SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Bir kadın kaç çocuktan sonra tam olur?

Yazının Giriş Tarihi: 21.06.2016 00:50

Mahalli manastırın Moskova'daki hükümete yazdığı rapora göre, 1725-65 yılları arasında Bayan Vassilyev 16 ikiz, 7 üçüz ve 4 dördüz doğurdu. 27 kez doğum yapan kadının toplam 69 çocuğu olduğu ifade ediliyordu.

Vassilyev ile ilgili raporun matematiksel olarak ne kadar doğru olduğuna bakalım. 40 yıl içinde 27 gebelik mümkün görünüyor. Üçüz ve dördüzlerin erken doğduğunu biliyoruz. Buna göre, kaba bir hesapla 16 ikizin 37 haftada, yedi üçüzün 32 haftada, dört dördüzün de 30 haftada doğduğunu düşünürsek Vassilyev 18 yılını hamile geçirmiş diyebiliriz.

Peki, bu kadıncağız annelikle tam oluyorken, "insan" olarak yapamadıkları ne oluyor acaba? Belki çok başarılı bir sanatçı, öğretmen, avukat, doktor olabilecekken sadece anne olarak ömrünü tüketmesi nasıl değerlendirilmelidir?

İnsanlar olayları, durumları kültürel donanımlarına, inançlarına, ön kabullerine ve hatta sosyal etkinin basıncıyla yaşadıkları toplumun ölçülerine göre değerlendirir çoğunlukla.

Objektif, olanı olduğu haliyle görebilmek çok az kişinin başarabileceği bir özellik oluyor bu durumda. Dolayısıyla kadınlar hakkında yapılan her türlü yorum ve değerlendirmeler bu çerçevede ele alınmalı diye düşünüyorum.

Kendi aklımızı uyuyan uykusundan uyandırıp işittiklerimizi, bize dayatılanları bir kez daha salim kafayla düşünmeli derim.

Çocuk ta doğurur, işe de gider, yazı da yazar, resim de yapar, istemezse birlikte olduğu kişiyle ortak karar alarak anne olmaktan vaz da geçebilir. Bir kadın "insan" olarak biyolojik, ruhsal, ekonomik çerçevesi içinde yapabileceklerini kendi belirleme gücüne sahiptir, sahip olmalıdır. Bu gibi konuların ısıtılıp ısıtılıp gündeme gelmesi çok anlamsız oluyor.

Doğan çocukların sevgisiz, ilgisiz ve hakları olan pek çok olanaktan (Okuma, sağlık v.b) yoksun oldukları, hatta o doğan çocukların sorumluklarını almayan babaların varlığı ile yapayalnız kalan anneler düşünüldüğünde.

Yıllardır gücü ellerinde bulunduranların her konuda haddimizi bildirmelerinden, kaşığın ucuyla demokrasi, bir lokma insan hakları, bir fincan adalet, el yakmasın diye ılık suyla harmanlanmış ılımlı değerlerinden yarım yamalak bir kıvamında yaşar, bir büyülü, insanı efsunlaştıran cadı kazanında kaynar olduk. 

Ben şuradan bir sap civanperçemi bir koşu bir dal ökseotu kapıp geleyim oldu olacak...