SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kamu Yararı

Bursaport.com - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

YENİ Parti’den Ömer Çelik’e: “Osman Arıkan Nacar’la Bodrum’da tatil yaptınız mı?” Haber

YENİ Parti’den Ömer Çelik’e: “Osman Arıkan Nacar’la Bodrum’da tatil yaptınız mı?”

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, iktidarın fon krizinde yaşadığı sıkışmışlık nedeniyle belediyelere operasyon yaptığını ileri sürerek, "Bugün buna ses çıkarmayanlar, şunda yanılıyor: Bu, YENİ Parti olarak sadece bizim problemimiz değil. Bu Türkiye'nin götürülmek istediği yerle alakalı bir durum. 86 milyonun ortak problemidir. Ve bu anlayışa karşı tüm siyasetçilerin ortak hareket etmesi gerekir” dedi. YENİ Parti MYK, parti genel merkezinde Genel Başkanı Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, toplantı devam ederken toplantının gündemine ilişkin düzenlediği basın toplantısında, şunları kaydetti: "Uzunca bir süredir halkla kavga eden, milli iradeyi tanımayan bir iktidarla karşı karşıyayız. İktidar sürekli milli iradeye yönelik kumpas planlarken biz sahada yurttaşlarımızla buluşmaya devam ediyoruz. Genel Başkanımız geçtiğimiz hafta Artvin ve Rize'de vatandaşımızla buluştu. Vatandaşın nasıl iktidardan bıktığına, kurtulmak istediğine yerinde şahitlik ettik. Üvey evlat muamelesi yapıldığının Artvinliler farkında ve YENİ Parti’yi de bir umut olarak, bir çıkış yolu olarak gördüğünü söyleyebiliriz. “FON SAKANDALINA, BELEDİYELERE OPERASYONLA KARŞILIK VERİLİYOR” Fon skandalının patlak vermesinden sonra o işin merkezinin nasıl AK Parti Genel Merkezi olduğunu ifade ettik. Amma velakin oradaki sıkışmışlıkla daha fazla belediyelere operasyon karşılığı veriliyor. Yapılan operasyonlarda elle tutulur, gözle görülür, ciddiye alınacak iddialar olduğunu görmüyorsunuz. En son Mersin'de operasyon oldu. Sabaha karşı operasyonun usulen yanlış olduğunu ifade ettik. Ancak gözaltına gidildiği, evde arama yapıldığı zaman yakadaki kolluk görevlisinin kamerası, olası kötü muamele iddiası karşısında ispat aracı olarak oradadır. Orada çekilen görüntüler mahrem görüntülerdir. Hiçbir yere servis edilemez. Bu kaçıncıdır o görüntülerden servis yapılıyor. En son Mersin’de bir belediye başkanımızın evine gidildiğinde hanımefendi geceliğiyle kapıyı açıyor ve o görüntüyü servis ediyorsunuz. Bu çıkınca İçişleri Bakanlığı, el altından haber yaydı ‘Bizimle alakası yok’ diye. Soruşturma makamlarına işaret ediyor. Bu, ele geçirdiğiniz iktidar gücünü kötüye kullanmanın, içeride çeteleşmenin işaretidir. Bu ve benzer uygulamalar bir değil, iki değil, üç değil, beş değil. Soruşturma dosyalarında aynı zorlama gizli tanıklar, ‘iftira at dışarı çık’lar, önceden kurgulanmış işler... Bugün buna ses çıkarmayanlar, şunda yanılıyor: Bu YENİ Parti olarak sadece bizim problemimiz değil. Bu Türkiye'nin götürülmek istediği yerle alakalı bir durum. 86 milyonun ortak problemidir. Ve bu anlayışa karşı tüm siyasetçilerin ortak hareket etmesi gerekir. ATAŞEHİR BELEDİYESİ Tayyip Bey 2019 yılından itibaren İstanbul'u kaybetmenin acısını hala atlatamadı. 2019-2024 dönemi belediyelerin mobbinge uğradığı, sürekli müfettiş denetimi altında olduğu, İBB'de müfettişlere sürekli oda tahsis edildiği, incelenmedik dosya kalmadığı bir süreci yaşadık. Ancak vatandaş 31 Mart 2024’te almış olduğu hizmetlerden memnuniyet duydu. İlçe belediye sayımızı 14’ten 26’ya çıkardı. Büyükşehiri 10 puan farkla tekrar bize verdi. İktidar milletle kavga etmeye, milli iradeyi tanımamaya devam ediyor. Halkın oyuyla alamadığı İBB'yi, ayak oyunlarıyla alma çalışması içerisinde. Ataşehir Belediyesi'ne yapılan operasyonla altı meclis üyesi transfer edildi. Her yerde ‘Belediye bize geçiyor’ diye kutlamaya başladılar. Çünkü biliyorlar ki peşine bir kumpas operasyonu daha, belediye başkan vekili de gözaltına alınacak ve yerine seçim olacak. Bugün 2,2 milyar TL yolsuzluk yaptığını açıkladığımız genel başkan yardımcıları, İBB'den 85 bin dolar burs alarak okumuştu. Şimdi İBB'de biz 100 bin evladımıza burs veriyoruz. Öyle bir kişiye, bir