SON DAKİKA
Hava Durumu

'21. yüzyılda 11. yüzyıl yaşam şartlarında yaşamak'

Bursa Su Kolektifi üyesi Habib Göbelez, Yenişehir ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını kaleme aldı: AKP ve saray iktidarları için en kolay aldatmaca alanı yüzde 5’i dahi gerçekleştirilmeden rafa kaldırılan eylem planları, görevleri belirtilen birçok devlet kurumu. Bu alandaki eylem planlarının küçük bir kısmı dahi gerçekleştirilmiş olsaydı 21. yüzyılda 11. yüzyıl yaşam şartlarında yaşamaya zorlanır mıydı emekçiler?

Haber Giriş Tarihi: 17.10.2022 21:25
Haber Güncellenme Tarihi: 17.10.2022 22:17
https://www.bursaport.com
'21. yüzyılda 11. yüzyıl yaşam şartlarında yaşamak'

Bursa Su Kolektifi, 16 Ekim pazar günü Yenişehir ilçesinde mevsimlik tarım ilçelerinin sezon boyunca konakladıkları çadır kentleri ziyaret etti. Ziyaret üzerine kolektif üyesi Habib Göbelez, izlenimlerini kaleme aldı. 

Mevsimlik tarım işçilerinin zorlu yaşam koşullarını anlattığı Göbelez'in izlenim yazısı şöyle:

"21. yüzyılda 11. yüzyıl yaşam şartlarına zorlanan, göçe, işsizleştirmeye, sömürüye ve ayrımcılığa uğrayan işçiler ve ailelerinin yaşama mücadelesi, üstelik 11. yüzyılda sular ve gıdalar doğal iken, şimdi sağlıksız suya, sağlıksız gıdalara dahi erişimin amansız güçlüğü ile… Yedek işgücü ordusu her geçen gün büyürken emek piyasasının dibinde yaşam savaşı veren mevsimlik tarım işçileri sürekli genişleyen sömürü ağı içerisindeki en önemli emekçi kesimi oluşturuyor. Genişlemenin ana kaynağı göçmen aileler, ziyaretimiz esnasında bize saç üzerindeki ekmeklerini ikram eden, lokmalarını bizimle bölüşen sürekli maruz kaldıkları hırsızlıklar nedeniyle mağdur olduklarını açıklayan, emperyalizmin Yenişehir kırsalına sürüklediği Kobanili göçmen aileler gibi.

'ELEKTRİK, SU PARASI ADI ALTINDA TOPLU HARAÇLAR VAR'

Hiçbir sosyal güvenceleri olmayan mevsimlik tarım işçileri geçen sene brüt 130 lira gündelik ile çalışırken bu sene brüt 220 lira alıyorlar. Neden mi brüt? Evet, hiçbir sosyal güvence yok, kayıt dışı bir piyasa dolayısı ile devlet vergisi yok. Fakat işçi çavuşlarının büyük haraç kesintileri var. 220 liradan ellerine geçen net ücret 160-170 lira. Her gün kesilen yol ücreti ve çavuş payı adı altındaki haraçlar. Son 5 yılda yöredeki yurttaşların tespiti ile her biri servet sahibi olan, lüks arabalara binen, artık işçi çadırlarında konaklamayan işçi çavuşlarının birde elektrik, su parası adı altında topladıkları toplu haraçlar var. İşçilerin sarfiyatlarını hiçbir şekilde öğrenemedikleri itiraz ettikleri durumda elektriksiz kaldıkları toplu haraçlar…

Örneğin; bir çadır kampında yaklaşık 100 çadırlık bir alanda, “Aylık 150 bin lira elektrik ücreti var. Çadır başına 1.500 lira ödeyeceksiniz” emri şeklinde olabiliyor. Basit bir hesapla bu meblağ, görüştüğümüz ailelerden birinin 5 çocuğundan en büyükleri olan, babaları ile birlikte para kazanmak zorunda oldukları için okula devam edemeyen biri 8. sınıftan terk, pırıl pırıl gözleri ile bize sürekli gülümseyerek bakan, diğeri ise liseye başlayamadığı için her gün babasının başının etini yiyen hemşirelik ideali ile yanıp tutuşan iki kardeşin 10 yevmiyesine denk. O genç kızın şu sözü hiç kulağımdan çıkmıyor;

“Ben mutlaka hemşire olacağım.”

