SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Katledilen Aygül Yıldız'ın annesi o günü anlattı

Bursa’da geçen yıl öldürülen Aygül Yıldız’ın annesi Rahime Yıldırım, 20 Nisan’ı anlattı. Aygül'ün annesi ve ablası, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu için "Onlar olmasaydı bizim sesimiz bu kadar duyulmazdı" dedi.
Haber Giriş Tarihi: 20.04.2022 12:06
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2022 12:57
https://www.bursaport.com
kapak resmi

PELİN AKDEMİR / BURSAPORT

Bugün 20 Nisan. Haber ajanslarından hemen hemen her gün geçilen haberlerden bir diğeriydi. Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Mehmet Yıldız, boşanma aşamasındaki eşi… 33 yaşındaki Aygül Yıldız, sabah saatlerinde işe gitmek için ayrıldığı evinin yakınlarında katledildi. Evin yakınlarındaki çocuk parkında beş buçuktan itibaren bekleyen Mehmet Yıldız, cinayetin ardından saklandığı evde yakalanarak tutuklandı.

’16 KURŞUNLA ÖLDÜRÜLDÜ BENİM YAVRUM’

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun kapatılmasına karşı düzenlenen eyleme Aygül Yıldız’ın annesi Rahime Yıldırım da katılmıştı. Yıldırım, yaşananlarla ilgili olarak, “Kızlarım okusunlar diye çok çalıştım. 18 saat eve gelmemesiye çalıştım, okutayım onları diye. Ama kocası tarafından 16 kurşunla öldürüldü benim yavrum. Ben öldürsünler diye mi okuttum yavrumu? Benim evladım arkasında 7 yaşında bir yetim bıraktı” dedi. 

1994 yılında Rahime Yıldırım, eşi ve çocuklarıyla Bulgaristan’dan Bursa’ya yerleşti. 10 yıl oturma izninin ardından kimliklerini aldılar. Bu süreçte evlerini de yaptılar, iki kızlarını da üniversitede okuttular. “Ben 3 vardiya çalıştım. Yavrularımı okuttum. Elleri kalem tutsun, dedim.” Aygül, Uludağ Üniversitesi’nde okurken bir yandan da kendisine harçlık çıkarmak için küçük bir iş yerinde çalışıyordu. “Kitap, defter almak için. Biz çalışıyorduk ama ev kira, çocuklar okuyor, ev yaptırıyoruz. Eli çok çevikti, çalışıyordu. Orada tanışmış.” Evlendikten 4 sene sonra Aygül’ün bir çocuğu oldu. Ekonomik durumları olmadığı için kiradan ayrılarak annesinin üst katında oturmaya başladılar. Aygül çalışmak zorunda olduğu için bir yaşından beri torununa bakmış Rahime Yıldırım. Anlatırken bir gözü sürekli torununda.

ÖLDÜRECEĞİNİ SÖYLEMİŞ

19 Şubat 2021. Mehmet Yıldız, sabah kahvaltısı için üç çeşit poğaça alarak eve gelmiş. “Sabah beraber kahvaltı yaptık. Kızımı da işe geçiriyor. Akşamına uygunsuz kelimeler, küfürler.” 19 Şubat’tan 20 Nisan’a kadar psikolojik ve fiziksel şiddet, hakaret, tehdit sürmüş. Rahime Yıldırım, kanıtlar için karakol ve hastane adresi gösteriyordu: “Elinde silahla geldi. Kaç kere şikâyet ettik. Benim kızım kaç kere hastanelik olmuş, acillik olmuş.” Torununu göstererek ise “Bu çocuk bana diyor ki, ‘Banyonun köşesine gidelim ki oraya kurşunlar gelemez, biz kurtuluruz’” diyordu. Mehmet Yıldız, boşanmayı kendisi istemiş. Aygül, çocuğu olduğundan boşanmamak için eşini ikna etmeye çalışmış. Aygül’ün ablası anlattı şiddetin boyutunu: “Evi silahla bastı. Biz ailesiyle konuştuk yardımcı olmaları için. ‘Beni öldürecek, kurtarın’ diye yalvardı. Kimse yardım etmedi. Hiç kimse engel olmadı. Kapı, cam, her şeyi kırdı. Babamı da darp etti.”

Mehmet Yıldız, verilen uzaklaştırma kararına da uymamış. İki ay süren tartışmaların ardından anlaşmalı boşanmaya karar vermişler.

‘GÖRDÜN MÜ GAZETELERDE KIZIMI?’

20 Nisan 2021. Aygül, 7’yi 10 geçe işe gitmek için evden ayrılmış. Babası kapıdan uğurlamış. Servise bineceği yere kadar yürümesi gerekli. Rahime Yıldırım, iki elini yumruk yapmış sol göğsünün üstüne bastırıyordu: “Eşim o sırada silahın sesini duyuyor. ‘Yandı buram yandı’ diyor. O şaşkınlıkla elinde havluyla sağa sola geziniyor. Perdeyi kaldırırken polislerin geldiğini görüyor. Ben o sırada uyandım. ‘Vurmuş mu kızanımı’ dedim. ‘Vurmuş’ dedi. ‘Bacağından vurmuş da hemşireler müdahale ettiler.’ İyi gene bacağından vurmuş, yatar yatar kalkar düzelir, diyorum. Kızan da geldi arkadan. Polisleri görmeye korkudan altını ıslattı yavrum. Eşim gitti, geldi. ‘Bizim yavrumuzu öldürmüş’ dedi. Komşu kızanın yanına geldi, ben gittim bakmaya. Ellettirmiyorlar ya hemşireler müdahale ediyor sandım. Benim yavrum ölmüş. Ben anlayamadım. Biz bir komşuyla kavga etmiş aile değiliz. Yavrum yatmış oraya. Gördün mü gazetelerde kızımı?”

Ablası, kardeşinin ölümü sonrası yaşadıklarını, “Böyle bir acının tarifi yok. Her yerde kardeşimi arıyorum. Bazen çarşıya çıkmak istemiyorum çünkü onunla gezdiğim her yerde bir anı var. Bir objeye bakıyorsunuz, bir kelime kullanıyorsunuz aklınıza geliyor” sözleriyle anlatıyordu. Yaşananlardan sonra ailecek psikolojik destek aldıklarını söyleyen ablası, yeğeninin durumunu ise şu sözlerle anlatıyordu: “Ben 37 yaşındayım halen daha anneme babama ihtiyaç duyuyorum. 8 yaşındaki bir çocuk nasıl anneye babaya ihtiyaç duymasın? Annesi hakkında bir şey söylemiyor ama korkuları var. Davul sesinden bile korkuyor. Silah sesi zannediyor herhalde onu.”

‘ONLAR OLMASAYDI BİZİM SESİMİZ DUYULMAZDI’

Aygül'ün ablası, Nilüfer Kadın Kolları’nın ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bütün dava süreçlerinde yanlarında olduğunu söyledi: “Onlar olmasaydı bizim sesimiz bu kadar duyulmazdı. Duyulmayan birçok kadının davası gibi.”

Aygül Yıldız'ı katleden Mehmet Yıldız, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karşı tarafın karara itirazı üzerine dava İstinaf Mahkemesi’ne taşındı. Yargıtay’ın onayı bekleniyor. Mehmet Yıldız’ın uyguladığı şiddete ilişkin ise kamu davası sürüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar