SON DAKİKA
Hava Durumu

#Meclis Mühendisliği

Bursaport.com - Meclis Mühendisliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meclis Mühendisliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yerel Siyasette ‘Milli İrade’ Avı İktidar Pratiğine Dönüştü: Çünkü Yapabiliyorlar! Haber

Yerel Siyasette ‘Milli İrade’ Avı İktidar Pratiğine Dönüştü: Çünkü Yapabiliyorlar!

RIZA ERTEKİN (Şehir Defteri Yazarı) Üsküdar Belediyesi de artık AKP’li… Çünkü Milli İrade öyle tecelli(!) etti. Türkiye’de yıllardır ağza sakız edilen “milli irade” söylemi, iş uygulamaya geldiğinde iktidarın elinde bir demokrasi ilkesi değil, bildiğiniz bir propaganda makinesine dönüşüyor. Sandık sonuçları iktidarın hoşuna gidiyorsa kutsanıyor; muhalefet kazanırsa aynı sandık bir anda değersizleşiyor, hukuk devreye sokuluyor, bürokrasi harekete geçiriliyor, yargı dosyaları açılıyor, meclis dengeleri zorlanıyor. Yani olan biten şey basit bir yerel yönetim değişikliği değil seçmenin oyunu masa başında boşa düşürme, iradeyi hileli yollarla gasp etme ve sonra da bunu devlet ciddiyeti diye yutturma operasyonu. Mülki İdarenin Siyasallaşması ve “Bursa/Gemlik” Modeli Üsküdar’da olup biten ile ilgili değerlendirmeleri okumuşsunuzdur. Oysa Bursa, Üsküdar’daki gibi bir operasyonla bu yıl Mustafa Bozbey’in gözaltına alınıp tutuklanmasından, ardından da mecliste yapılan seçimle Başkan Vekilliği’nin AKP’li Şahin Biba’ya geçmesinden çok önce, tam 15 yıl önce tanıştı, bunu unutmamak gerek… Evet herkesin bildiği, 2011’deki Gemlik Operasyonu. Merkezi iktidarın yerel seçmen iradesine müdahale pratiğini en görünür biçimde kurumsallaştırdığı en erken örneklerdendir Gemlik’te yaşanan. 2009 yerel seçimlerinde CHP’den belediye başkanı seçilen Mehmet Fatih Güler’in İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden uzaklaştırılması, ardından belediye meclisinde CHP’li bir üyeye ‘rüşvet iddialarıyla’ sağlanan çoğunluk üzerinden koltuğun AK Partili Refik Yılmaz’a devredilmesi, ilerleyen yıllarda ülke geneline yayılacak müdahale repertuvarının belli ki provasıydı. Sandıkta üretilemeyen meşruiyet, burada meclis mühendisliği ve idari güç gösterisiyle ikame edildi. 27 Mart 2011 tarihinde Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’nda, dönemin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile AK Parti Bursa İl Başkanı Sedat Yalçın da salondaydı. Herkesin farkında olduğu anti-demokratik tabloya rağmen, salona “Gemlik Belediye Başkanı” olarak anons edilen Refik Yılmaz’ın alkışlarla karşılanması, seçim yoluyla elde edilmeyen bir meşruiyetin gösteri siyasetiyle tamamlanmaya çalışıldığını açıkça ortaya koydu. Sonrası daha da ilginçti. Bu süreçte devlet kurumlarının tarafsızlığını yitirdiğinin en çarpıcı beyanı, dönemin Bursa Valisi Şahabettin Harput’un 2013’te merkeze alınırken sarf ettiği şu sözlerle, tertemiz ortaya çıktı: “Takdir yetkisi olan yerlerde takdirimi iktidar lehine kullanırım.” Soruşturmaların takipsizlikle sonuçlanması ve hukuki engellerin ortadan kalkmasına rağmen, Valilik Mehmet Fatih Güler’i görevine iade etmedi, mülki idare yetkisini açık biçimde iktidar partisi lehine kullanmaya devam etti. Devlet bürokrasisinin tarafsız bir idare aygıtı olmaktan çıkıp merkezi iktidarın uzantısına dönüştüğünü tescilleyen bu olayın ardından, 3 yıl sonra olanlar ise herkesin malumu… Şahabettin Harput, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası FETÖ davasından yargılandı, hüküm giydi, 2018’de cezası sağlık sorunları nedeniyle ev hapsine çevrildi. Harput halen fiziki olarak cezaevinde değil, evde oturuyor… Hizmeti Rantın, Rantı Sadakatin Aracına Çevirmek Seçim dışı el koymaların arkasındaki esas motivasyon, kamu kaynaklarını ve kentsel rantı iktidar lehine yeniden dağıtmak haliyle… Muhalefetin elindeki belediyeler bir anda “kaynak yok”, “engel çok”, “bütçe dar” söylemiyle kıskaca alınırken; aynı belediyeler el değiştirince asfalt da bulunur, ödenek de çıkar, proje de onaylanır. Bu düzenin adı rejim/iktidara göre hizmet; ancak konuya genel olarak bakıldığında bunun, açıkça siyasi sadakat karşılığında kaynak salma sistemi olduğu belli, kimse de inkâr etmiyor zaten. Yöntemler de belli: Kaynakları bağımlılık zincirine bağlamak: Muhalefet belediyeleri sistematik biçimde kuşatılır; bütçeler kısılır, projeler bekletilir, imar dosyaları süründürülür. Sonra aynı belediye iktidar bloğuna geçince devlet kaynakları birden “hatırlanır”. Demek ki sorun kaynak yokluğu değil, sadakat eksikliği. Vatandaşlık hakkını lütuf tiyatrosuna çevirmek: Kamu hizmeti bir hak olmaktan çıkarılıp iktidarın bağışladığı bir nimete dönüştürülür. Seçmene verilen mesaj nettir: “Hizmet istiyorsan itaat et.” Bu, demokrasi değil oysa; düpedüz siyasi himaye düzeni. Mekânı da siyaseti de tahakküm altına almak: Gemlik’teki kentsel dönüşüm ve imar tartışmalarında da görüldüğü gibi, mekânsal planlama halkın yararına değil, iktidarın iktisadi ve siyasi güç alanını büyütmek için kullanılır. Seçim Dışı İrade Gasplarının Envanteri İktidarın kullandığı yöntemler artık sır değil: kayyum ataması, adli soruşturma baskısı, belediye meclis dengelerini bozma, mali baskı, parti transferi… Bunların hepsi aynı zincirin halkaları. Sandık sonuçları beğenilmeyince devreye bu mekanizmalar sokuluyor, biz de izliyoruz. Doğrudan Kayyum Atamaları ve Yargı Kararıyla Görevden Alınan Belediyeler Özellikle 2016 sonrası kayyum rejimiyle birlikte, seçimle oluşan yerel iradenin yerine mülki idarenin doğrudan tayin ettiği aktörler geçirildi; bazı durumlarda yargı süreçleri yerel yönetimleri işlevsizleştiren bir araç gibi kullanıldı. Gemlik Belediyesi (2011): CHP’li Mehmet Fatih Güler’in görevden uzaklaştırılması ve valilik eliyle sürecin tıkanması sonrası belediye meclisi aritmetiğiyle yönetimin AK Parti’ye devredildiği ilk laboratuvar örneklerinden biri oldu. Hakkâri Belediyesi (Haziran 2024): DEM Partili Mehmet Sıddık Akış hakkındaki adli süreçler ve hapis cezası gerekçe gösterilerek yönetim mülki idareye devredildi. Esenyurt Belediyesi (Ekim 2024): CHP’li Ahmet Özer’in tutuklanmasıyla Türkiye’nin en kalabalık ilçelerinden birine Vali Yardımcısı kayyum olarak görevlendirildi. Mardin Büyükşehir Belediyesi (Kasım 2024): Seçilmiş Başkan Ahmet Türk’ün adli süreçleri öne sürülerek belediye yönetimi valiliğe bağlandı. Batman ve Halfeti Belediyeleri (Kasım 2024): DEM Partili başkanlar hakkındaki davalar gerekçe gösterilerek mülki amirler görevlendirildi. Tunceli (Dersim) ve Ovacık Belediyeleri (Kasım 2024): Cevdet Konak ve CHP’li Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül hakkındaki cezalar sonrası kayyum uygulamasına gidildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi (Nisan 2026): 31 Mart 2024 seçimlerinde CHP’ye geçen Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde, Başkan Mustafa Bozbey hakkındaki adli soruşturmalar, iddiaların ortasındaki 7 şirkete TMSF’nin kayyum olarak atanması ve İçişleri Bakanlığı’nın görevden uzaklaştırma kararlarıyla sandık iradesi felç edildi. Vatandaşın verdiği belediye meclis üyesi oyu sayısı AKP’nin aldığından fazla olmasına rağmen, seçim sistemi gereği meclis üyesi sayısı bakımından AKP lehine olduğu için Başkan Vekili Şahin Biba oldu. Üsküdar Belediyesi (Ağustos 2026): Uzun yıllar sonra CHP’ye geçen sembolik İstanbul ilçelerinden Üsküdar’da, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında yürütülen adli süreçler gerekçe gösterilerek tutuklama ve görevden uzaklaştırma mekanizması devreye sokuldu. 4 CHP’li üye AKP’ye geçti, 2 meclis üyesi tutuklandı… Seçimi 4.’üncü turda 23-19 AKP adayı kazandı. Bahçesaray, Akdeniz, Siirt, Van Büyükşehir, Kağızman ve Şişli Belediyeleri (2024–2026): Terör ve idari soruşturmalar kapsamında vali ve kaymakamların atandığı, yerel meclis iradesinin tamamen askıya alındığı merkezler olarak kayda geçti. Yargı Baskısı ve Meclis Seçimleri Üzerinden Değişen Belediyeler Bazı belediyelerde başkanlar doğrudan görevden alınmasa da adli ve idari süreçlerle denklem dışı bırakılıp belediye meclisi içindeki sandalye dengeleri zorlanarak yönetim el değiştirmiştir. Yalova Belediyesi (2020): CHP’li Vefa Salman’ın zimmet soruşturması gerekçe gösterilerek görevden uzaklaştırılmasının ardından, meclis çoğunluğu üzerinden belediye başkanlığı AK Parti’ye geçti. Gaziosmanpaşa ve Bayrampaşa Belediyeleri (2025–2026): CHP’li belediye başkanlarının yürütülen adli süreçler sonucu görevden uzaklaştırılmasının ardından, belediye meclislerindeki oylamalar yoluyla yönetim AK Parti’ye devredildi. Teşvik ve Hizmet Baskısıyla Sağlanan “Rozet Değişimi” (Parti Transferleri) Hizmet kısıtlamaları ve ardındaki gerçeğin bir türlü öğrenilemediği siyasal baskılar; bazı belediyelerde doğrudan el koyma yerine rozet değişimi yöntemini doğurdu. Bu modelde, muhalefet ya da bağımsız listelerden seçilen yöneticiler, merkezi yönetimle uyum gerekçesiyle iktidar partisine geçmeye zorlandı ya da teşvik edildi. Yeniden Refah ve İYİ Parti Belediyeleri (2024-2026): Konya/Çumra (Mehmet Aydın), Yozgat/Kadışehri (Davut Karadavut) ve Isparta/Yalvaç (Mustafa Koda) gibi çok sayıda ilçe ve belde belediyesi, merkezi yönetimle uyum söylemi eşliğinde AK Parti saflarına katıldı. CHP’den İktidar Saflarına Katılımlar (2025-2026): İdari baskılar ve merkezi bütçe kısıtlamaları altında kalan bazı yerel yöneticiler, muhalefet çizgisinden ayrılarak iktidar blokuna geçti. Aydın, Afyonkarahisar, Söke, Şehitkamil ve Serik gibi örnekler, bu eğilimin farklı ölçeklerdeki yansımalarını oluşturdu. Sandıksız İktidar Kurma Pratiği “Seçimle gelenin seçimle gitmesi” ilkesi, demokratik rejimlerin en temel meşruiyet zemini. Yani son iki yıla kadar böyle biliniyordu. Ne var ki AKP iktidarının yerel yönetimler üzerindeki vesayetçi tutumu; seçimin yalnızca kendi lehine sonuçlandığında kutsandığı; aksi durumda ise idari, yargısal ve finansal araçlarla oy hakkının kadük bırakıldığı bir siyasal düzeni açığa çıkardı. Kısaca Şehir Defteri’ne not edelim; yerel yönetimlerde yaşanan seçim dışı el değiştirmeler, münferit hukuk süreçleri ya da teknik idari işlemler olarak değil; sandığın anlamını aşındıran, yerel demokrasiyi zayıflatan ve siyasal alanı bürokratik vesayet ile iktidar fırsatçılığına dönüştüren bir rejim pratiği olarak okunmalı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.