SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Hastanın, sağlıkçının ve sağlık yöneticisinin sesi!

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2021 00:25

14 Mart Tıp Bayramı için cümle alem iyi niyetli kutlamaları yapıyor.

Çok güzel...

Ancak o kadar çok işimiz var ki gerçek anlamda Tıp Bayramı'nı kutlamak için.

Bu işlerimizi planlamak ve harekete geçmek için sağlık sektörünün aktörleri olan hastanın, sağlıkçının ve sağlık yöneticisinin sesine bakmak, sesini dinlemek ve hissetmek gerekiyor.

Biliyor musunuz, insanı hayata döndürmede, "Bak, dinle, hisset'" yöntemini kullanırız ve insan hayatını geri döndürmede çok önemli bir yöntem olarak kullanırız biz hekimler ve diğer sağlık çalışanları. Kazazedeye ne yapacağımızı planlamada, nasıl bir müdahale yapmamız gerektiğine karar verdirir bizlere.

Ben yöntemi sağlık sektörüne uyarladım. Bir yenilik veya iyileşme yapacaksak o işin içinde olanların yaşadıkları, tecrübeleri, bilgileri, yetenekleri ve ilgilerini değer verir dikkate alırsak o kadar başarılı oluruz.

Yani sağlıkçının ve sağlık yöneticisinin sesine bakmak, sesini dinlemek ve hissetmek gerekir.

Planlama başta olmak üzere iyileşmede alacağımız adımlar da o kadar sağlıklı ve doğru olur. Elde edeceğimiz sonuçlar ise sürdürülebilir olur.

Yalın düşünce ile yola çıkılan yalın iyileşmeler de aynı şekilde gerçekleştirilir. Hangi konuda iyileşme yapılacaksa o alanın çalışanlarının hepsinin sesi birbirinden değerlidir. Çünkü alanı onlardan başka kimse daha iyi bilemez. Bu yalın düşünceyi, geleneksel düşünceden ayıran en önemli özelliktir.

Gelelim hastanın sesine:

Aile hekimimi tanımıyorum. Beklentilerim karşılanmıyor. Randevu bekleme süreleri uzun. Hastanelerde çok sıra bekliyorum. Tedavi fiyatları çok yüksek, bütçemi aşıyor. Hastanelerde ilgi az. Beklentilerim karşılanmıyor. Hastanelere çok güvenemiyorum. Çok  öfkeliyim. Bir güler yüze ihtiyacımız var ama yok.

Gelelim sağlıkçının sesine:

Fiziksel şiddet çok. Toplumun bize verdiği değeri hissedemiyoruz. Maaşlar düşük. Çalışma koşullarımız çok ağır. İş yükümüz fazla. Yöneticiler bizi görmüyor ve dinlemiyorlar. Mobing yaşıyorum. Haklarım gözetilmiyor ve savunulmuyor. Sosyal hayatımız yok. Ailemize zaman ayıramıyoruz.

Gelelim sağlık yöneticisinin sesine:

Tedavi maliyetleri çok yüksek. Ödeme kurumlarının fiyat politikaları sabit. Çalışanlardan daha fazla memnun olmak isterdim. Çok farklı eğitim seviyelerinde çalışanlardan hizmet beklemek ve bunu yönetmek çok zor. Tedarik ve temin sürelerimiz çok uzun. Yasalar ağır.

Anlaşılan herkes dertli. Ama çözümsüz değil. En az üç kere arka arkaya neden neden soruları ile kök sebeplere inmek ve o kök sebeplere yönelik iyileşme aksiyonları alıp sonuçlandırmak yani icraata geçmek gerekiyor.

Yoksa biz her yıl böyle sorunlarımızı sırtlanarak 14 Mart'ı kutlar dururuz. Sağlık sektörü çok daha iyilere layık. Pandemi bize sağlık sektörünün çok daha fazlalarını hak ettiğini gösterdi.

Kalın inşallah sağlıcakla ve yalın düşünce ile...