SON DAKİKA
Hava Durumu

Yıldırım Kaya: MEB bütçesi kamusal eğitimin tasfiyesini gösteriyor

CHP’li Yıldırım Kaya, 2026 Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin TBMM’de kabul edilmesinin ardından yaptığı değerlendirmede, AKP iktidarının 23 yıllık eğitim politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Kaya, bütçe tercihleriyle laik, bilimsel ve kamusal eğitimin sistemli biçimde zayıflatıldığını savundu.

Haber Giriş Tarihi: 24.12.2025 14:54
Haber Güncellenme Tarihi: 24.12.2025 23:56
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Yıldırım Kaya: MEB bütçesi kamusal eğitimin tasfiyesini gösteriyor

CHP eski Milletvekili ve eğitim politikaları alanındaki çalışmalarıyla bilinen Yıldırım Kaya, 2026 Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bütçesinin TBMM’de kabul edilmesinin ardından yazılı bir basın açıklaması yaptı. Kaya, açıklamasında AKP iktidarının 23 yıllık döneminde eğitimin “yaz boz tahtasına çevrildiğini” belirterek, bütçenin kamusal eğitimin tasfiyesini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

AKP döneminde Milli Eğitim Bakanlığı’nın 9 kez el değiştirdiğini hatırlatan Kaya, buna rağmen eğitim politikasının temel yöneliminin değişmediğini söyledi. Kaya, “Laik, bilimsel, kamusal, karma ve anadil eğitiminden sistemli bir kopuş yaşanmıştır” değerlendirmesinde bulundu.

“Rekor bütçe” söylemine rakamlarla itiraz

Hükümetin her bütçe döneminde “eğitime en büyük pay ayrıldı” söylemini kullandığını belirten Kaya, önemli olanın bütçenin büyüklüğü değil, merkezi bütçe içindeki payı olduğunu vurguladı. Kaya’nın paylaştığı verilere göre, MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içindeki payı 2002’de yüzde 7,6 iken, 2018’de yüzde 12,13 ile zirve yaptı. Ancak bu oran 2023’te yüzde 9,74’e, 2025’te ise yüzde 9,85’e gerileyerek yeniden tek haneye düştü.

Kaya, bu tablonun AKP’nin 2018 sonrası dönemde eğitimin bütçe içindeki payını bilinçli biçimde daralttığını gösterdiğini savundu.

Yatırım payı yarı yarıya azaldı

Açıklamada, MEB bütçesinden yatırımlara ayrılan paydaki düşüşe de dikkat çekildi. Kaya’nın verdiği bilgilere göre, 2002’de MEB bütçesinin yüzde 17’si yatırımlara ayrılırken, bu oran 2018’de yüzde 9’a, 2026’da ise yaklaşık yüzde 8’e kadar düştü.

Bu durumun sahadaki karşılığının derslik yetersizliği, ikili eğitimin sürmesi, deprem bölgelerinde kalıcı okul yatırımlarının yetersizliği, köy okullarının kapatılması ve tam gün eğitimin hayata geçirilememesi olduğunu belirten Kaya, yaşananların bir yönetim zaafı değil, bilinçli bir kamusal eğitim politikası tercihi olduğunu ifade etti.

Özel okullar büyürken öğretmenler atanamıyor

Kamusal eğitimin zayıflatılmasıyla birlikte özel okulların sistemli biçimde büyütüldüğünü belirten Kaya, yüz binlerce öğretmenin atanmayı beklediğini, kadrolu istihdam yerine ücretli ve güvencesiz öğretmenliğin yaygınlaştırıldığını kaydetti. Bu durumun eğitim hakkını parası olanla olmayan arasında böldüğünü savunan Kaya, süreci “eğitimin piyasalaştırılması” olarak tanımladı.

Vakıf ve derneklere aktarılan kaynaklar arttı

Kaya, kamusal okullara ayrılmayan kaynakların vakıf ve derneklere aktarıldığını belirtti. Buna göre, 2023’te vakıf ve derneklere aktarılan kaynak 4,1 milyar TL iken, 2026 için bu tutarın 7,8 milyar TL olarak öngörüldüğünü ifade etti. Söz konusu kaynakların Yunus Emre Vakfı, Türkiye Maarif Vakfı ve çeşitli protokoller aracılığıyla kullanıldığını belirten Kaya, bu durumu “laik ve bilimsel eğitimin bütçeyle kuşatılması” olarak nitelendirdi.

“Bu bir eğitim politikası değil, rejim tercihidir”

Açıklamasında kamusal eğitimin neden hedef alındığını da değerlendiren Kaya, kamusal eğitimin eşitlik ürettiğini, eleştirel düşünceyi güçlendirdiğini ve yurttaş bilinci oluşturduğunu söyledi. Kaya, “Bu nedenle kamusal eğitim daraltılırken özel okullar, vakıf ve dernek protokolleri büyütülmektedir. Bu bir eğitim politikası değil, rejim tercihidir” dedi.

“Cumhuriyet, laik ve bilimsel eğitimle ayakta kalır”

Açıklamasını “Eğitim bütçesi nasıl bir toplum istendiğinin aynasıdır” sözleriyle tamamlayan Kaya, mevcut MEB bütçesinin kamusal okul yerine özel okulu, kadrolu öğretmen yerine güvencesiz istihdamı, laik ve bilimsel eğitim yerine ideolojik kuşatmayı öncelediğini savundu.

Yıldırım Kaya, laik, bilimsel, kamusal, karma ve anadil eğitimi mücadelesinin yalnızca bir eğitim meselesi olmadığını belirterek, “Bu mücadele Cumhuriyetin geleceğini savunma mücadelesidir. Cumhuriyet, yalnızca laik ve bilimsel eğitimle ayakta kalır” ifadelerini kullandı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.