SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Mithat Sancar: Cezaevleri işkence evleri haline gelmiştir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: "Adı cezaevi ama esasından bu mekanlar sistematik işkence, keyfi cezalandırma ve sınırsız kötü muamele yerleri olmuştur." dedi.
Haber Giriş Tarihi: 19.04.2022 16:12
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2022 09:25
https://www.bursaport.com
kapak resmi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mithat Sancar'ın açıklamasından bazı kısımlar şöyle:

"383 cezaevi yetmiyor 37 yeni cezaevi daha yapılıyor: Bu rejim ülkeyi bir cezaevi toplumuna dönüştürmek için her türlü yolu deniyor. Korkunç gelişmeler devam ediyor ve bunları hatırlatmak bizim görevimizdir. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün 2022 yılı verilerine göre 383 ceza ve infaz kurumu var. Bunu yeterli görmüyor iktidar, 2022 yılında 37 cezaevinin daha yapımına başladı.

Cezaevleri sistematik işkence ve sınırsız kötü muamele yerleri olmuştur: Ölümle sonuçlanan işkence ve hak ihlalleri, hukuksuzluklar, infaz yakmalar, hasta mahpusları ölüme terk etmeler ve tecrit cezaevinden başlayarak bütün toplumu kuşatma altına alma siyaseti şeklinde karşımıza çıkıyor. Bunlar uluslararası raporlarda da açıkça belirtiliyor. Adı cezaevi ama esasından bu mekanlar sistematik işkence, keyfi cezalandırma ve sınırsız kötü muamele yerleri olmuştur. Silivri Cezaevinde işkence sonucu yaşamını yitiren Ferhan Yılmaz için idare önce kalp krizini gösterdi ölüm nedeni olarak, sonra ölüm belgesine baktık bulaşıcı hastalık diye yazılmış ama ortaya çıkan görüntüler Ferhan Yılmaz’ın işkence sonucu katledildiğini göstermektedir. İdare işkenceyi ısrarla saklamaktadır. Buradan çok açık söylüyoruz; Silivri 5 No’lu Cezaevi Müdürü derhal görevden alınmalı ve işkenceye karışan tüm görevliler hakkında ivedilikle soruşturma başlatılmalıdır. Biz bunun takipçisi olmaya devam edeceğiz. 

Yüksek sesle itiraz etmezsek 12 Eylül’de Diyarbakır’da başlayan zulüm hızla ilerleyecek: Cezaevleri işkence evleri haline gelmiştir, cezaevleri fiili infaz idam mekanları haline gelmiştir. Bu model ülkenin tamamına reva görülen bir sistemin de özünü oluşturmaktadır. Eğer gerçekten demokrasi istiyorsak, hukuk ve adalet istiyorsak önce buradan başlamak gerekiyor. En önce ve acil olarak cezaevlerindeki bu zulüm düzenine karşı yüksek sesle itirazımızı dile getirmemiz gerekiyor. Birlikte mücadeleyi örgütlemek gerekiyor. Aksi takdirde 12 Eylül'ün Diyarbakır Cezaevinde başlatıp bütün ülkeye yaydığı o zulüm, o baskı ve vahşet rejimi hızla ilerlemeye devam edecek. Onlar zulme devam etsin, direnenler yolunda devam ediyor. Bizler de bu zulmü durdurmak için nasıl ki 12 Eylül sonrası Diyarbakır Cezaevinde mücadele ve direniş yükseldiyse, aynı kararlılıkla bu mücadeleyi sürdüreceğiz. 

Bu iktidar daimi savaş politikalarıyla ayakta duruyor: İşte 8 Mart, işte Newroz meydanları! Oradan yükselen ses herkese mesaj veriyor. Oradan yükselen ses, bu ülkede umudun nerede yattığını da gösteriyor. Değişim, adalet ve demokrasi umudunun nerede yattığını da gösteriyor. Korku bacayı sardığı için her gün yeni operasyonlar yapıyorlar. Cizre ilçe binamıza yönelik o talan operasyonunun fotoğraflarını kamuoyuyla paylaştık. Onunla da sınırlı kalmıyorlar. Başka yerlerde de tutuklama, gözaltı ve şiddet almış başını gidiyor. Sadece bizle de sınırlı kalmıyor. Başka partilerin binalarına da saldırılar oluyor arada. Mesela DEVA Partisinin Pütürge'deki ilçe binasına da aynı şekilde saldırı gerçekleşti. Biz boşuna bunlar sadece bizim meselemiz değildir demiyoruz. Bu politikalar, bu ülkeyi faşizmin kurumsallaştığı bir yolda hızla ilerletme amacına yöneliktir. Eğer gerçekten bunu durdurmak istiyorsak hep birlikte mücadele etmek bizim boynumuzun borcudur. Bütün bu örnekler Kürt sorununda çözümsüzlük ve şiddet anlayışıyla sonuç alamayanların savaş, inkar, imha ittifakının kaybetme korkusunun sonuçlarıdır. Bu iktidar daimi savaş politikalarıyla ayakta duruyor, varlığını savaş politikalarına bağlamış. 

