SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Sorular tatilde

Yazının Giriş Tarihi: 17.01.2020 17:23

"Hadi sor çocuğum! İstediğin kadar cesurca sor, ben yanıt vereceğim. Bir insan için bilmemek sormaktan daha kötüdür. Çok soran insan çok şeyi anlayabilir ancak. Yalnızca çok şeyi anlayan biri adil bir insan olabilir."

Stefan Zweig'in 'Gömülü Şamdan' kitabından yaptığım bu alıntı, bizim bütün karne notlarımızı, takdir, teşekkür belgelerimizin alt yazısıdır.

Memleketin, adaletin, işsiz gençlerin, ne yapacaklarını bilemeyen yetersiz büyüklerin, kısaca hepimizin haline bakınca benim çocukluğumun diliyle söyleyeyim "ikmale kaldık!"

Çağın elbette olumsuzluklarını da dikkate almadan doğru bir değerlendirme yapamayız, teknolojinin, yoksullukların, savaşların, adil olmayan bölüşülemeyen gelirlerin, hastalıkların, mutsuzlukların etkisiyle, çoluk çocuk yalnızlaşan hepimizin durumu içler acısı.

Tatil gelince ne sevinirdik daha çok kitap okumaya fırsatımız olacak diye. "Bizim zamanımızda..." diye başlayan cümleleri oldum olası sevmedim ancak olumsuza doğru giden bir farkı da görmezden gelemeyiz. Çocuklarımız sınavların, içi boş müfredatların, çok şey bilirmiş gibi dünyayı yakıp yıkan beceriksiz büyüklerin dünyalarında ne kadar çaresiz kalakaldıklarını görebiliyorum. Üzülüyorum. Biz onlara ne öğretiyoruz? Kendimizin bile bilmediği içi öylesine kulaktan doldurulmuş kavram, çerçeve, kurallarla değersizleşen dünyalar yaratıp en değerli çocuklarımız doğru yaşasınlar, bizi kıvandırsınlar diye bekliyoruz. Hakkımız var mı? Bana kalsa yok. Onlarla aynı dünyada yaşarken biz eğrilip bükülüp, omurgamızı kaybetmiş halde yaşarken bunu beklemek ancak yetişkin küstahlığı olsa gerek.

"Bizdeki kitapların çoğu iri harflerle basılıyor Olric. Kültür seviyemizi gösteriyor bu iri harfler. Okumayı yeni öğrenen bir millet olduğumuz için iri harfleri tercih ediyoruz. Daha harfleri yeni söktüğümüz için, onları satırlar arasında kaybetmekten korkuyoruz. Az gelişmiş harfleri seviyoruz. Geniş aralıklı satırlar, sayfanın kenarlarında büyük boşluklar, içimizi serinletiyor. Bütün babalar, oğullarına: Oku da adam ol! diyorlar. Gene de kimse okumuyor. Biz adam olmayız Olric" diyor Tutunamayanlar'da Oğuz Atay. Tutunamamak  bu olsa gerek.

Geçen gün haberlerde "Sadece Amerikalı kadın astronotların gerçekleştirdiği uzay yürüyüşü tarihe geçti" diye bir haber dinledim. İçimden "Biz daha sokakta çekinmeden yürüyemiyoruz."  cümlesi geçiverdi.  "Korkunun sıradanlığına öylesine alışmışız ki " derken başka haber kulaklarıma değdi  ve her ne kadar artık inanılmaz gelmese de "Artık  kadın voleybolcularına bir kıyafet devriminin (!) şart olduğunu düşünmeye başladım. Ne de olsa o halde başarıdan başarıya koşulması son derece anlamsız, yersizdi. Başarı kadınların giyimi, kuşamı, bedenini nasıl kullanacakları, evli mi bekar mı olarak vergi verecekleri gibi konularda özellikle kız çocuklarına iyi (!) örnekler gerekliydi. Tabi erkek çocuklarına da. Çünkü birlikte omuzlayacakları yaşamda herkes yerini, giyim kuşamını, kime itaat edip etmeyeceğini, neye karar verip vermeyeceğini erken yaşlarda öğrenmeliydi. Çünkü "Ben bilmem beyim bilir"di.  "Ben bilmem beyin bilir"i öğretememekten doğan bir çaresizlik içinde çırpınan bir öğretmenden başka türlü bir yazı beklerdiniz belki de "Beyim" olmadığı içindir.

Ben ne olursa olsun kitaplara, yazarlara sığınanlardanım. Çağın zehrinden, çocukluğumdan bu yana beni koruyan onlar oldu biliyorum. Eski Yunan'da bir kütüphanenin dış kapısında şöyle yazıyormuş; "İnsan ruhunun iyileştirildiği yer."

Çocuklarımızın bekası filan için değil, onların o naif ruhlarını korumak için, içinde soru işaretleri dolu olan kitaplar hediye edelim, belki yetişkinler olarak ödevlerimizde  sorumluluğa kalmayız.