SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Kaderin günlüğü

Yazının Giriş Tarihi: 11.10.2015 10:56

Sevgili Günlük, bugün günlerden Ankara. Katliamları ve failleri meşhur Türkiye. Ve tarihlerden acı.

Üç tarafı kanla çevrili paramparça olan bir ülkeyiz artık. Katliamın acısı, çaresizliği nasıl yazılabilir? "Oluk oluk akan kanlar"dan kim , kimler sorumludur?

Bu coğrafyanın bunca yıllık tarihinde taşlamakla tükenmeyen şeytanlar, bin bir kılıkla karşımıza çıkmış halleriyle çoğalmaktayken ve kalplerimiz çatırdayarak yok oluyorken "insan" nasıl yaşamaya devam edebilir?

Bu ülkede ötenazi (kişinin kendi kendisini öldürme hakkı) etik olarak ve hukuken dahi yasakken, dindar ülkenin insanları hangi güce dayanarak bir başkasını öldürebilme haklarını kendilerinde görebilmektedirler?

Neyin savaşıdır bu?

Ölümün dahi haklı olması gereken yerler olmalıdır diyor kalbim. Olmalı ki bir parça dahi olsa acılara dayanabilelim.

Cellâtlarımızla, katillerimizle aynı topraklarda, aynı havayı soluyoruz. Gençlerimizin, çocuklarımızın, evlatlarımızın, insanlarımızın ölümlerini izliyoruz haber kanallarından donup kalarak, şaşkınlıkla.

En yoğunlukla yaşadığım duygu utanç oluyor. Çocuklarımızı koruyamadığımızdan onlar için yaratamadığımız bu ülkeden, kendimden ve hepimizden.

Türk Dil Kurumu sözlüklerinde bazı sözcüklerin karşılığını bulamaz oluyorum.

"İnsanlık", "Acı", "Keder", "Vicdan" gibi pek çok boşluk var tanımsız. Ölü yıkayıcılarının yanına, cesetlerin parçalarını bulmaya çalışan ölü toplayıcılar ekleniyor.

İçim acıyor.

Bir kare var gözümün önünde."İnsan ve Doğa Katliamına Dur De!" sloganının yazılı olduğu pankartın yanında bir tek spor ayakkabısı.

İçi kanla dolu.

O ayakkabıyı giyen genci düşünüyorum. Belki üniversiteye yeni başladı. Belki henüz gönlünü çelen bir kıza henüz onu sevebilme ihtimalinden bile söz edemedi. Belki annesine doyasıya sarılamadı. Belki babasıyla, kardeşleriyle, arkadaşlarıyla yeterince sohbet edemedi.

Her şey yarım o ayakkabıda.

Bu ülkede olduğu gibi. Hiçbir şeyin eşi yok. Ülkeler arasında yarışma yapılsa Nobel'i biz alırız "Tüm yılların en başarılı katliamcısı" olarak.

Yılın Oscar'ı bize verilirdi. Her dalda bütün ödülleri alırdık. "En iyi senaryo" ,"En iyi yardımcı oyuncu" gibi.

Bu ülkede yaşayanlar hak etmedikleri kaderleri ve kederleri yaşıyorlar.

Tarihe nasıl geçeceğimiz, geçtiğimiz belli. Belleklerimiz o acıların tarihiyle yazılı. Kalbimiz mezar taşlarını okuyan gözlerimizin içinde boğuluyor. Ülke olmaktan çıktık. Yaşayandan çok ölü var ve mezarlığa döndü topraklarımız. "Nerelisiniz?" deseler, "Ölümden, hem de içinden" diyeceğiz artık.

Aklıma oğluma ona küçücükken sorduğum "Vicdan nedir?" sorusuna verdiği yanıt geliyor birden."Anne bence vicdan, kaderin günlüğüdür."

Bırakın bu ülkenin kaderini iyi insanların vicdanı yazsın.

Bırakın...