SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP'li Sarıbal: Tarımı ranta kurban ettik

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, "Bolluğun kıymetini bilemedik. Tarımı kara, ticarete, ranta kurban ettik. Şimdi elimizi avucumuzu açıp, ithalat üzerinden bir tarım öyküsüne doğru yol almış durumdayız" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 18.01.2019 13:21
Haber Güncellenme Tarihi: 18.01.2019 13:21
https://www.bursaport.com
CHP'li Sarıbal: Tarımı ranta kurban ettik

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM'de yaptığı konuşmasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Sarıbal, konuşmasına "Basın özgür olmaz ise ülkede gerçek bilgiye ulaşabilmek, gerçek habere ulaşabilmek, muhalif olabilmek olanakları mümkün değildir." sözleriyle başladı. 

16 Ocak akşam saatlerinde Ankara Siteler'de çıkan yangında tekstil ile uğraşan 5 işçinin öldüğünü hatırlatan Sarıbal, baş sağlığı diledi. İş güvenliğinin ve insan hayatının önemine değinen Sarıbal, "Ne yaparsak yapalım insanı öncelemiyorsak yaptığımız hiçbir şeyin kıymeti yok. Önce insan, önce insan hayatı, önce insanın insanca yaşaması." dedi.

2018 yılında yaşananların 2019 ve sonraki yılları da derinden etkileyeceğini belirten Sarıbal, "Tarım, ülkenin en çok konuşulan konusu oldu. Bundan sonra da en çok konuşulacak konusu olacak. Neden mi? Çünkü tarım sadece tarım sözcüğünden ibaret değildir. İnsanların yaşama hakkından sonra en önemli beslenme hakkıdır tarım. Gıda güvenliğidir tarım. Güvenceli gıdadır tarım. Yeterli dengeli beslenmedir tarım. Sağlıklı beslenme sağlıklı yaşamadır tarım. Hastanelere düşmeden, sağlıklı olmanın, ön korumanın gereğidir tarım." ifadelerini kullandı.

"Bolluğun kıymetini bilemedik"

Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tarımın neresine bakarsanız bakın insan vardır. İnsana dairdir. Ama ne yazık ki bolluk günlerimizi planlayamadık. Bolluğun kıymetini bilemedik. Tarımı kara, ticarete, ranta kurban ettik. Şimdi elimizi avucumuzu açıp, ithalat üzerinden bir tarım öyküsüne doğru yol almış durumdayız. Ülke tarımı, üretmekten vazgeçerek artık yavaş yavaş artık bağımlı bir tarım biçimine dönüşmüş durumdadır. Hatırlayınız, Tarım ve Orman Bakanı açık bir biçimde şunu söylüyordu, aynı zamanda TMO da, " biz ithalatı belirli koşullarda yapacağız. Yani ithalat ürün hasadı yapılırken ürün hasadının olduğu dönemlerde yapmayacağız" dediler. Hem bakanlık hem TMO." 

16 yıllık AKP yönetimi sonrası ülkenin ithalata mecbur bırakıldığını söyleyen Sarıbal, "Artık bu ülke mecburen ithalat yapmak zorunda kaldı." dedi. Sarıbal, şu ifadeleri kullandı:

"Hatırlayın 21 Aralık 2018 tarihinde TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, aynen şu açıklamayı yapıyor, ürünlerin hasat döneminde ithalat yapmama kararı aldıklarını belirtiyor ve 'tüm ürünler için bu geçerli olacak. O ürün tüm bölgelerdeki hasadın bitmesi beklenecek, ülkenin herhangi bir yerinde o ürün üretilmiş ve piyasaya sürülmemiş ise biz ithalatı yapmayı düşünmüyoruz İthalat duyulunca üreticinin elindeki malın değeri azalıyor. Bu durumu yaşatmak istemiyoruz' demişti. Aradan 20 gün geçti. Üretici buğday ve arpa üretiminden para kazanmadığı gibi bu yıl da artan girdi fiyatları nedeniyle buğday ve arpa üretiminin gerilediğini gördük. Rakamlara bunlar yansıdı. Ne yaptı Tarım Bakanlığı, hemen 5 kuruş olan prim desteğini 10 kuruşa çıkardı. Ve aynen şunu söyledi; 'prim desteğini yüzde 100 arttırdık.' Ama aynı günlerde şöyle bir durumla karşı karşıya kaldık. Birden üst üste AKP Genel Başkanının kararlarını görmeye başladık. Birinci kararı, hatırlayınız, kırmızı et ve canlı hayvan ithalatının 2019 yılında da devam dediler.
Hemen arkasından tütünde ton başına 150 dolar olan gümrük fonunu sıfırladılar. Arkasından, 300 bin ton ayçiçeği tohumu, sıfır gümrükle alma olanağı açtılar. Uzun zamandır ilk kez özel sektöre, daha önce TMO aracılığıyla yapıyorlardı bunları, ilk kez 300 bin ton ayçiçeği tohumunun sıfır gümrükle alımının yolunu açtılar."

