SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Felsefe eğitimi üzerine

Yazının Giriş Tarihi: 06.07.2015 00:30

İki genç balık yüzerken yaşlı bir balığın yanından geçerler. Yaşlı balık, "Günaydın delikanlılar, su bugün nasıl?" der. Genç balıklar diğerinin yanından geçip giderler, ama sonra birisi geri dönüp yaşlı balığın yanına gelir ve sorar "Su da ne?" David. F. Wallace

Felsefi bakışın, sorgulayışın, eğitiminin neden gerekli olduğuna verilmiş en çarpıcı cümlelerdi bu okuduklarım. Ve bu cümlelerden daha etkili bir giriş olamazdı anlatmak istediklerimi ifade etmek için.

Felsefe eğitimi "Farkındalık" için verilmelidir en başta. "Su da ne?" sorusunu sormak üzere geri dönen çocuk için verilmelidir. Hatta sadece öğrencilere, çocuklara değil, her yaştaki insan için gereklidir hangi suyun içinde yaşadığını bilmek ya da neyin içinde yaşadığını fark etmek. Sadece bu gerekçe bile yeterlidir felsefe eğitiminin verilmesi için.

Felsefi bakış, insanı değerli, düşüncelerini de önemli bulduğu içindir ki saygı kavramını da içerir. Değerli bulunan şey her ne ise saygıyla korunmalıdır. Gerçi "Saygı" kavramının da içi toplumlarca doldurulmuş oluyor. Doğu toplumlarında saygı bir başkasına itaat etmek, batı toplumlarında ise saygı bir başkasının varlığını hoşgörü ile kabul etmek biçiminde algılanırken, biz kendi çocuklarımıza nasıl olacak da yeni, özgün ve özgür düşüncelerini başkasına, özelikle büyüklerine saygısızlık etmeden dile getirmelerine olanak sağlayacağız?

Felsefe eğitiminin amacı insanın yaşamını, değerlerini, amaçlarını sorgulamak, varlığı bütün olarak ele almaksa; felsefe dersi bilinçli okuma, sorgulama, eleştirme, evrensel değerler ve düşünce sistemleri, analiz ve sentez yapabilme becerisiyle okumalardan beslenen kavram zenginliğinin yanında bir durumu, bir metni, bir düşünceyi, bir insanı doğru değerlendirme alışkanlığını da geliştirmeyi içerir.

Bu nedenlerle kademeli olarak her yaş grubunu içeren zevkli, ilgi çekici etkinliklerle donatılmış uygulamalar olmalıdır felsefe eğitimi. Hayattan kopuk, çocuğun kendi sosyo ekonomik, kültürel, ailevi gerçeğinden uzak bir felsefe eğitimi yeni dünyalar yerine yeni travmalar yaratmaya zemin hazırlar. Bu ayrıntılar dikkatle ele alınarak hatta aileleri de etkinliklerin içine dâhil ederek felsefe eğitimi küçük yaşlarda verilmeye başlanmalıdır.

Lise, üniversite yıllarında başlayan bir felsefe eğitiminin yaratıcı, üretici ve bizi çoğaltan yanımızı harekete geçirmek için yapabileceği hobi olmak dışında çok da fazla bir şeyi kalmıyordur kanımca.

Örneğin küçük bir çocuğun kendine has dünyasından doğan yaratıcılıkları, dünyaya yepyeni, bizim çocukluğumuzda çoktan unutup bıraktığımız o ışık korunmalıdır. Ve bu nedenle felsefe eğitimi hiç aralıksız, çocukken başlayan soruların önü kesilmeden devam ettirilmelidir. Her yaşın sorduğu sorular başka başka olsa da merak ve öğrenme isteği diri tutulduğu ölçüde felsefe solmaz. Sorularını kaybeden insanlar zaten cevaplardan çoktan vazgeçmiş olanlardır.

Çocuk gerçeği insanın ham gerçeğidir. İnsanın en yalın, önyargılar, korkular, çekimserlikler, dışlanma kaygılarından uzakta, üstü örtülmemiş halidir. Üstünü hurafeler, insanları klase etmeler, özden uzaklaşmalarla örteceğimize, üzerimizde bu zehirli kabuk daha oluşmamışken felsefe eğitimi erken yaşlarda verilmeye başlanmalıdır. Dünyada olup biten savaşlara, haksızlıklara, ayrımcılıklara bakmak bile yeterlidir bunu anlayabilmek için.

Örneğin yaz tatillerinde, boş zamanlarını değerlendirmek, çocukların gidecek daha iyi seçenekleri olmadığı için gönderildikleri bazı kurs ve yaz okullarına alternatif olarak, mahalle çocuklarını kapsayan ve Milli Eğitim Bakanlığınca görevlendirilmiş öğretmenler (Felsefe Öğretmenleri) eşliğinde düşünme etkinlikleri yapılabilir.

