SON DAKİKA
Hava Durumu

"Gerçeklerden korkmak ve kaçmak bir iktidar için sonun başlangıcıdır"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Volkan Yılmaz, yaşanan fon vurgununun devlet yönetiminde denetim, şeffaflık ve hesap verebilirliğin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, "Gerçeklerden korkmak ve kaçmak, bir iktidar için sonun başlangıcıdır" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 17.10.2026 13:01
Haber Güncellenme Tarihi: 17.10.2026 13:26
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
"Gerçeklerden korkmak ve kaçmak bir iktidar için sonun başlangıcıdır"

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, ülke gündeminin ilk sıralarında olan fon vurgununun devlet yönetiminde denetimin, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, "Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından birinin araştırılması için verdiğimiz önerge iktidar ve ortakları tarafından milletin hakkı konuşulmasın diye Meclis'i kapatıp adeta kaçmışlardır" dedi.

İYİ Parti Bursa İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenleyen Volkan Yılmaz, Türkiye'nin, yıllardır süren ağır bir ekonomik krize, her geçen gün bir yenisiyle karşılaşılan çok büyük yolsuzluklara, adaletsizliklere ve liyakatsizliklere mahkûm edildiğini söyledi.

Bugün halkın en temel gündeminin geçim mücadelesi olduğunu belirten İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, "Türkiye’nin ihracat ve sanayi lokomotifi olan Bursa’da dahi emeklilerimiz, fabrikadaki işçilerimiz, tarladaki üreticimiz, esnafımız ve geleceğe umutla bakmak isteyen gençlerimiz hayat pahalılığı karşısında günden güne ezilmektedir. Dedeler, nineler torunlarına harçlık veremez, anneler çocuklarının beslenme çantasına bir meyve, yeterli bir dilim ekmek koyamaz hâle gelmiştir." dedi.

Volkan Yılmaz'ın açıklamaları şöyle:

Ekonominin yalnızca masa başında açıklanan, gerçeği yansıtmayan pembe tablolardan ibaret olmadığına dikkat çeken Yılmaz, "Ekonominin gerçek karşılığı vatandaşın mutfağındaki tencerede, çarşıda, pazarda ve ay sonunda cüzdanda kalan paradadır. Sandıktan sınırlı süreyle ülkeyi yönetme yetkisi alan iktidar; her şeye karar vermeyi, her alana müdahale etmeyi kendisine hak görmekte ama hiçbir olumsuzluğun sorumluluğunu üstlenmeye yanaşmamaktadır." diye konuştu.

“Üreten Bursa cezalandırılıyor, rantçılar ödüllendiriliyor”

Bursa'nın otomotiv, tekstil, mobilya, ve makine sanayisinin merkezi olduğunu, Türkiye’nin dış ticaretine en büyük katkıyı veren kentlerin başında geldiğini hatırlatan Volkan Yılmaz, Ancak uygulanan yanlış ekonomi politikaları, fahiş faiz oranları ve öngörülemez kur baskısı yüzünden Bursa’nın ihracatçısı rekabet gücünü kaybetmekte, sanayicimiz çarkları çeviremez hale getirilmektedir. Üreten, istihdam sağlayan Bursa cezalandırılırken; kamu kaynakları faiz lobilerine ve yandaş rant projelerine akıtılmaktadır!" ifadelerini kullandı.

"Sadece sanayi mi? Dünyanın en verimli topraklarına sahip Bursa; plansız sanayileşmeye, çevre kirliliğine kurban edilmektedir. İznik Gölü gözlerimizin önünde kururken, zeytin üreticisi, şeftali üreticisi maliyetler altında ezilmekte, çiftçimiz toprağına küstürülmektedir. Bunun yanında plansız göç ve demografik baskı, Bursa’nın hem kentsel dokusunu hem de huzurunu tehdit etmektedir. Deprem kuşağındaki Bursa’da gerçek bir kentsel dönüşüm yerine ranta dayalı yapılaşma teşvik edilmektedir." diyen Volkan Yılmaz'ın açıklamaları şöyle:

“Devlette denetim çöktü, fon vurgunları patlak verdi”

"Ülkemizin gündeminde önemli yer tutan fon krizi, devlet yönetiminde denetimin, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin ne denli hayati olduğunu bir kez daha göstermiştir. Partimiz tarafından geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde; 'Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunlarından biri araştırılsın, önergesi teklif edilmiş; fakat iktidar ve ortakları milletin hakkı konuşulmasın diye Meclis'i kapatıp adeta kaçmışlardır!

Gerçeklerden korkmak ve kaçmak, bir iktidar için sonun başlangıcıdır. Yalanlarla ve algı oyunlarıyla ayakta kalmaya çalışan bir yönetimin yapacağı en büyük hata gerçeklerin sesini kısmaya çalışmaktır.

Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu da TBMM grup toplantımızda:

'Gerçekleri duymak istemeyen iktidar, milletimizin de gerçekleri öğrenmesini istemiyor. Bu akılla ayakta kalabileceğini zanneden iktidar; sabaha karşı gazetecilerin kapısına polis gönderiyor, kayyum atıyor, Halk TV’nin yayınını durduruyor. Türkiye’de herkes, her kurum incelenebilir.

