SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kadınlar ne ister?

Yazının Giriş Tarihi: 05.12.2019 12:27

En temel yaşama hakkı olan öldürülmemeyi isterler. Ellerinin hamuruyla çoluğu çocuğu bütün yüklendikleri sorumluluklarıyla var olmaya çabalarlarken, sırtlarından bıçaklanmamayı isterler.

En çok da sevildiklerini zannettikleri erkekler tarafından değersizce, sokak ortalarında, çocuklarının önlerinde çaresizce dövülmemeyi isterler.

Toplumun öğrettiği erkeklerin güçlü olduğu, kadınların süslenmek dışında bir amaçlarının olmadığı, annelik dışında hiçbir becerilerinin yüceltilmediği, erkeği mutlu etmeye programlanmış bir varlık olmadıklarının bilinmesini isterler.

Tecavüz, taciz, dayak, hakaret ve değersizleştirilmeden insan olarak toplumla birlikte yaşamak isterler. Ne olmak istiyorlarsa o olmayı baba, koca, oğul, etraf, el alem, konu komşu, gelenek, tabu, ayıp, yasakların ötesinde var olmak isterler.

Erkeklerin amatör olduğu sevgi liginde, profesyonel olmanın zorluğunu yaşarlarken yapayalnız kalmamayı isterler.

Kadınlar kendi bedenlerinin ve ruhlarının söylediklerine göre yaşayamıyorlarsa özgürlüklerinden de söz edemeyiz. Tabi önemli olan soru şudur bu noktada. Kendilerinin söylediklerini zannettikleri ses gerçekten onlara mı ait? Farkında olmaksızın içselleştirilmiş öğretilerden, çocukluğumuzda içimize işleyen kuralların sesini mi dinliyoruz? Bu ayrımları yapan, düşünen, sorgulayan kadın ancak bir güvercin ürkekliğini duymadan yaşayabilir.

Çoğumuz sokaklarda artık karanlıkta bile değil güpe gündüz yürümekten korkar olduk. Bir otokontrol ve istemsiz bir sıkı disiplinle adım atıyoruz artık. Korkuyoruz. Adımızın, onurumuzun lekelenmesinden ve düşündüğümüz gibi yaşayamıyor oluşumuzdan. Baba evinden koca evine giden ve oradaki iki dünyada sıkışıp kalan kadın ne yapabilir?  Kabuğunu kırmaya çalışmanın bedelini ödemenin ne olduğunu o kabuğun içindekiler çok iyi bilirler. İstemediği bir şeyi yapmama ne büyük lükstür biz kadınlar için.  Bütün mesele insan hakları ve eşitlik meselesi en temelde. Başkada bir şey değil aslında. Erkeklerin bunu anlayamıyor olmaları ise durumu daha hazin hale getiriyor. Bu bilince sahip olmayanlarla evlenip, işyerinde çalışıp, sokakta alış veriş yapıp, komşu olup, akraba olup yaşamaya çalışıyoruz.

Faili meçhul kadın cinayetleri, kadını koruyamayan yasalar, iyi hal indirimleri, kız çocuklarının çocuk evlilikleri, tecavüzcüsüyle evlendirilip namus temizleme faaliyetleri ve daha yazmakla da bitmeyecek birçokları. Sadece üzülüyoruz. Erkekler adına da. Yaşanabilecek en güzel dünya böyle olmamalı oysa. Bunu başarabilecekken şu gazete haberlerindeki manşetlere, halimize bir bakın.

Ellerinde bıçak tutan erkeklerin yanında onları sevebilmeyi becerebilen, kadını edebiyata çeviren Edip Cansever gibi kalemler de var bizi anlayan. Okurken seviniyoruz. Ama biz yine de kelimelerin dışına çıkıp gerçek yaşamın içinde var olmak istiyoruz.

"biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri/seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle/bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor - acaba?/evet, çok değil konuşurken düzeltiyoruz/orayı burayı topluyoruz,/yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz/ama biliyorsunuz ki gene de/hepimiz, işte hepimiz/bitmenin, tükenmenin yorgunluğu içinde./gözler mi? tavana dikili, hayır, pencereye/yağmalar, sürgünler, yangınlar içinde/çünkü bu boşluk; tüneller, çukurlar, kapkacak ağızları/mağaralar, denizler, gökyüzleri değil de/bu boşluk, o bir türlü dolduramadığımız, o/orman, dağ, kısacası evrenle./biz bu lavanta kokularını bilmeden taşıyoruz/biz bu tavana bilmeden eski rengine boyuyoruz/bu bizim terliklerimizde ufacık güller oluyor - acaba?/evet, çok değil, onları bilmeden hoşa gideriyoruz/sormayın, ama sormayın, bilmeden aralık tutuyoruz kapılarımızı/bilmeden bekliyoruz, bilmeden uyuyoruz sabahlara değin/kim bilir, belki de biz/tanrısıyız en olunmaz şeylerin./bu bizim en düzenli hareketimiz: olmak/asılıp kalmışız sokak fenerlerine/asılıp kalmışız öyle, görenler bizi görüyor/görenler bizi görüyor ve gidip geliyoruz dikkatle/doğrusu, niye saklayalım, hepimiz bunu yapıyoruz/ama biz yaşıyorken de bunu yapıyoruz sadece/cansız/ve gidip geliyoruz dikkatle./biz bu kendimizi boşuna soruyoruz kendimize/boşuna asıyoruz onları, boşuna öldürüyoruz/bu bizim gözlerimizden ufacık şeyler geçiyor - acaba?/evet, çok değil, bakışırken düzeltiyoruz/biz ne garip şeyleriz ki; doluyuz, bazıyız, avuntuluyuz/ve bizim en güzel öldüğümüzdür bu: yaşamak/ben biliyorum, yalan mı, siz de biliyorsunuz."