'Uludağ için yıllar önce yaptığımız uyarılar bugün plan kararlarında somutlaşıyor'
Bursa Barosu ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Uludağ için yıllar önce yaptıkları uyarıların bugün plan kararlarında somutlaştığını açıkladı.
Bursa Akademik Odalar Birliği’nde yapılan ortak basın açıklamasını Bursa Baro Başkanı Av. Metin Öztosun okudu.
Açıklamada, Uludağ için gelinen noktanın, Uludağ Alan Başkanlığı’nın kurulmasının gündeme geldiği ilk andan itibaren yapılan hukuki, bilimsel ve kurumsal uyarıların adım adım somutlaşmasından ibaret olduğu ifade edildi.
Uludağ’ın Milli Park statüsünün zayıflatılarak farklı bir yönetim ve planlama rejimine tabi tutulması gündeme geldiğinde; Bursa Barosu, TMMOB Bursa bileşenleri, Akademik Meslek Odaları, meslek dernekleri ve çevre örgütleri olarak temel itirazın açık biçimde ortaya konulduğu belirtilen açıklamada, Uludağ’ın korunması gereken doğal, ekolojik ve kültürel değerlerinin turizm, yapılaşma ve ticari işletmecilik ihtiyaçlarının gerisine bırakılamayacağı vurgulandı.
7432 sayılı Kanun teklifi görüşülürken de Uludağ’ın Milli Park rejimiyle korunması gerektiğinin, Alan Başkanlığı modelinin ise koruma dengesini kullanım lehine bozarak ciddi ekolojik riskler üreteceğinin ifade edildiği kaydedilen açıklamada, bugün gelinen noktada yapılan itirazların doğruluğunun plan kararlarıyla kanıtlandığı savunuldu.
“Kararların hangi hukuki yetkilerle alındığı önemli”
Açıklamada, itirazların yalnızca bir yönetim modeli tercihi olmadığı, kararların hangi hukuki yetkilerle, hangi aktörlerin etkisiyle ve hangi kamu yararı anlayışıyla alınacağı meselesinin de itirazların odağında bulunduğu belirtildi.
İlan edilen planlardan kamusal bakış açısıyla değil, sadece yatırımcının ve orta üst gelir grubunun kayrılmasına yönelik tutum alındığının anlaşıldığı ileri sürüldü.
7432 sayılı Uludağ Alanı Hakkında Kanun ile oluşturulan yönetim yapısının incelendiğinde karar alma mekanizmasının niteliğinin açıkça görüldüğü ifade edilen açıklamada, kanun uyarınca oluşturulan Uludağ Alan Komisyonu’nun, idari yargı yolu açık olmak üzere “kesin” kararlar alma yetkisine sahip olduğu belirtildi.
Komisyonun yalnızca imar ve planlama süreçlerinde değil, alanın temel koruma kalkanı olan doğal sit alanlarının tescili, derecelendirilmesi ve sınır değişiklikleri konusunda da doğrudan yetkili kılındığı kaydedildi.
Koruma statülerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi yetkisinin bu yapıda toplanmasının alanın ekolojik geleceği bakımından ciddi bir hukuki risk oluşturduğu savunuldu.
“Turizm, ticaret ve işletme odaklı aktörler ağırlıkta”
Karar ve danışma mekanizmalarının bileşiminin sistemin koruma odaklı mı yoksa kullanıcı ve sektör odaklı mı tasarlandığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi.
Danışma Kurulu bünyesinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GUMTOB) ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü gibi ağırlıklı olarak turizm, ticaret ve işletme odaklı aktörlerin yer almasının; ekolojik ve bilimsel temsilin ise geri planda kalmasının kamu yararı ilkesi açısından temel bir çelişki olduğu belirtildi.
Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi:
“Bu kurumsal yapı; koruma hukuku, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları çerçevesinde bağımsız, ekosistem odaklı ve kamusal denetimi esas alan bir yönetim anlayışından ziyade, turizm ve kullanım taleplerini merkeze alan bir karar alma rejimini somutlaştırmaktadır.”
“Çevre Düzeni Planındaki şüphelerimiz alt ölçekli planlarda gerçekleşti”
1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın geçtiğimiz aylarda askıya çıkarıldığında da aynı risklere dikkat çekildiği belirtilen açıklamada, plan metnindeki korumadan çok kullanıma yönelen ve yeni yapılaşmalara kapı aralayan düzenlemeler nedeniyle Uludağ Alan Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/50.000 ölçekli planın iptali için Bursa Barosu ve TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından dava açıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, açılan iptal davasında;
Üst ölçekli plan kararları ve koruma ilkeleriyle uyumsuzluk,
Mevcut koruma statülerinin ve orman alanlarının planda zayıflatılması,
Ekolojik/hidrojeolojik eşikler ile taşıma kapasitesinin göz ardı edilmesi,
Koruma-kullanma dengesinin kullanım ve yapılaşma lehine bozulması
hukuki gerekçeler olarak yargıya taşındığı ifade edildi.
1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hakkında açılan davanın sonucu bile beklenmeden Uludağ Alan Başkanlığı’nın bu kez 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli alt planları askıya çıkardığı belirtildi.
Askıya çıkarılan alt ölçekli planların, 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hakkındaki şüpheleri ve açılan davanın haklılığını somut olarak kanıtladığı savunuldu.
Açıklamada, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer alan Milli Park, Orman ve Uzun Mesafeli Koruma Alanı kararlarının 1/50.000 ölçekli planda yer almamasının planların kademeli birlikteliği ilkesini ihlal ettiği ileri sürüldü.
