SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Dünya kadına şiddete 'Hayır!' günü...

Yazının Giriş Tarihi: 23.11.2015 09:16

Bu tarih, Dominik Cumhuriyeti'nde 1930-61 yılları arasında ülkeyi yöneten diktatör Rafael Trujillo tarafından 1960'da katledilen 3 kadın aktivist olan Mirabal kardeşler anısına Birleşmiş Milletler tarafından "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak belirlendi.

1960 yılının 25 Kasım'ında; Dominik Cumhuriyeti'nin kuzey bölgesinde bir uçurumun dibinde üç kadın cesedi bulunmuştu. Üç kız kardeş; Patria, Minerva ve Maria Teresa Mirabal kardeşler. 3 kardeş, diktatörlüğe karşı mücadele verdikleri için sivil polis tarafından işkence ve tecavüz edilerek öldürülmüşlerdi.

Ve hâlâ kadınlar erkekler tarafından, dünyanın dört bir yanında öldürülmeye, dövülmeye, tecavüz edilmeye devam ediliyor. Bir yetki var erkeklerin ellerinde. Kadınları öldürebilme yetkisi. Onlar yasaların, insanların görüp de bir türlü yok edemediği bu gücü nereden alıyorlar?

Erkek çocuk daha küçücükken öğreniyor seçilmiş bir varlık olduğunu. Özellikle Doğu kültüründe erkek evlat edinebilmenin ne denli ayrıcalıklı bir baba konumu yaratacağı bilinci yaygın.

Kızlar, kadınlar, eşler ancak anne olabildiklerinde belki bir parça saygınlık kazanabiliyorlar. Değil mi ki, "Cennet anaların ayaklarındadır" sözü toplumun belleğine yerleşmiş. Ve o cennetteki anneler dahi çocuklarının önünde defalarca bıçaklanarak öldürülebiliyor eşleri tarafından.

Böyle bir gün ayırmak, bu konu üzerine yazmak bile anlamsız ve korkunç aslında. İnsanın en iblis hallerinden yaratılmış günler bunlar.

Kadınlar ve çocuklar en çok şiddete maruz kalanlar. Kimler tarafından? Çoğunluk gücü elinde bulunduran erkeklerce. Çünkü onlar kadınlardan üstün. Öyle mi? Neden? Zekâ, algı, bilgi, erdem, yetenek, çözüm üretme, bir işi kotarma, sorumluluk alma, yaşama, ölüme, yalnızlığa karşı onlardan daha mı başarısız kadınlar?

Bir öğrenilmiş yanlışlık var. Kızlar erkeklerden uzaklaştırılarak büyüyecek, kadın olunca kapanacak ki, erkekler günaha bulanmasın. Namusu, kadınlar üzerinde dedektörle arayan erkek egemen toplumda 13 yaşındaki kız çocukları dedesi olacak erkeklere satılırken, çocuğu yaştaki kızlara tecavüz eden babalar başı dik ortalıkta geziyorken, erkek dünyasının yarattığı iş dünyasında rüşvet, yolsuzluk almış başını gidiyorken bir tek kadın mı suçlu şu koca dünyada? "Ya benimsin ya kara toprağın" seçeneğinden başka bir dünyası olamaz mı kadınların?

Baba evinden koca evine geçen bir otoritenin değişmez kahramanı erkeğin gölgesinde kendi kimliği, varlığı, hevesleri, her şeyi yok olan kadınlar zaten yaşarken ölüyorlar bir şekilde.

Biliyor musunuz, 15-40 yaş arası birçok kadının kanser, trafik kazaları ya da sıtma yerine toplumsal cinsiyet kökenli şiddet nedeniyle ölmekte ya da yaralanmakta olduğunu?

Her 3 kadından ikisinin yaşamı boyunca dövüldüğünü, cinsel ilişkiye zorlandığını ya da taciz edildiğini? Kadın cinayet kurbanlarının yüzde 70'inin erkek partnerleri tarafından öldürüldüğünü?

Erkeklerin yarattığı savaşlarda da en önce kadınlar bedel öder, bu her çağda her zamanda böyle olmuştur. Hangi çağdaş, medeni dünyadan söz edebiliriz bütün bunlar oluyorken. Nedir bu korku kadından? Sevebilmek bir erkeği küçük mü düşürür dövmektense? Anlamak mümkün değil bütün bunları...

Bir insan nereden yara alıyorsa kimliği oradadır aslında. Kadınlar o yaralardan beslenerek hala ayaktalar. Hala bir güzel dünyanın var olacağına en azından çocukları için bir ümidin bitmediğine inanmak istiyorlar. Çünkü kadın olmak her koşulda bir umuda yürüyebilecek cesareti taşımak demektir.

Kadınlar küçücükken düştükleri yerden kalkıp yürümeye devam etmeyi öğrenmişlerdir ve bir çiçeğin kokusunu, gökkuşağının renklerini, bir ağacın yeşilini ve bir çocuğun ellerini tutabilecek inceliği kalplerinde taşımaktadırlar hala.

İnsan sadece biyolojik bir ırktır. Kadın ya da erkek olarak ayrımlamak, değer, ayar farkı yaratmak ancak zayıf, yetersiz, cahil, hastalıklı bir aklın sonucu olabilir ancak.

Hayvanlar aleminde dahi böyle bir ayrım yokken kendimizi yeniden sorgulamak "Kadına şiddete hayır!" gününde şiddetle ihtiyacımız olan bir gündür bana kalırsa.

Ölüm karşısında hepimiz eşitizdir oysa...