"Sırbistan'da yetişmeyen ayçiçeğini ithal edeceğiz"

Sırbistan ile 'Uluslararası Sözleşme' yapıldığını anımsatan Sarıbal, şunları kaydetti:

"Yüksek korumacılık adı altında, biz Sırbistan'ı koruyacak biçimde, bir sözleşme yaptık. Gümrükleri sıfırladık. Ve o paket içerisinde birçok tarım ürünü vardı. Ama Ayçiçek tohumu, Ayçiçek yağı, Ayçiçek türevi tam 50 bin ton, gümrüksüz, oradan da alma olanağı açtılar. Ama, orada ilginç olan bir şey vardı. Sırbistan'da ayçiçeği hiç yetiştirilmemesine rağmen, ayçiçeği ile ilgili tohum, yağ ve türevi olarak 50 bin ton oradan getiriyoruz.

Bunun adı şuydu, biz aslında Sırbistan'ı korumuyorduk, bizim amacımız Sırbistan'ı kalkındırmaktı. Ama Sırbistan üzerinden yerli ithalat lobilerini zengin etmekti. Çünkü Sırbistanlılar bunu yapmazlar. Bunu gene bizim ithalatçılar yapacak. Başka ülkelerden Sırbistan'a aktaracaklar, Sırbistan üzerinden Türkiye'ye aktaracaklar. Çünkü, ahududu örneğinde de Bosna Hersek'te yapmışlardı. Bosna Hersek'te 200-250 ton civarında ahududu yetiştirile biliniyor. Ama biz Bosna Hersek'ten 1000 tona yakın 900-1000 ton civarında ahududu getirtiyoruz. Kim yapıyor bunu, ithalatçılar yapıyor."

Sırbistan ile yapılan uluslararası sözleşmenin içerisinde 5 bin ton et olduğunu belirten Sarıbal, Aralık ayında TMO ve Bakanın 'hasat dönemi boyunca ürünleri ithal etmeyeceğiz, hasattan sonra bu ürünleri ithal edeceğiz' açıklaması yaptığını söyledi. AKP Genel Başkanın da bir karar açıkladığını dile getiren Sarıbal, "Karar şu; 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç, 100 bin ton kuru bakliyat, (kuru fasulye, mercimek vs). ithal edilecek. Buğdayın bir kısmı yeni ekildi. Bölgelerin hemen hepsinde buğday ekildi. Mısır ekilmedi, ekilmedi ekilecek. Mercimek, kuru fasulye, pirinç, bunlar da sırası geldikçe ekilecek. Şimdi düşünün, bir iktidar, yıla hemen girer girmez ve öncesinde bir açıklama yapıyor 'hasat döneminde ithalat yapmayacağım' diye. Oysa daha ortada hiçbir şey yok iken, bir bölümü ekilmemiş ürünler için bile sıfır gümrükle ithalat kararı alıyor." dedi.

"Üretici soğan üretmekten vazgeçti"

Soğan ile ilgili tartışmaların yanlış tarım politikalarından kaynaklandığını belirten Sarıbal, "Üretici soğan üretmekten vazgeçti ve vazgeçiyor. Şu anda soğan üretiminin büyük bir kısmı aslında özde üretici, çiftçi olmayan tüccar dediğimiz, bir kısmı kabzımallık yapan bir kısmı bu işin ticaretini yapan insanlar. Çünkü köylünün soğan ekip soğandan para kazanma umudu kalmadı. Ya toprağını terk ediyor. Yada toprağını bu tür arkadaşlara kiraya veriyor. Soğan şu anda tamamen çok büyük oranda tüccarın ve kabzımalın elinde. Onlar yönetiyor süreci. Çünkü çiftçinin bir garantisi ve bir birliği yok." ifadelerini kullandı.