Bir de düşünsenize şu acı gerçeği; böylesine kayıt dışı bir piyasada emeklerinin karşılığı her türlü sömürülürken yaptıkları her türlü alışverişten mevsimlik tarım işçilerinin devlete sürekli KDV vergisi ödediklerini. Bu vergilerle devlet bütçesinin oluştuğunu. Bu dev bütçeden mevsimlik tarım işçilerinin temiz suya ücretsiz erişim hakkı gibi hiçbir temel ihtiyaç haklarının sağlanmadığını. Her türlü emek ve insan hakları ihlali suçunun işlendiğini. Buna karşılık diğer tarafta aynı devlet bütçesinden aylık 10 milyon lira saray harcaması, sınırsız örtülü ödenekler, beşli çete firmalarına ödenen onlarca yıl sürecek geçiş garantili, hasta garantili bütçe talanları, Kur Garantili Mevduat sahiplerine ödenecek belirsiz bütçe ödemeleri, sermayeye ve yandaş vakıflara vergi muafiyeti kılıfı altında yapılan talanlar, Merkez Bankası arka kapısından kaçırılan, buharlaşan dolar cinsinden bütçe talanları, talanlar, talanlar…       

Oysa bakın Başbakanlık Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi ile mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarının giderilmesine yönelik ilgili kurum ve kuruluşlar nasıl görevlendiriliyor;

1-Valiliklerce, mevsimlik tarım işçilerinin yoğun olarak çalıştığı yerlerde; eğitim ve sosyal faaliyetleri ile işçilerin temel ihtiyaçlarını giderebilecekleri ortak kullanım alanları olan, iklim şartlarına uyumlu, emniyetli, ekonomik, estetik ve fonksiyonel, prefabrike, betonarme ya da çelik iskeletli, yeterli büyüklükte bir bina ile elektrik, su ve kanalizasyon alt ve üst yapısı bulunan geçici yerleşim alanları oluşturulması sağlanacaktır.

2-Geçici yerleşim alanları; sel ve su baskını gibi doğa olaylarından olumsuz etkilenmeyecek, yol ve altyapı hizmetlerinin sunumunun kolaylıkla sağlanabileceği, sağlık şartlarına uygun ve girilmesi yasak yerlere yeterli mesafede, işçilerin asgari ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikleri haiz ve işçi sayısına uygun büyüklükteki Hazine taşınmazları arasından seçilecektir. Bu kapsamda talep edilen ve Maliye Bakanlığınca uygun görülen taşınmazlar belirtilen amaçlarda kullanılmak üzere tahsis edilecektir.

3-Geçici yerleşim alanlarına su ve elektrik hizmeti verilmesine ilişkin abonelik ve kullanım bedelleri yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları ile il özel idareleri bütçelerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca aktarılan ödeneklerden karşılanacaktır.

'AKP VE SARAY İKTİDARLARI İÇİN ALDATMACA ALANI RAFA KALDIRILAN EYLEM PLANLARI'

İşte yine AKP ve saray iktidarları için en kolay aldatmaca alanı yüzde 5’i dahi gerçekleştirilmeden rafa kaldırılan eylem planları, görevleri belirtilen birçok devlet kurumu. Bu alandaki eylem planlarının küçük bir kısmı dahi gerçekleştirilmiş olsaydı 21. yüzyılda 11. yüzyıl yaşam şartlarında yaşamaya zorlanır mıydı emekçiler?

Denilebilir ki, genelgeler önemleri açısından hukuki sıralamada en alt basamakta yer alan düzenlemelerdir. Oysa biliyoruz ki bazı genelgeler bir kanunmuş gibi uygulanıyor ve fiiliyatta bütün hukuki sonuçlarını doğuruyorlar. Örneğin; istifa etmek isteyen memur istifa edemiyor. Bir polisin gösteriye müdahale etmesinin fotoğrafını çeken kişinin fotoğraf çekmesi en şiddetli şekilde engelleniyor. Pandemi sürecinde sayısız genelge ile yaşamımız yönlendirilip kontrol altına alınmadı mı? Bu nedenle Başbakanlık Mevsimlik Tarım İşçileri Genelgesi acilen uygulanmalıdır."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.