlerken öğrenileni boṣa ҫıkarmıyor. Halis Solmaz'ın, tohum ṣerbetlenmesi, dikime hazırlık, mısır tütün tarlalarının sürülmesi, mısırın aralarına fasulye katılarak ekilmesine dek tüm doğa ҫevrimini pınarlardan akan sular gibi anlattıklarına ҫocukluğumdan ekler yaparak okudum.

***

Aslında yolumuz Kayabeg dedegilin orda kesilirdi ilkten. Annemin güzelliği unutulmaz Sona halasigile uğrardık. Büyük ailenin torunları genҫ öğretmenler Fehmettin, Güner, Sedat Yalҫın yaz tatiline gelmiṣ olurlardı, İlker abi İstanbul'da, Alim abi Rize'de olurdu ҫoğu kez. Daha sonra Halis Yazıcı ile Aṣağı Irmaklar'daki düğünlerini hayal meyal hatırladığım köyün en alımlı kızlarından Nermin abla kahve yapardı. Biraz ileride İbrahim dedegilin evi.

Bir gün Aṣağı Irmaklar'daki evde büyükbabam Nevzat Önal'ın sırlar taṣıdığını sandığım yüzünde bir ıṣık gelip geҫmisti. Kapıda fötr ṣapkasıyla kuzeni İbrahim Altun belirdiğinde bu misafirden duyduğu hoṣluğun ıṣığı, neredeyse kırk yıl sonra annemi sonsuzluğa uğurlarken Cemil Altun'un yanıbaṣımızda durarak bize güҫ vermesiyle tekrar hatırlamam bundandı. Cemil amca bu köyün bir insanı olarak Bursa kamuoyunun demokrat aydınlık ilerici değerleri arasında seҫkin isimlerden oldu her zaman.

Bursa'daki bu isimler arasında Ferah - Erdal Altun, Türkan - Zikri Güzelsoy ile sonsuzluk hatıralarında yer alan Ṣahander - Adem Altun'un, zorlu zamanlardaki nezaketli dostluklarını herkeslere anlatmak isterdim doğrusu.

Daha da ilerleyince dedemlere geliniyor, göğüs kafesimi dolduran hüznün yerini düğün ṣenlikleriyle değiṣtirmek istiyorum.

***

Hoṣgeldine gelmiṣler, Tekin, Taleh Yılmaz, Kemal Önay, babamla sohbet ediyorlar, yaz olunca öğretmenler, izne gelen genҫler hep köyde. Kadın erkek ҫoluk ҫocuk herkesin birbirleriyle karṣılaṣmaktan duyduğu sevinҫle kucaklaṣtığını gören herkes gibi ben de, dağın dağa kavuṣacağına inandım hep.

Ҫok erken yitirilmiṣ yüzlerin gülüṣlerine yol aҫıyorum hatıralarda, Metin Yılmaz, dayım Halil Önay, Nermin yengem hayatta ve evlenmemiṣler henüz. Metin abiyle dayım lisedeler, Artvin'de sinemaya götürdükleri nenemin Vahi Öz'e pek güldüğünü söyleyip ṣakalaṣıyorlar. Yakıṣıklılığı bitmeden kaybettiğimiz Selahattin dayımın hatırasını yıllardır soldurmadığı ҫiҫeklerle sürdüren yengem Sabahat Önay daha ҫok genҫ. İҫim Kibrinaz teyzeme sokuluyor, bir o bize teselli ṣimdi. Bir de ṣu kızılcık var suyun basında. Su nenemlerin evin yanında. Kızılcığın sadece fırtınalarla yarıṣan hızdaki Gülhanım nenem iҫin aҫtığını zannederdim, bütün pestilleri ṣerbeti bir tek nenem bu kadar lezzetli yapardı.

Mehmet Alkan, Sediye yenge oğulları Azamettin'e ҫok güzel bir düğün yapıyor, ҫok güzel bir kız geliyor atla, kimse bilemez bu damadın erkenden veda edeceğini hayata, hemṣire okuluna gitmesine annemin ҫok sevindiği kuzeninin Alim Yalҫın'la düğünü bu ara, Cahide ablanın da erken vedasına yer yok bu ṣenlikte.

Yekpare ağaҫtan oyulmuṣ tepur denen tahtadan bir tepside, ıṣıl ıṣıl mavi gözlü bir adam kaҫak tütün doğrarken, yapraklar ellerinden uysal kuṣlar gibi uҫardı. Dedem, Karani emi. Ҫok sonraları farkettim ki dedemin gökteki gölgelerden rüzgarın ne yana döneceğine, hayvanların yaylaya ormana düze nasıl ҫıkarılacağını bilmesine, doğayla kurduğu bu muazzam sessiz dostluğa duyduğum hayranlıktan ötürü de özlermiṣim bu dağları.