Sarıbal, "Fiyat düşer veya yükselir. Bu ülkenin üreticisinin, köylünün cebine artan fiyatlardan bir kuruş girmez. Soğan, tüccarın, kabzımalın elinde. Çiftçinin değil" dedi.

"Dana yoksa et yok demektir"

Hayvancılıkla uğraşamn insanların da azaldığına değinen Sarıbal, şunları kaydetti:

"Bizim bir kriterimiz var arkadaşlar. Bilimsel bir kriter. 1 kg süt ile 1.5 kg yem alamıyorsanız eğer o işletmeyi sürdüremezsiniz. Batarsınız. Şu anda zaten süt üreticisi para kazanamadığı için süt ineklerini kesime gönderiyor. Tarih tekerrürden ibaret oldu bu topraklarda. 2006 - 2007 - 2008'i hatırladığımızda aynı durumdu. 1 milyondan daha fazla süt hayvanımız kesildi. Eğer süt hayvanı yoksa damızlık hayvanımız yoksa arkadaşlar dana yok demektir. Dana yoksa et yok demektir. Dana yoksa sürü büyütemezsiniz. Dana yoksa elbette süt üretimini geliştiremezsiniz. Ve istihdam meselesi; 2002 yılında tarımsal istihdam % 35'di bugün % 18.5 inmiş durumda. Rakamsal olarak paylaşmak isterim. 7.5 milyondan 2017 yılında 5.5 milyona düştü. 2018 yılında 187.000 kişi daha azalarak ne yazık ki 5 milyon 347 bin kişiye düştü. Yani tarımla uğraşan insan sayısı sürekli azalıyor ve azalmaya da devam edecek"

"Bu sarmaldan kurtulabiliriz"

2018 rakamlarının henüz tamamlanmadığını vurgulayan Sarıbal, şu rakamları verdi:

"Toplam ihracat 210 milyar dolar. Toplam ithalat 208 milyar dolar. 2 milyar dolarlık ihracat fazlası var. Ama bilin 2017 ve 2018'de ithalatımız ihracatımızdan daha fazla. Örneğin 2017'de 18 milyar 317 milyon dolarlık bir ithalatımız var. 17 milyar 592 milyon TL'lik ? İhracatımız var. Ve hemen hemen neresinden bakarsanız 500 milyon dolar civarında daha bir ithalat fazlamız var. 2018'de bu rakam daha da büyüyecek."

Sarıbal, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ama bizim için önemli olan da şudur; Hammaddedir, üreticinin ürettiğidir, üreticinin ürettiğinden bu ihracatı yapalım ama kendi topraklarımızda ürettiklerimizden yapalım. Ve düşünün arkadaşlar bu parayı, 78 milyar doları çiftçimize verdiğimizde ortaya ne çıkacaktır. Bu topraklarda ne olmuyor? Buğday mı, arpa mı, pamuk mu, yulaf mı, çavdar mı, kuru fasulye mi, mercimek mi olmuyor? Ne olmuyor? Hepsi oluyor arkadaşlar. Buna dair, ülkeye dair, toprağa dair bir siyaset üretmek bir politika yaratmak. Sonuç, bu sarmaldan kurtulabiliriz. Küresel ısınmayı önceleyerek, ülke kaynaklarını göz önüne alarak:
1 - gıda egemenliğimizi 
2 - gıda güvencemizi sağlayacak biçimde 
3 - çiftçiyi örgütleyerek 
4 - üretim planlaması yaparak 
5 - afet kanunu değiştirip esnek sürdürülebilir müdahaleci bir destekleme politikasıyla açıkçası bu ülkede, bu ülkenin insanından yana bu ülkenin topağından yana bir yurtsever tarım politikasıyla bunu gerçekleştirebiliriz."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.