SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Lethe

Yazının Giriş Tarihi: 05.03.2020 02:02

Bizler bu coğrafyada çoğunluk susmaların, içine atmaların, kendinden vazgeçip feda etmelerin terbiye ettiği kadınlarız. Geleneklerin, erkek kararlarının sonuçlarına katlanarak kamburlaşanlarız. Öldürmelerle, tacizlerle, ürkerek nefes almaya çalışanlarız. Neredeyse mahcup olarak var olmaya, görünmez adımlarla sessizce yol alanlarız. Faili belli koca cinayetlerinin, "Ya benimsin ya kara toprağın", "Saçı uzun aklı kısa" cümlelerinin kurbanlarıyız.

Varsa böyle yaşamayan birkaç şanslımız o da ya babası ya da eşi diğerlerinden daha insanca düşündüğündendir.

Anne olmak ise eksik gedik kendimizi sürüklüyorken, kadın olarak başka bir kalbi daha taşımaya başlamaktır. Annelerin ortak noktası acılarının benzer olmasıdır. Bir mülteci anneyle, anlamsız bir savaşta evladını kaybeden annenin acısının aynıdır. 'Cumartesi Anneleri'yle diğer günlerin annelerinin acısının ortak olduğu gibi. Çünkü evlat kaybetmek bir anne için bambaşka bir boyuttur, savaşlara meraklı erkeklerin pek de algılayamadığı. Ateş düştüğü yeri yakmaz artık. Dünya yangın yeridir bundan sonra. Acılar yer değiştirmez yerleri, adresleri aynıdır.

Ölenle ölünür anne olununca örneğin. Hep bir eksikle başlar anne uyandığı her güne. Ama bunu bilmez savaşı çıkaran erkekler. Anneler, kadınlar bu nedenle hep daha barışçıl olmuşlardır tarih boyunca. Bu duyarlılıkta erkeklerin de var olduğunu bilerek, böyle evlatlar yetiştirerek dünyayı yaşanır bir yer olarak görmek istiyoruz.

Aklı başında kadınlar olarak kendimiz olarak yaşamak, çocuklarımızla, sevdiklerimizle hatta sevmediklerimizle dahi kır-gür olmadan huzur ve dinginlikle yaşlanmak istiyoruz.

Bizlere yapıştırılan o etiketlerden sıyrılmak, muhakkak erkeklerin beğeneceği bir güzellik algısı yaratmak telaşını bırakıp, kadınlar çiçektir, böcektir zırvalarından kurtulup ne olmak istiyorsak onu olmak, varsa başarmak istediğimiz bir alan engellenmeden çalışmak istiyoruz. Herkesle ve var olan her şeyle barış içinde, cinsiyetçi bir söylemin ötesinde insanca yaşamayı istemek kadar onur kırıcı bir şey yok aslında bizler için. Hala ve bu yüzyılda buna ihtiyaç duymak, bunu dile getirmek dahi bizim değil erkeklerin de utancı olmalı.

Ne diyor Jose Saramago "Körlük" kitabında; "Erkekler hep aynı, bir kadının karnından çıkmış olmayı kadınlar hakkında her şeyi bilmek için yeterli sayıyorlar."

Bir kadın çoğu erkek için, doğduğu ve doyduğu yer kadar ne yazık ki.

Bu nedenle biz kadınlar kör! erkekler istemiyoruz. Kör babalar, kör eşler, kör oğullar, kör sevgililer ve bunların farkında olamayan kör kadınlar da istemiyoruz. 

Lethe yani "unutkanlık", Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasında akan nehirlerden birinin adı. Bu nehrin suyundan içen gölgeler (ölülerin ruhları) dünyada yaşamış oldukları geçmiş fani hayatlarına dair her şeyi unuturlarmış. Nehrin kenarında yaşayanlar gerçek hayata hiç yaklaşamayanlarmış, korkmadıklarını söyledikleri halde kendilerinden en çok korkanlarmış. Nehre girmekten korkmayanlar ise kendi kaderlerini kendileri yaratmayı göze alanlarmış.

Bizler unutuşun nehri Lethe'den geçmeye, bir yudumda bir ömür biriktirdiklerimizi silmeye, içsel hesaplaşma yolculuğuna, Lethe'ye girme cesaret göstermeye hazırız.  Çünkü unutmayı başarmış ve gözlerini yeniden açabilme cesareti göstermiş insanlarla birlikte insanca yaşamayı hatırlamak istiyoruz.