SON DAKİKA
Hava Durumu

'Kadına yönelik şiddeti sona erdirilinceye kadar...'

Bursa Barosu Başkanı Avukat Gürkan Altun, '25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, "Kadına yönelik şiddeti sona erdirilinceye kadar tüm kurumlarla işbirliği halinde mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 23.11.2018 22:34
Haber Güncellenme Tarihi: 23.11.2018 22:34
https://www.bursaport.com
'Kadına yönelik şiddeti sona erdirilinceye kadar...'

Bursa Barosu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun'un yanı sıra yönetim kurulu üyeleri ve avukatlar katıldı.

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'nün, 25 Kasım 1960 tarihinde Dominik Cumhuriyeti'nde diktatörlüğe karşı bir hareketin üyesi olan Mirabel Kardeşlerin, tecavüz edilip dövülerek öldürülmesi üzerine tüm dünyada kadına yönelik şiddeti sona erdirmek için düzenlenen kampanyalar sonucu 1999 yılında BM tarafından kabul edildiğini hatırlatan Altun, dünyada kadınların büyük oranda şiddet ve istismara maruz kaldığını söyledi. Ülkemizde, aile içinde, okulda, sokakta, toplu taşıma araçlarında, kamusal veya özel alanda şiddet olaylarının her geçen gün daha da arttığını kaydeden Gürkan Altun, yasal önlemlere rağmen mağdurların da yeterince korunmadığını belirtti.

Bursa Barosu Başkanı Altun, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de yaşamının herhangi bir döneminde eşi veya eski eşi tarafından fiziksel şiddete maruz bırakılan kadınların oranı yüzde 39.3, yaşadıkları şiddeti kimseye anlatamayan kadınların oranı ise yüzde 48.5'dir. Ülkemizdeki istatistiki verilerin yeterince sağlıklı tutulamadığı gerçeğinin yanı sıra şiddeti bildirmeyenlerin oranının yüksekliği karşısında bilinenin de üzerinde kadının şiddete maruz kaldığı açıktır. 

Dünya Ekonomik Forumunun 2017 yılı verilerine göre Türkiye kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bakımından, küresel cinsiyet eşitliği puanlamasında 141 ülke içerisinde 131.sırada yer almıştır. Uluslararası sözleşmelere, yasal düzenlemelere rağmen şiddetin önüne geçilememesi sorunun yasadan değil kamusal ve toplumsal zihin yapısının değişmemesinden kaynaklandığı açıktır. Kadına yönelik şiddetin her türünün verdiği zararların yanında, ölümle sonuçlanması halinde en kutsal hak olan yaşam hakkı ihlal edilmektedir. Kadına yönelik şiddetin kadının insan hakkı ihlali olduğu ve cinsiyet ayrımcılığının demokrasi meselesi olduğu bilinci içerisinde hareket edilmelidir.

Türkiye İstanbul Sözleşmesi olarak anılan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi'ne 2011 yılında ilk imza atan ülke olarak kadına yönelik şiddet ile mücadeledeki tavrı devam ettirmeli ve sonrasında 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6284 sayılı "Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" çerçevesindeki tedbirleri yerine getirmeli ve uygulamadaki aksaklıkların önüne geçme konusunda öncelikle devletin ve tüm siyasi partilerin , tüm sivil ve resmi kuruluşların, özel sektörün, sivil toplumun işbirliği yaparak gerekli sosyal politikaları hayata geçirmesi gerekmektedir. 

Gündeme getirilen aile hukuku ve kadına yönelik şiddet konusunda uzlaşma ve arabuluculuk uygulaması teklifi kabul edilemez, hukuken mümkün de değildir. İlk imzacısı olduğumuz ve 2014 yılında onaylayan ülkeler bakımından yürürlüğe girmiş olan İstanbul Sözleşmesi ile açıkça yasaklanmış olduğundan, arabuluculuk veya uzlaşma düşüncesinin kabulü halinde, uluslararası sözleşmenin ihlaline yol açacaktır. Ayrıca kadının şikayetçi olmak için karakola gittiğinde aileyi korumak adına "kocandır yapar, evine dön" diyen eril yapının önüne, 6284 sayılı yasanın uygulaması ile geçilmişken şiddet mağduru yine bir başka kurumun önüne gidecektir. Bu teklifin kabulü halinde şimdiye kadar şiddetle mücadele konusunda yapılan tüm eylem planları, Cumhuriyet ile kadın hakları alanında elde edilen tüm kazanımlar sona erecektir. 

Ülkemizde şiddet haberleri magazinleştirilmekte, şiddete uğrayan kadınların bunu hak edip hak etmediği tartışılmakta ve şiddet toplumsal veya dinsel önyargılarla, ayrımcı devlet politikalarıyla meşrulaştırılmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına zihniyet değişikliği sağlanmadıkça kadına yönelik şiddet, ayrımcılık ve istismar son bulmayacaktır. Bu sebeple, öncelikle yasal mevzuatta düzenlenen, kadın erkek eşitliğinin toplumda sağlanabilmesi için, devletin, kadının ayrı bir birey olduğunu kabul ederek kadın politikalarının sadece aile üzerinden yürütülmesine son verilmesi, toplumun temelini oluşturan ailenin, haklara sahip olmada ve kullanmada eşit haklara sahip kadın ve erkekten oluştuğu bilinciyle hareket edilmesi gerekmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin ancak temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir ortamda korunup gelişebileceği, cinsiyet ayrımcılığının bir demokrasi meselesi olduğu unutulmamalıdır.

Bursa Barosu olarak kadına yönelik şiddet, cinsel istismar, ayrımcılık ve kadının insan hakkı ihlaline yol açacak her türlü yasal düzenleme karşısında olduğumuzu, kadına yönelik şiddeti sona erdirilinceye kadar tüm kurumlarla işbirliği halinde mücadelemizi kararlıkla sürdüreceğiz."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.