SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Yaşasın erkekler!

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2017 00:29

2016 yılında yaşanan 261 kadın cinayeti, 417 çocuk istismarı, 119 tecavüz, 75 taciz vakası... Daha çoğalır bu liste ve rakamlar.

Bugün erkeklerin bu rakamsal başarılarının(!) yâd edildiği gün olsun kadınları yazarken. 1857'de dokuma işçileri kadınların can vermesinden doğan günü yerine; bahar geldi diye, yeniden sevebilsinler, sevilebilsinler diye hatırlansın isterdim kadınlar tabi Clara Zetkin ve Rosa Lüxemburg'u anarak.

Kadınlardan bu kadar korku niye? Onları kapamak, yaşamın kıyısına itmek, dışarılarda görünmesin istemek, sadece çocuklara anne olsun diye rol biçmek de neyin nesi?

Küçük ayaklarının izlerinden başka ne bırakabildi kadınlar bu hayata bedelini ödemeden. Erkekler her yerdeler. Olsunlar da karınlarsız yarım, eksik, olamamış halleriyle de kendilerinin farkında değiller.

Neden böyle? Barış içinde yaşanamaz mı dünya deyince Eduardo Galeano geliyor aklıma;

"Çok eski zamanlarda, güneşin oğulları ve ayın kızları Afrika krallığı Dahomey'de birlikte yaşıyorlardı.

Ve tanrılar onları ayırıp birbirinden uzağa mahkûm edinceye kadar, bazen kucaklaşarak bazen kapışarak birlikte yaşadılar."

Dövülen kadınlarla şiirler yazılan kadınlar aynı değil mi aslında? Düşünce, bilim, felsefe dünyasında dahi hep erkeklerin koyu gölgesinde parlayamadan yok olan kadınlar çoğunlukta. Sokrates'in dediği gibi "Mutlaka evlenin. Eşiniz iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa filozof olursunuz" gibi düşünsek ülkemizdeki filozof sayısına bakarsak çok mutlu evliliklerin olmasını bekliyor insan aksine bu kavga, dövüş, kadın cinayetleri, işyerlerinde haksız ücret vs. karşılaşmak yerine.

Dayaktan, küfürden, tacizden hırpalanan, yaşam hakları ellerinden alınan kadınlar aslında hava gibi. Hem her yerdeler hem hiçbir yerde.

Doğuracaklarına, aldıracaklarına atacakları kahkahalara kadar sorumlu erkekler, bir tek mutlu gülümsemelerinden değiller.

Baba evinden koca evine giden kadınların kaç tanesi kendisi olabilme, nefes alabilme koridoruna sahip? Gelenekçi, ahlakçı, örfçü, adetçi, dinci, imancı her erkek kadının hayatında bir şekilde söz sahibi. Bir kendi değil. Okumuşu, okumamışı bu teknede yoğruluyor.

Ne dersek diyelim çok az kadın kendisine kendisi olma şansını hediye etmiş erkekle karşılaşabiliyor hayatta. Ya da çok az kendi yalnızlığı içinde kendisini bulmaya çalışıyor ve cezası yalnızlık oluyor elbette. Ekonomik güç de belirleyici olmuyor çoğu zaman erkekler egemenken.

Dünyanın yükünü çekerken bir tek sevginin hafifliğini yaşayamıyor kadınlar. Sevginin dayanılmaz ağırlığı. Ne ağır bir yük!

Galeano "Acı susarak söylenir." diyor ve ben de susarak yazıyorum.