SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Dünya Felsefe Günü

Yazının Giriş Tarihi: 18.11.2015 01:38

Bu konudaki önerinin, Türkiye Felsefe Kurumu tarafından getirildiğini ve UNESCO tarafından da kabul edildiğini unutmamalıyız.

1946 yılında resmen yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler, Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization: UNESCO), savaş ve çatışmaların ilk çıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtir.

Ve aynı insan zihni felsefe yapabilme gücüne de sahip.

Dünya terör günü diyorum içimden. Canlı bombaların her günü. Sartre, Camus, Rousseau yerini çocukların, insanların insan eliyle ölümlerini okuyoruz artık.

Felsefe tüm bunlara bir teselli olabilir mi?

Türkiye'de ise temsili düşünce gazileri günü komikliği geliyor aklıma. Dünyayı anlama, yorumlama, görünenin ardındaki bilgiye ulaşma çabası, insanın düşünme etkinliği olarak yorumlanacak felsefe bu coğrafyada kendine bir yer bulamıyor.

Eskiden "Sibirya'da hurma ne zaman yetişirse, Türkiye'de felsefe o zaman yapılabilir" sözü haklılığını yitirmeye başlasa da hala aynı umutsuz imkânsızlıklar karşımızdalar.

"İnanmak, bilmeme isteğidir" der Nietzsche.

Çünkü inanç, bütün bilgi kapılarını kapatır. Dogmaların yapısı budur. Bir soru soracak, merak edilecek kadar bile aralık bırakmaz. Sorgulamak, üzerinde düşünmek, yanlışlarla yüzleşebilmek farkında olunmaksızın yasaklanır.

Çocukken başlayan bu yalın merak soruları; ayıp, yasak, günah kavramlarına bulanarak yok edilir. Zihnimizde dikenli teller, yasak bölgelerle büyümeye, yaşamaya alışırız.

Ve bir kültür yapılanması böyle böyle biçimlenir. Özgür alanlar kalmayınca, bilginin yerini sessizce inanç doldurur. Oysa akıl, bilmek üzerine bir işleyiş içindedir.

Yüreğimiz, inancın rahatlığına alışsa da akıl onu peşinden çekiştirip durur. Aklın doğal işlevi budur.

Peki, insan kendi doğasına ters düşerse ne olur? İnsan olmanın merak, öğrenme, yaşam ve ölümü sorgulamadan geçtiğini unutur.

Yaşamda kendi adımlarımızdan yarattığımız o çizgide varlığımızı anlamlandırma çabası yarım kalır.

İyiliğin, erdemin yerini, insan eliyle verilmiş ölüm fermanları alır.

Bizi hiçbir yerden alıp, her yere götüren yolların haritası olarak felsefeden iyice uzaklaşırız.

Oysa ki yaşamın bir kullanım kitapçığı olmadığından, insanın kendi imgesine yaraşır eylemleri seçebilmesi için felsefenin rehberliğine şiddetle ihtiyacımız var.

Çünkü tek erdemimiz "insan" olmaktır ve hiç kimse bizim yerimize bunu yapamaz. Bu ise, kendi başımıza açtığımız patikaların sonundadır. İnanmak, bilmek ve zannetmek arasındaki ayrımlar ancak bizi sürüden ayırıp kendi varlığımızın özüne ulaştırabilir.

Yoksa bu kavramlar birbirlerinin yerine geçip büyük yanılgılara neden olabilirler.

Bilmek zarar vermez bize. "Kral çıplak!" diyebilecek farkındalık ve cesaret gerekli bu çağın insanına.

Özellikle bakan görmeyen, sanal dünyaların algısıyla örülmüş, teknolojiyle donatılmış bu ortaçağda felsefe yapabilmek oldukça cesaret gerektiren bir uğraşa dönüşmüş durumda.

Çokların gittiği yanlışların peşindense kendi doğrusunu bulmak ancak bilgi temelli bir çabadır ve yol arkadaşımız felsefedir.

Felsefe en yalın olarak anlama ihtiyacımızı gidermek için gereklidir. Soru işaretleriyle dolu bu koca evrende ölüme, yokluğa, hiçliğe, yoksulluğa, acıya karşı tutunabileceğimiz en güvenilir dal olarak gereklidir. Bilmek istiyoruz. İnsanın bundan başka ereği yoktur çünkü.

Dünya doğru ya da yanlış değildir.

Var olanlar hakkında insanların düşüncelerinin doğruluğu ve yanlışlığından söz edilebilir.

Ve buna ancak felsefe biçim kazandırabilir.

Çünkü felsefe bir reddediş öyküsü içerir. Dayatılan genel kabullerin tersine bir akış içindedir.

İnsan aklının diyalektik düşünme biçiminin yansımasıdır bu.

Doğru düşünmeyi öğrenmemiş bir akıl, sadece yanlışlara yolculuk yapar.

Ruhun kendi kendisiyle sessiz diyaloguna, evrendeki eşsiz serüvenine umarım ki çok kişi katılır.

Çünkü felsefe, insanların uyandıkları yerde başlar.

Ve son söz, son günlerde yaşanılanlara bir gönderme;

"Hurafeler dünyayı ateşe verir, onları söndürecek olan felsefedir." Voltaire.