SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Türkiye'nin Gazozu

Yazının Giriş Tarihi: 29.02.2016 00:03

Gerçeğin dili simgeseldir oysa. O dili iyice okuyanlara, gerçeğin halinden anlayanlara ve anlatabilenlere sanatçı diyoruz.

Sinema başka bir ifadeyle bize ulaşıyor. Ruhlar var beyaz perdede bizi bize anlatan. "Gerçekliğin içine işleme yetisinde olanlar gerçekliği döller" derken Eduardo Galeano, filmi izledikten sonra tam da içimde yeniden oluşmaya başlayanlardan söz ediyor.

Oysaki gerçekliğin özenle maskelendiği, yalanlandığı bizim gibi ülkelerde o sahiciliği yaşayanların kesilmiş dillerinden konuşulanları görmeye, duymaya, anımsamaya ne kadar ihtiyaçları var.

Gençlerin hiç bilmedikleri bir Türkiye, gazoz şişesine saklanmış filmde. Çocukluğumuzun gazozlarındaki sarı leblebiler, yazlık sinemalar, toplumsal yasaklar, komşuluklar, mahalle arkadaşlıkları, usta çırak ilişkileri, bilgisayarsız yaz tatilleri, yalın sade bir geçmiş olacakken dağılan insan suretleri.

Bir dönemim Türkiye'si. Ne kadar başkaymış gibi görünse de ne kadar aynı pek çok şey.

Yüksel Aksu, CemYılmaz evet varlar. Ama asıl oyuncular bu topraklarda bu güne değin, "...'lar ölmez" diye adları geride kalan arkadaşlarının boğazlarında takılı kalmışlar, cesedi dahi bulunamayanlar, işkencelerde, açlık grevlerinde ailelerine kemik yığını olarak teslim edilenler .

Başrol oyuncuları ve bu filmi yaratanlar bizim geçmişimizde taşımaktan yorulmadığımız acılarımız.

Üzülüyoruz, üzüleceğiz. Biliyoruz bu toprakların belleği çok zayıf. Bir çocuk masumluğuyla mı, bir meczup gülümsemesiyle mi, her ne akılla, duyguyla ise safiyane bir umut ve unutuluşla yaşıyoruz günleri.

Bu nedenle biz bu filmi daha çok izleriz.