Bu operasyonun adı sınır ötesi operasyon değil apaçık savaş politikalarıdır: Federe Kürdistan Bölgesine yine bir sınır ötesi operasyon başlatıldı. Bunun adı sınır ötesi operasyon değil; bunun adı apaçık savaş politikalarıdır, bölgeyi savaş düzeni içinde tutma arayışıdır. Buradan çok yönlü hesabı var elbette bu iktidarın. Bu savaşların içinde hiç şüpheniz olmasın ülkedeki siyaseti yeniden dizayn etme hedefi de yer alıyor. Bu ülkede siyaseti savaş politikaları üzerinden dizayn etmeye çalışıyorlar. Diğer muhalefet partilerini bu politikalar üzerinden hizaya getirmeyi amaçlıyorlar. Her sınır ötesi operasyondan sonra iktidarın arkasına dizilme alışkanlığının bu ülkede bu düzeni kalıcı hale getirmekten başka bir sonuç yaratmayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz. Bu oyuna gelmeyin. Savaş politikaları ve çözümsüzlükle gidilecek yol sefalettir, yoksullaşmadır ve faşizmin daha da kurumsallaşmasıdır. 

Asıl kurtuluş yolu savaş politikalarına karşı çıkmaktır: Bu iktidar ülkenin bekasını gerekçe gösteriyor ama aslolan kendi bekasıdır. Kendi bekası için her türlü yola başvuran bir iktidar ile karşıyayız. Şimdi yeniden sınır ötesi operasyonları, savaş politikalarını yükseltmeye yönelmiştir. Buradan varmak istediği yer de kendi varlığını sürdürecek şartları yaratmaktır. O nedenle diyoruz ki bu operasyonlara, operasyon adı altında yürütülen savaş politikalarına karşı hep birlikte durmak zorundayız. Bunu diğer toplumsal muhalefet güçleriyle, diğer siyasal muhalefet güçleriyle birlikte durdurmayı başaramazsak bedeller ağır olacak. Bizler demokratik çözüm için bütün gücümüzle yolumuza devam edeceğiz, bundan asla taviz vermeyeceğiz. Savaş politikalarına karşı çözümün tek yolunun diyalog, müzakere ve demokratik siyaset olduğunu söyleme devam edeceğiz.

Demek ki enflasyonun nedeni sizsiniz ey iktidar sahipleri!: Mesela Asya kıtasında, Çin’de enflasyon yüzde 1.5. Güney Kore’de yüzde 4.1, Japonya’da yüzde 0.9. Avrupa’ya bakalım İsviçre'de yüzde 2.4, Fransa’da yüzde 4.5, Endonezya’da yüzde 2.6, Avusturya'da yüzde 3.5, Singapur’da yüzde 3.4. Hepsini saymayalım. Hepsini alt alta toplayın Türkiye’deki enflasyon rakamına ulaşamıyorsunuz. Demek ki enflasyonun nedeni küresel gelişmeler değil sizsiniz ey iktidar sahipleri! AKP Genel Başkanı ve küçük ortağı, sebepleri başka yerde göstermeye kalkmayın. 

Demokrasi krizi döviz kurlarını ve enflasyonu fırlattı: Ekonomi Komisyonumuz, “Demokrasi Krizinin Ekonomik Maliyeti” başlıklı raporunu açıkladı. Komisyonumuz bu raporda net bir biçimde demokrasideki gerileme büyüdükçe ekonomik göstergelerin kötüleştiğini ortaya koydu. Hukuk endeksinde yaşanan düşüş, faiz giderlerini arttırdı. Güvenlik bütçesindeki artış merkezi yönetim borç stokunu yükseltti. Özgürlükler geriledikçe yaşam memnuniyeti düştü. Demokrasi krizi döviz kurlarını ve enflasyonu fırlattı. Savaşa ayrılan bütçe, her haneye yoksulluk ve sefalet olarak döndü."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar