SON DAKİKA
Hava Durumu

'CHP demokrasi için önderlik etmeli'

CHP Bursa Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ‘Demokrasi ve Geleceğimiz’ konulu panelde parti içi demokrasinin ülkedeki demokrasi için öneminin altı çizilerek, CHP'nin yeniden demokrasiye ve ülkeye önderlik etmesi gerektiği, bu bağlamda CHP'nin Genel Başkanının da Avrupa'daki partilerde olduğu gibi parti üyeleri tarafından seçilmesi gerektiği ifade edildi.

Haber Giriş Tarihi: 25.12.2022 23:15
Haber Güncellenme Tarihi: 26.12.2022 02:53
https://www.bursaport.com
'CHP demokrasi için önderlik etmeli'

ZAFER OPSAR / BURSAPORT

CHP Bursa Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ve Turizm ve Devlet eski Bakanı Fikri Sağlar ile CHP eski milletvekilleri Dilek Akagün ve İlhan Cihaner'in konuşmacı olarak katıldığı ‘Demokrasi ve Geleceğimiz’ konulu panel Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Oditoryumu'nda gerçekleştirildi. 

CHP Çalışma Grubundan Bursa Barosu eski Başkanı Ekrem Demiröz'ün yönettiği panelin katılımcıları Fikri Sağlar, Dilek Akagün ve İlhan Cihaner, Cumhuriyeti kuran ve çok partili hayata geçişi sağlayan CHP'nin, Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi için parti içi demokrasinin hayata geçirilmesine de önderlik etmesi gerektiğini vurguladılar.

"Önce biz değişmeliyiz... Biz değişirsek, Cumhuriyet Halk Partisi değişir, Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir" diyerek yola çıkan ve çalışmalarını bu doğrultuda sürdüren CHP Bursa Çalışma Grubu'nun düzenlediği panelin açılışını yapan Ekrem Demiröz, parti içi demokrasinin üyenin değer taşıdığını ifade ettiğini belirterek, "Parti içi demokrasi birbirimizi adam yerine koymadır" dedi.

"Partiye, örgüte ihtiyaç olmayan bir siyaset isteniyor"

Demiröz'ün konuşmasından sonra ilk sözü alan CHP 24. ve 26. Dönem İstanbul Milletvekili Avukat İlhan Cihaner, Türkiye'de demokrasinin feci bir durumda olduğunu ifade ederek, "Önümüzdeki seçim nasıl bir Türkiye'de yaşayacağımızın kararı olacak" dedi. Ülkedeki demokrasinin parti içi demokrasinin işletilmesinden geçtiğini kaydeden Cihaner, CHP'nin bu konuda örnek ve önder olması gerektiğini vurguladı. CHP'de parti içi demokrasinin işletilmesi taleplerine, "Bu tartışmanın yeri mi?" diye bakıldığını hatta "işbirlikçi" suçlamalarına kadar gidildiğini aktaran Cihaner, "CHP bu konuda lokomotif konumunda. Parti içi demokrasinin işlemesi gerekiyor. Oysa partide tüzüğün uygulanmadığı durumlar bile oluyor. Hemşericilik gibi mekanik dayanışmalar parti içi demokrasiyi olumsuz etkiliyor. Ayrıca belediyeler parti örgütlerinin işlerine çok karışır oldular. Artık kongreler tek adaylı yapılır oldu. Partiye, örgüte ihtiyaç olmayan bir siyaset isteniyor. Ortada bir siyasetsizleştirme var. " ifadelerini kullandı.

Salt AKP karşıtlığı üzerine kurulu bir siyasetin doğru olmadığına işaret eden İlhan Cihaner, “Maalesef Türkiye’de özellikle AKP iktidarıyla birlikte siyaset karşıtlıklar üzerine kurulu. Yani şu anda da Tayyip Erdoğan ve AKP karşıtlığı ki hepimiz karşıyız, karşı olmamız lazım ama siyasetin de buraya indirgenmemesi lazım. Yani onunla mücadele edeceğiz diye başka bir belaya da toplumun sürüklememesi gerekir. Çünkü eğer şu koşullarda da iktidar olamıyorsa, o zaman dönüp bahsettiğimiz sorunların her birini çok daha detaylı bir şekilde ele almamız lazım” diye konuştu.

17 Nisan 2017'deki tartışmalı referandumdan sonra geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte iktidarı belirleyici hale gelen yüzde 50+1'i eleştiren Cihaner, CHP’nin bu yüzden ‘merkez sağ’ ideolojisini güçlendirdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bir diğer sorunumuz da gene ülke siyasetinin geneline hakim olan bu yüzde 50+1 konusu. Bu ülkede artık yüzde 50+1 diye bir sistem var. Bu sistem nedeniyle de ‘Türkiye’de bir merkez sağ yok. Merkez sağ olmadığı için AKP devrilmiyor. Dolayısıyla merkez sağı güçlendirmek gerekir’ şeklinde bir bakış açısı var maalesef. Kendi elimizle adeta yoktan bir merkez sağ var ettik. Cumhuriyet Halk Partisi olarak aslında seçimin yapılmadığı, sandıkların konulup kim oraya gitmişse onların delegelerinin yazıldığı, ondan sonra o delegelerden üst kademenin belirlendiği bir haldeyiz. Son zamanlarda yaşadığımız başka bir sorun var. Neredeyse tek adaylı olmayan ilçe kongresi yok. Yani düşünün, bir partinin çok güçlü olduğu, çok büyük illerde bile genel merkezin baskısıyla tek adaylı kongreler yapıldı. Buna izin verilmemesi gerekirdi. Özellikle Doğu’da, Güneydoğu’da şöyle bir eğilim başladı. Yıllarca partinin kahrını çekmiş yönetimler görevden alınıyor ve yerlerine daha çok yerel feodal ilişkilerde öne çıkmış isimler ki bunların birçoğu belki de birkaç yıl öncesine kadar bizim karşımızda -hatta silahlı olarak- faaliyet gösteren isimlerin olduğunu da biliyorum. Bu tarz adamlar şimdi partinin başına il başkanı, ilçe başkanı, yöneticisi olarak gelebiliyor."

"Anayasa değişikliğine cepheden karşı çıkılmalı"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başörtüsünün yeniden sorun olmaması amacıyla gündeme getirdiği yasa teklifi ve bunun üzerine AKP'nin yaptığı Anayasa değişikliği girişimi ve referandum riskine değinen İlhan Cihaner, böylesi bir anayasa değişikliğinin laikliğe aykırı olduğunun altını çizdi. Cihaner, "Bu anayasa değişikliğine cepheden karşı çıkılmalı. Anayasaya uymayan bir iktidar seçime az bir zaman kala anayasayı değiştiremez. Buna fırsat verilmemeli" dedi.

"CHP'de önseçim yadırganır hale gelmiştir"

CHP'nin geçmişinde parti içi demokrasinin bugünden daha iyi olduğuna dikkat çeken 24. Dönem CHP Uşak Milletvekili Avukat Dilek Akagün de, CHP'nin Cumhuriyeti kuran, çok partili hayata geçişi sağlayan, parti içi demokrasiyi işletmiş bir parti olduğunu belirtti. Ülkede demokrasinin yerleşmesine de yine CHP'nin önderlik etmesi gerektiğini ifade eden Akagün, "Parti içi demokrasi, önseçim, parti tabanıyla ve halkla bütünleşmemiz için en önemli unsurdur. Bugün CHP'de önseçim yadırganır hale gelmiştir. Bugün bu konuda bir gerileme var. CHP de bu geri gidişe ayak uydurmuş vaziyette. Oysa 1965'te CHP'nin parti tüzüğü Siyasi Partiler Yasası'na girmiştir" dedi.

"CHP teknolojiyi kullanarak parti içi demokrasiyi işletmeli"

Parti içi demokrasinin işlemiyor oluşunun tabanla, halkla bağları kopardığına, küskünlüklere, kırgınlıklara yol açtığına işaret eden Dilek Akagün, şöyle devam etti:

"Parti içi demokrasi, önseçim, ekmek gibi, su gibi, hava gibidir. Partinin ayağa kalkması lazım. Bugün Avrupa'da başta sol ve sosyalist partiler olmak üzere partilerin genel başkanları ve yönetim organları üyeler tarafından seçiliyor. CHP de teknolojiyi kullanarak bunu yapmalı, parti içi demokrasiyi işletmelidir. e-Siyaset partiye entegre edilmeli, üyeler karar süreçlerine katılmalıdır."

CHP’lilerin ortak kaygısının Cumhuriyet devrimlerine yönelik saldırılar olduğunu dile getiren Akagün, "Cumhuriyet devrimlerine saldırıların bertaraf edilmesi bizlerin görevi arkadaşlar. Bunlar için burada toplanıyoruz. Bu çalışma grubunu bunun için” ifadelerini kullandı.

“CHP'nin tüzüğü de tek adam tüzüğü”

Turizm ve Devlet eski Bakanı Fikri Sağlar da konuşmasında, parti içi demokrasiye, önseçime değinirken, "CHP'nin tüzüğü de tek adam tüzüğüdür. Önseçim yapımayan parti siyaset yapamaz. Tayyip Erdoğan'ın partisi gibi olur" dedi. CHP'nin "Milletin Sesi" mitingleri başlattığını ancak Mersin'deki görkemli mitingin devamının gelmediğini hatırlatan Sağlar, "Mitingler neden yapılmıyor diye sorduk, olay çıkar diye yapılmıyormuş. Böyle bir şey olabilir mi? Demokrasilerde sokakta meydanda politika yapılır. Sokak demokrasinin sesinin yükseldiği yerdir" diye konuştu.

AKP'nin 20 yıllık iktidarında özellikle eğitim ve yargıda büyük tahribata neden olduğunu, CHP’nin de bu duruma göz yumduğunu söyleyen Sağlar, AKP’nin bir seçim daha kazanması halinde yargı ve eğitimin ardından sıradaki hedefinin kadın olduğunu ileri sürdü. Fikri Sağlar, şöyle konuştu:

"Bugün Türkiye’de ekonomi çökmüş durumda. Türkiye’nin en önemli sorunu açlık, işsizlik ve geleceğin yok olması. Bugün Türkiye’de kimsenin can ve mal güvenliği yok, hukuk devleti olmaktan çıktı. AKP iktidara gelir gelmez iki temel konuya, yargı ve eğitime el attı. Bu iki temel varlık bir ülkenin ayakta durabilmesi için en önemli şeydir. Ama bunlar birer birer elimizden giderken maalesef ülkenin kurucusu olan CHP buna gözünü yumdu. CHP bunlara gözünü yummasaydı laiklik ortadan kalkmazdı. CHP gözünü yummasaydı yargı bu kadar bağımlı ve taraflı olmazdı. CHP gözünü yummasaydı eğitim 4+4+4 şeklinde eğitimsizlik haline dönmezdi. Bugün ülkede eğitim, evrensel sisteme uymayan, imam hatip okulları adı altında, çok görkemli binalar içerisinde ve en iyi semtlerde yapılmış bir eğitim sistemiyle gidiyor. Dindar ve kindar nesil diyorlar. Dindarı anlarım da kindar ne? Kime karşı kindar olacak? Tüylerim ürperiyor. İktidar eğer bir daha seçim kazanırsa ilk hedefi bu kez kadın olacak. Biz hata üzerine hata yaptıkça başka yere gidiyor."

"6'lı Masa'ya CHP üyelerinin seçeceği aday konulmalı"

6'lı Masa konusuna da değinen Fikri Sağlar, "6'lı Masa'nın Türkiye'ye yararı olup olmayacağı konusunda kuşkularım var. Biz CHP olarak programımızı unuttuk, tüzüğümüzü unuttuk. CHP'nin genleri değişti. 'Hellalleşme' nedir? CHP'nin hesaplaşması gereken şeyler var. Denizlerin asılmasıyla, CHP'de bu idamlara destek verenlerle, 1977'deki 1 Mayıs katliamıyla hesaplaşmaya ihtiyaç var. Bizim başörtüsüyle bir sorunumuz yok. Biz siyasal İslamın üniforması olarak kullanılan türban ile mücadele ettik" dedi.

CHP'nin 6'lı Masa'ya, CHP'nin tüm üyelerinin katılımıyla yapılacak seçimde belirlenecek adayı getirmesi gerektiğini kaydeden Sağlar, "Kılıçdaroğlu alevi olduğu için olmazmış. Tam da alev olduğu için aday olmalı" diye konuştu.

İktidardan hesap sorulması konusunda muhalefetten yükselen sözleri de hatırlatan Sağlar, "Anayasa'da 400 oy gerektiren durumlar var. Bununla kimseye hesap sorulamaz, önce bunun değiştirilebilmesi lazım" ifadelerini kullandı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.