Bunlara gönüllü ailelerin de katılımı sağlanmalı hatta anne babaların katılımı desteklenmelidir. Çünkü düşünsel ve kültürel kopuş (Alışılmış, kabul görmüş düşünce kalıplarının dışına özgürce, kendince ve kendinden çıkma cesareti) ya da başka bir ifadeyle başkalaşım, değişim, dönüşüm çocuğun tek başına başlatacağı, yükleneceği bir sorumluluk olmamalıdır. Emeklemeye başlayan bir çocuğun yürümeye kalkışırken düşmemek için alacağı destek gibi düşünülebilir bu katılım.

Burada hem çocuk hem anne baba birlikte ayağa kalkmak, yürüyebilmek için birbirlerinden güç almak durumundadırlar gerçekte. Çünkü unutulmuş o ışığa bakmak çok kolay olmasa gerektir. Uygulanabilir ve çoğaltılabilir etkinlikler olarak, aşağıdaki örnekler bu konuda aydınlatıcı olabilir.

Düşünce kutusu

"Düşünmek, bilmek için çıkılan çok uzun bir yürüyüş." Sözü tahtaya yazılır.

Bu yürüyüşte yanıma aldığım bavulumda neler var?

Düşünmek ve bilmek nedir? Bu uzun yolculukta yanımıza aldığımız bavulumuzun içinde hangi düşünceler olmalıdır? Sorusu sorulup on dakika süre sonunda, küçük kâğıtlara her çocuğun kendi yanıtını yazması istenir. Verilen yanıtlar, tahtaya çizilen bavul resminin içine yapıştırılır. Bavul dolduğunda içindekiler teker teker sınıfa okunur.

Ya da,

Değerler üzerine etkinlik

Değerler üzerine dikkat çekmek, çocukların bu konuda düşünmelerini sağlamak için aşağıdaki cümleler tahtaya yazılır. Ve her çocuk kendi kâğıdına bu cümleleri ve kendince açılımlarını yazmaya başlar. On beş dakika sonunda kâğıtlarında yazdıklarını her çocuğa beş dakika süre vererek okumasına izin verir eğitmen.

Ve herkes açıklamalarını okuduktan sonra değerler konusunda tek bir kelimeyle her çocuk kendi düşüncesini tahtaya yazar. En sonunda on altı çocuğun değerler üzerine yazmış olduğu tek kelimeden bir uzun cümle kurulur.

Ben değerliyim. Çünkü...
Doğa değerlidir. Çünkü...
Özgürlük değerlidir. Çünkü...
İnsanlar değerlidir.Çünkü...
Bilgi değerlidir. Çünkü...
Sevgi değerlidir. Çünkü...
Düşünceler değerlidir. Çünkü...
Dostluk değerlidir. Çünkü...
Hayat değerlidir. Çünkü...
Kitaplar değerlidir. Çünkü...

Bir başka örnek;

Kavramlar ve düşünceler

Bir küçük kâseye kavramlar yazılır, katlanıp konur. Her çocuk aldığı kâğıtta yazan kelimeyi kendince tek kelimeyle tanımlar.

Özgürlük
Emek
Erdem
Sorumluluk
Hak
Vicdan
Felsefe
Bilgi
Sanat
İnanç
Din
İyi
Kötü
İnsan
Dil

Etkinliğin sonunda eğitmen, her öğrenciye kâseden kâğıt seçtirerek kavramlara verilen tanımlamaları da içeren bir cümle kurmasını ve tahtaya yazıp sınıfla paylaşmasını ister.
Bu ve buna benzer etkinlikler çocuklara ailelerinin de katılımıyla hafta sonları ya da yaz tatillerinde uygulanabilecek felsefe etkinlikleridir.

Lise yıllarına kadar felsefi bakışını ince ince işlemiş, oyalamış, düşüncelerini biçimlendirmeyi öğrenmiş çocuk, kavramlarla donanmış çocuktur artık.

Bunun üzerine lisede felsefe eğitimi sadece metinler üzerinden, yoğun okumalar, tartışma ve yorumlama ortamları yaratılarak yapılmalıdır.

Ama en önemli felsefi soruları sormaktan daha önce sorulması gereken bir soru sormalıyız kendimize sadece çocukları, düşünceleri değil, geleceği de biçimlendiren öğretmenler olarak "Felsefe eğitimi nasıl olmalıdır?" diye düşünürken.

Biz toplum olarak düşünen, soru soran, "hayır" diyebilen, dediği her "hayır"ın karşısına yepyeni düşünceler yaratmış olabilen, hak, eşitlik ve özgürlük bilinci gelişmiş, doğru değerlendirmeler yapabilen, hoşgörüyü insan sevgisinin içine nakşetmiş olan çocuklar, gençler, insanlar yetişsin istiyor muyuz acaba?

Aristotales'in "Atlar at olarak doğar; insanlar insan olarak doğmaz, insan olunur." sözünü yeniden hatırlamak mı gerekir yoksa?