“Planlarda yapılaşma kararları artık somut”
Üst ölçekte daha önce uyarılan kullanım odaklı yaklaşımın bugün alt ölçeklerde yeni konaklama alanları, mevcut yapılaşma haklarının sürdürülmesi, planlama alanında ilk kez tanımlanan 52,77 hektarlık rekreasyon alanı, genişletilen spor ve kayak eğitim alanları, yeni mekanik tesisler ve genişleyen hizmet alanları şeklinde doğrudan fiziksel müdahale kararlarına dönüştüğü ifade edildi.
Açıklamada, sorunun yalnızca otel binaları olmadığı, meselenin koruma amaçlı olması gereken planların idari ve hukuki yapı vasıtasıyla sürekli yeni yapılaşma ve kullanım hakkı üreten bir araca dönüştürülmesi olduğu belirtildi.
Askıya çıkarılan alt ölçekli planlara ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı:
Günlük kullanım alanlarının konaklama alanlarına dönüştürülmesi: 1/1.000 Plan Açıklama Raporu’nun 10.4.2 bölümünde günübirlik bir tesis olan kafenin plan kararıyla konaklama tesisine dönüştürülmesinin bunun en net kanıtı olduğu ifade edildi.
Yeni konaklama ve tesis alanlarının tanımlanması: Mevcut yatak kapasitesinin 3.546’dan 4.481’e çıkarıldığı, bunun 935 yatak ve yüzde 26,4 artış anlamına geldiği belirtildi.
Hassas ekosisteme yeni müdahaleler: Mevcut durumda hiç bulunmayan 52,77 hektarlık rekreasyon alanı ile 36,93 hektarlık güvenlik tampon bölgesinin tanımlanarak hassas ekosisteme müdahale edildiği savunuldu.
Yeni mekanik tesis kararları: Ö1–Ö7 notasyonlu 7 yeni mekanik hat ile kapasitenin saatte 6.450 kişi artırıldığı ve bu kararların bütüncül bir çevresel tehdit oluşturduğu ifade edildi.
Planlama hukukunda bir alanın taşıma kapasitesinin yalnızca mevcut yatak veya bina sayısı ile ölçülemeyeceği vurgulanan açıklamada; ulaşım, otopark, altyapı, enerji, su kullanımı, atık yönetimi ve yapay müdahalelerin kümülatif etkilerinin bilimsel olarak hesaplanması gerektiği belirtildi.
1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu’nda bir göletin inşası ile yetersiz yağış dönemlerinde kış sporları için yapay karlama göleti olarak planlanmasının, kurulan yönetim rejiminin mantığını açıkça özetlediği ifade edildi.
Açıklamada, Uludağ’ı koruma iddiasındaki bir yönetim ve planlama yaklaşımının doğal koşulların yetersiz kaldığı yerde doğanın ekolojik sınırlarını esas almak yerine daha fazla yapay müdahaleyle turizm kullanımını zorlamayı benimsediği savunuldu.
“Yüzde 52,18 oranındaki doğal arazi tamamen sıfırlanıyor”
Açıklamada planlama alanının mevcut durumunda yüzde 52,18’inin, yani 305,33 hektarın “Doğal Arazi” statüsünde olduğu belirtildi.
Askıdaki imar planlarının ise bu koruma altındaki sınıfı tamamen ortadan kaldırdığı ve 572,41 hektarlık planlama alanının tamamını insan müdahalesine açık kullanımlara tahsis ettiği ileri sürüldü.
Bunun “Uludağ ne kadar korunabilir?” sorusunun en somut ve kaygı verici sayısal karşılığı olduğu ifade edildi.
“Asıl soru ne kadar korunabilir olmalı”
Uludağ için planlama anlayışının merkezinde turizm kapasitesini zorlamak değil, alanın korunması gereken ekolojik eşiklerini belirlemek gerektiği vurgulandı.
Kararların “Buraya daha ne yapılabilir?” sorusuyla değil, “Bu hassas ekosistem daha ne kadar müdahaleyi kaldırabilir?” sorusuyla alınması gerektiği belirtildi.
Dört talep
Bursa Barosu ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu açıklamanın sonunda dört talep sıraladı.
Uludağ Alan Başkanlığı yönetim ve karar alma mekanizmalarının, kamu yararı, ekolojik öncelikler, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına göre yeniden değerlendirilmesi,
1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli alt planlarda öngörülen yapılaşma, konaklama ve kullanım kararlarının derhal durdurularak ekolojik taşıma kapasitesi ve kümülatif çevresel etkiler çerçevesinde ihlallerin ortadan kaldırılması,
Sit alanları ve koruma statüleri üzerindeki tasarrufların ticari/turistik kaygılardan bağımsız, bilimsel kurulların ve kamusal denetimin katılımıyla yürütülmesi,
Plan kademelenmesi ilkelerine aykırı olan ve koruma-kullanma dengesini kullanım lehine bozan tüm kararlardan vazgeçilmesi.
Açıklamanın sonunda, Uludağ’ı korumanın yeni yapılaşma hakları tanımlamak değil, doğal eşikleri planlamanın tek ve temel belirleyicisi haline getirmek olduğu vurgulandı.
Açıklamada, daha en başında TMMOB’un da Alan Başkanlığı kuruluşuna karşı çıkarken dile getirdiği koruma aleyhine tehlikelerin gerçekleşmiş halde önlerine konulduğu belirtilerek, Milli Park düzeni dışına çıkılarak yaratılan statüden kaynaklı rejim ve yönetim kaygılarının bugün alt ölçekli planlarla somutlaşmasının kabul edilmediği ifade edildi.
Açıklama şu ifadelerle sona erdi:
“Uludağ, şimdinin maddi çıkarlarının talan alanı değil, gelecek kuşakların ortak doğal mirasından ibarettir.”