***

Yaya olarak beṣ saatlik mesafeden gelen sulama suyunun kesintisiz akması iҫin, her yıl zamanı geldiğinde arkı onarıp temizlemeye giden arkҫı ekiplerin karṣılığı Kavurma düzünde yedikleri kavurmadır. Irgatlıksa komṣu hatrına karṣılıksız yardım, ödülü birlikte yenen biṣi, katmer, tırpanları masatlarken edilmiṣ bir cigara iҫimlik unutulmaz sohbetler.

Sırtını uğultulu dağların sert yamaҫlarına vermiṣ bu köylerin yazgılarını yazarken, yol vermez sarp zirvelerde bulutların yetiṣemeyeceği, zorluk yokluklarla kuṣatılmıṣ hayatlarında, aydınlanmaya eğitime verdikleri göz kamaṣtırıcı değer hep teslim edilmiṣtir.

Tarlası, harmanı, ҫayırdan ot getirmesi, odun ҫekilmesi arasında binbir zorlukla baṣ ederek okumayı inatla sürdüren bu tutumla ilgili de aktarım var. Daha sonra Yargıtay hakimliğinden emekli olacak olan Necmettin Coṣkun'a babası Kasım eminin aldığı takım elbiseyi ödünҫ alır da Halis amca "I am a rich man"i sahneleyebilirler okulda.

Okumayana varmayan kızları, okulu öğretmeni seven köyleri, annemin de dilinden düṣürmediği öğretmen Kadem Varol'un ṣahsında, bu tutkuyu da saygıyla anmıṣ Halis Solmaz.

Baharla baṣlamıṣtık ya, harfanası pancarcısı, yaylalara ҫıkan Subiye, Gülbeyaz, Rabia nenelerin süt yoğurt kaymak, kuymak, yağı, değirmende buğday öğütmenin sırları, köyün doğayla bütünleṣen döngüsüne emekle bilgiyle katılmıṣ nice isimlerden Nusret, Hamza, Kadem, Hüseyin, Sıddık, Sükrü, Hüsen, Cevri emi, Adem ҫavusun katkılarıyla güz de geҫer, Halis Solmaz duyduğu ṣükranı sade bir ҫalıṣma ile dile getirir.

Harp, kaҫakaҫlık seferberlikten göҫlere kendi haҫını sırtında taṣımıṣ memleket insanlarının sonrası yine kıṣ. Anadolu'nun binlerce köyünde olduğu gibi toprakla bağ yanlıṣ yerden kesilir.

Leman Albayrak'ın ҫok baṣarılı yüksek lisans tezinde yer verdiği bilgiye göre 1965'lerde altı binden fazla olan yöredeki 13 köyün nüfusu, 80'li yıllarda beṣbinlere, 2012'de ise sekiz yüzden aza inmiṣ. 12 Eylül döneminin bu gönülsüz göҫlere neden olduğu da bir gerҫektir. Canım eniṣtemiz Celal Bayraktutan'ı hep hüzünlendiren güzelim ṣeftali zeytin asmaları gibi baraj suyunun altında kalan nice bahҫeler bir yanda, harmanların ağaҫların yalnızlığına karṣı, derelerin kardeṣliği iҫin uğraṣ verenlerden Kemal Yüksel ve mimar Kamile Kaya ile Ardanuҫ'ta sohbet ne hoṣtu.

Ekṣi elma kokan ambarlar boṣalır, göҫ olur .. Da Yalnızҫam ve Karҫal dağlarının birdenbire ayrılmıṣ, kanyonlarının derinlerinden akan Ҫoruh'un eṣlik ettiği karlı pınarların suyunu iҫmiṣ bu dağların torunları bağnazlık ve mutlaklığa karṣı, doğaya duydukları parҫalanamaz aidiyetle, Cerattepe'de keser yolunuzu.

***

ҪOK TEṢEKKÜRLER SULTAN NENE

Gözlerinde ıṣık, ağır bir his, ne ҫok sevinirdik bize geldiğinde, Nejat'ı ne ҫok severdin. Maraṣ'ın Ҫiğli köyünden Ankara'ya, Almanya'ya doyurduğun kolladığın bütün evlatların iҫin üniversitelerde okuttuğun oğulların kızların iҫin, sevginden iyi dileğinden esirgemeden bize de nenelik ettiğin iҫin ҫok teṣekkürler Sultan nene. Yüz yıla yaklaṣan yaṣında yarı sürgün yaṣadığı bu hikayede kadim bir Kürt nenesi kattı ki hayatımıza, tek tesellimiz sonsuzluğu kendi toprağında karṣılaması oldu. Ҫocuklarımızın arkadaṣı torunları Berfin ve Cem'in kimliğinde tüm Ünlübayir ailesinin acısını paylaṣır hatırasını saygıyla anarız.