SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Haydi gençler, 'Acil'e!

Yazının Giriş Tarihi: 13.07.2016 11:55

Doktor arkadaşımın hastaları ile ilgili anlattığı durum aslında ülkedeki sosyal bunalımın göstergesi. Tıpkı acile kız bakmaya gidecek kadar kendini şaşıran insanlarımız gibi.

Asıl fıkra olacak kısım ise, yetkililerin bu konuyu acilen çözülmesi gereken sosyolojik, psikolojik bir sorun olarak görmeyip başarı hanelerine yazmaları. Yani o kadar iyi hasta hanelerimiz var ki o kadar olur! Bir gelen bir gelmeyen pişman!

Evlenilecek kızlar nerelerde bulunur? Divan altları, ağaç tepeleri, kapı arkaları, hamam filan derken son moda acil servisler. Erkekleri nerelerde bulacağımız ise meçhul. Belki onlar seçilmişler olarak nurlu bir ışıkla yeryüzüne inecekler! Bekliyoruz.

Hayır, merak ettiğim konu şu aslında; devletin mi, özel acillerin mi bu konuda daha kısmetli olup olmadığı. Hani ekonomik durum da dikkate alınmalı elbette eş ararken bu zamanda. Dişine, saçına, başına bakarken cebine de bakmamak olmaz her şeyin parayla ölçüldüğü bu zamanda. Sevebilme yeteneğini öldüren onun yerine seçebilme becerisini yerleştiren bu yeni zamanların evliliklerini de anlamak zor artık benim yaşımda.

"Bizim zamanımızda..." diye bir cümleye başlamayacağım elbette ancak sahiden de böyle şeyleri bu yaşımda ilk kez duyuyor kulaklarım. Anlayamıyorum doğal olarak. Benim kuşağım şu naiflikleri hiçbir acilde bulamayacağını bilerek büyümüştür örneğin.

Bir erkeği/kadını birkaç adımda sevme kılavuzu:

1. Adım: Kadın sevdiği erkeği yeniden doğuracağını, bir "oğul" gibi seveceğini bilmelidir.

2. Adım: Bir anne nasıl sevecekse sokaktan ceplerinde bilyeleri, üstü başı toz içinde, terli gelmiş top oynayan oğlunu öyle hoşgörü ve anlayışla sevebilmelidir bir kadında.

3. Adım: Oğlunu kimselerle paylaşamayan annenin içine doğru sakladığı kıskançlığı gibi gizleyebilmelidir gözbebeklerinde, onun başını göğsüne bastırıp öperken bir kadın.

4. Adım: Bir erkek daha en başından bilmelidir, dizlerine yatırıp saçlarını okşayacağı "küçük bir kız" çocuğunu babası gibi sevebileceğini, öyle sevmesi gerektiğini.

5. Adım: Bir babanın koruduğu gibi fırtınada, yağmurda bir küçük kızın yalnız bırakılmayacağını, en çok şefkatle korunması gereken zamanların bunlar olduğunu bilerek kucaklayıp sevmesi gerektiğini bilmelidir en başından.

6. Adım: Küçük kız çocuğunun, babası gibi bir kahramana her zaman şiddetle ihtiyaç duyacağını unutmadan gözlerine bakıp onu yüreklendirmesi gerektiğini bilerek sevmelidir bir erkek adam.

7. Adım: Gerçekliğin acı sularında, yüreklerinden yarattıkları bir şişme botla dalgaların içinde savrulurlarken, ikisi de bilmelidir aslında birbirlerinden başka bir hiçbir "çocuğun" kucağında büyütemeyecekleri "sevgi" leri kadar onları güvenli bir kıyıya taşıyacak başka hiçbir şeyleri olmadığını.

8. Adım: Kaderin acı cilvesidir sonuncusu, bir "adımsız" hal, kötü dalgalı denizdir bazen ve bu adımdan sonraki söz tükenmiştir zaten.

Böyle bir yaşam kılavuzunu insan acillerde değil ya yaşamın içinde ya da yaşanmışlıklardan yaratılmış kitaplardan bulabilir.

Aşağıdaki yazı Bertrand Russell'ın Evlilik ve Ahlak isimli kitabının arka kapağından olsun.

"Gençsin ve evlenmek istiyorsun. Ama de bana, sen kendini kurmuş bir adam mısın? Yoksa bu isteminde dile gelen içsel sıkıntıların, giderilmemiş arzuların, yalnızlığın mı var. Eğer böyle ise süslü bir yalan, senin evlilik dediğin. Tolstoy'un akıbetine uğrayacaksın böyle yaparsan. Evlilik bir okyanus olacak senin için; ne içebilecek ne de geçebileceksin onu. Sokrat'ın 'karın iyi çıkarsa mutlu, kötü çıkarsa filozof olursun' söylemini şiar edineceksin. Eşin, kendisini seçmenden ötürü hiçbir zaman affetmeyecek seni. Belki de evliliği yadsıyacak ve şöyle diyeceksin: 'insanların birbirini tanımadan evlenmesi çok doğal. Eğer tanımış olsalardı evlenmezdi'.

Sevgili okuyucu! Evliliği, Tanrı'nın insanlara verdiği en büyük ceza olarak görmek istemiyorsan kendini görmeye bak. Evlilik yardımcın olsun."

Acilen(!) Kendi ruhunuzun aynasını bulmanız ve ayna olabilmeniz dileğiyle...