Hukuki bir sorun varsa tespit edilir, gereği yapılır. Ancak bu iktidarın polis ve yargı aracılığıyla attığı adımlar artık hukuki olmaktan çıkmıştır.

Şafak baskınları adaleti tesisten öte, bir iktidarın ömrünü uzatma çabasıdır. Kendi partisinden olmayan belediyeye kayyum...

Sistemine dâhil olmayan şirkete kayyum...

Kendi gibi düşünmeyen demokratik kitle örgütlerine kayyum... Siyasi partiye kayyum... Medyaya kayyum...

Yanlışlarının üzerini yeni ve başka yanlışlarla örtmeye çalışan bir iktidarın çırpınışlarını izliyoruz. Ama şunu biliyoruz: Hakikatin önünde hiçbir engel duramaz. Raf ömrünü tamamlamış bir iktidarı da hiçbir baskı ayakta tutamaz.'

Diyerek durumun vahametini özetlemiştir.

'Devlet mekanizması felç edilmiş durumda'

Bu iktidar, milletten tüm yetkiyi tek bir kişiye devretmesini isterken; Türkiye'nin uçacağını, her meselenin anında çözüleceğini vadetmişti. Yetkiyi aldıktan sonra devlet mekanizması felç edilmiş, köklü devlet kurumlarımızın içi boşaltılmış, millet kendi seçtiği vekilleri eleştirmekten çekinir hale getirilmiştir. Yaşanan büyük yolsuzlukların ve hırsızlıkların sorumluları ise 'üzüntü beyan ederek' sorumluluktan sıyrılabileceklerini zannetmektedirler.

Üzülmek; kısıtlı birikimini denetimsiz fonlarda siyasi aracılara kaptıran tasarruf sahibinin hakkıdır. Üzülmek; yüksek girdi maliyetleriyle boğuşan Bursalı sanayicinin, işçinin, esnafın ve çiftçinin hakkıdır. Üzülmek; liyakatin ayaklar altına alındığını gören namuslu memurlarımızın hakkıdır. Üzülmek; açlık sınırının çok altında yaşamaya mahkûm edilen asgari ücretlilerimizin ve emeklilerimizin hakkıdır. Ama asla her yetkiyi elinde toplayan bu iktidarın hakkı değildir! Yetkiyi kullananlar, sorumluluğu da taşımak zorundadır.

Yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesiyle patlak veren bu süreçte asıl cevaplanması gereken sorular şunlardır: Bu riskler ne zaman tespit edilmiştir? İlgili denetim organları ne zaman haberdar olmuştur? Denetim mekanizmaları bilerek mi işletilmemiştir? Bu usulsüzlükleri koruyan siyasi ve idari sorumlular kimlerdir?

Bizim yaklaşımımız son derece açıktır: Yatırımın kendi serbest piyasa riskleriyle, denetimsizlik ve görevi kötüye kullanmaktan kaynaklanan mağduriyetler birbirinden kesin çizgilerle ayrılmalıdır. Sorumluluk sadece aracıların değil; göz yuman kurumların ve yöneticilerin boynundadır. Çünkü devletin varlık sebebi, vatandaşının emeğini ve hukukunu teminat altına almaktır.

"Çözüm açıktır; Sandık derhal milletin önüne gelmelidir!"

Çeyrek asırlık ömrünü tamamlamış bu iktidar; millete verecek hiçbir vaadi, hiçbir vizyonu kalmadığı için baskıyla, sansürle ve algı oyunlarıyla ömrünü uzatmaya çalışmaktadır.

Evvelsi gün Eskişehir’de, dün Ankara’da ve hatta bütün programlarımızda milletimiz adına yaptığımız çağrıyı, bugün sanayinin ve üretimin kalbi Bursa’dan daha yüksek bir sesle haykırıyoruz: Bu milletin tahammülü kalmamıştır! Türkiye’nin kaybedecek tek bir ayı, tek bir günü bile yoktur.

Tarih oyunlarıyla, takvim mühendislikleriyle 2028’e kadar ülkeyi bu batakta tutmaya kimsenin hakkı yoktur. Çıkış yolu bellidir; o yol da derhal milletin iradesine, yani SANDIĞA başvurmaktır.

Bizler, İYİ Parti AR-GE ve Parti İçi Eğitim Başkanlığı olarak "Sahadan Sandığa" anlayışıyla yola çıktık. Salonlara sıkışıp kalmıyor; teşkilat eğitimlerimizin hemen ardından Bursa’nın sokaklarına, fabrikalarına, atölyelerine, hallerine iniyoruz. Hemşehrilerimizle kucaklaşıyor, dertlerini de dinliyoruz, liyakatli kadrolarımızla hazırladığımız çözümleri de anlatıyoruz.

Bursa’dan tüm Türkiye’ye sesleniyoruz: Türkiye sahipsiz değildir! Türkiye kimseye muhtaç değildir! Bu milletin namuslu, dürüst, yetkin kadroları vardır; İYİ Parti buradadır, bizler buradayız.

Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında; hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği, liyakatin egemen kılındığı, fabrikalarında çarkların umutla döndüğü, çiftçisinin yüzünün güldüğü, üreten ve güçlü bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.