zümreye özel büyük miktarda ödemeler yok. “SİZİN ARPALIĞA ÇEVİRDİĞİNİZ YERLERİ, BİZ MİLLET YARARINA GÜLİSTANA ÇEVİRDİK” Geçtiğimiz hafta yine başka bir genel başkan yardımcısının oğlunun mal varlığına el konulup bir saat içerisinde o kararın kaldırıldığını, bunun hukukta örneğinin olmadığını, ortak olduğu iddia edilen kişiyle birlikte 9 milyonun üzerinde alım gerçekleştirdiğini, bunlarla ilgili hakkaniyetli bir işlem yapılması gerektiğini söyledik. Bir cevap geldi mi? Yok. Sadece Sayın Yazıcı’nın ‘Oğlumun arkasındayım’ şeklinde açıklaması oldu. Biz de milletin yanındayız. Biz bu vurgundan kayıp yaşayan 2 milyon insanımızın yanındayız. Biz biliyoruz ki bu vurgunun merkezi AK Parti Genel Merkezi’dir. Ne kadar Tayyip Erdoğan'ın yakınında kişi varsa hepsi bu işin içine bulaşmış. Buna karşı Sayın Erdoğan, Şanlıurfa'da bir etkinliğe katılıyor. Bizim belediyelere diyor ki ‘Bunlar belediyeyi arpalığa çevirdi.’ Onun doğrusu şu: Sizin arpalığa çevirdiğiniz yerleri, biz millet yararına gülistana çevirdik. Bu kavga, bu savaş onun kavgası. “TÜRKİYE YÜZYILI’NDAN ANLADIKLARI VATANDAŞI SOYMAK” Ertan Aydın da AK Parti'de milletvekilliği yapmış bir isim. Türkiye Yüzyılı fikrinin mimarı. Türkiye Yüzyılı’ndan anladıklarının vatandaşı soymak, kendilerinin cebini doldurmak olduğunu görmüş oluyoruz. Çeyrek asırlık AK Parti iktidarı, halkını soyarak çöküyor. Belediyelere el koyması, kendi hırsızlarını aklamaya çalışması boş çabalardır. O sandık elbet gelecek. Millet bunun hesabını sizden soracak. MEHMET PEHLİVAN’IN NAKLİ Savunma hakkı en kutsal haklardan biridir. Bugün İnsan Hakları Evren Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasamızın 36’ıncı maddesi bu hakkın önemine işaret eder. Avukat Mehmet Pehlivan, Sayın İmamoğlu'nun avukatı olduğu için tutuklandı. Dosyasını bilen, gören, okuyan gördü ki elle tutulur bir şey yok. Mehmet Pehlivan ne yaptı? Teröristlik mi yaptı? Sizin fonlarınızla milleti mi soydu? Sadece işini yaptığı için tutuklandı. Siz keyfi şekilde gece yarısı alıyorsunuz, Çorlu'dan Kandıra'ya gönderiyorsunuz. İdarenin takdir yetkisi, keyfiliği taşımaz, keyfilik içermez. Bir idari işlemde, bir kamu yararı lazım. Kamunun parasını harcıyorsunuz. Her nakil işlemi bir paradır. Yargılandığı mahkemeden çok uzak bir yere götürüyorsunuz. Hem de yargılamalar hftada üç-dört gün devam ederken. Niye? Amaç eziyet etmek. “TBMM’DEN GEÇEMEYEN BİR ULUSLARARASI ANLAŞMA YÜRÜRLÜKTE OLAMAZ” TBMM’den geçmeyen bir uluslararası anlaşma yürürlükte olamaz. Mekke Anlaşması olarak bilinen, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan anlaşma nedir, nerede var; bilmiyoruz. Ama bu anlaşma dayanak gösterilerek bir alt komite toplandığı duyurusu oldu. Bu anlaşmanın eğer gizli anlaşma değilse maddeler halinde nerede alt komisyon kurulacağını, kaç kişi olacağını, neyi kapsayacağını, çalışma takvimini açıklamanız lazım. Ama her şeyden önce, en önemlisi bunun yürürlüğe girmesi için TBMM’den Anayasamızın 90’ıncı maddesi gereği geçip Resmi Gazete'de yayınlanması lazım. Bunu kafanıza göre gizli kapaklı yapamazsınız. Yürürlüğe girmiş gibi faaliyetlerde bulunamazsınız. Bu başka bir Anayasal suçtur. Kaldı ki bu anlaşmanın Türkiye açısından yararı tartışmalıdır. Meclis’te detaylı konuşulması gerekir. Orta Doğu'nun böylesine ateş çemberi olduğu bir dönemde, Suudi Arabistan'ın sıcak çatışmalar yaşadığı bir dönemde NATO benzeri bir paktın altına imza atıldığı söyleniyor. Böyle anlaşmalar barış döneminde caydırıcılık maksatlı yapılır. Savaşın ortasında, savaşan ülkelerle bu tür anlaşmalar yapılmaz. Bir an evvel Meclis’e gelmesi gerektiğini ifade edelim. AYM ÖNÜNDE YAPILACAK AÇIKLAMAYA DAVET Erişim engeli konusunda partimizin Anayasa Mahkemesi'ne yapmış olduğu başvuru vardı. O başvuruya istinaden çarşamba 12.00’de önünde geniş katılım basın açıklaması yapacağız. STK'ların, diğer siyasi partilerin katıldığı, hesabı kapatılanların, ilgili derneklerin davetli olduğu, yurttaşlarımızla birlikte basın açıklaması yapacağız. ÖMER ÇELİK’E SORDU Bugün bir gazetede haberi çıktı, eski bir bürokratın 20 milyar TL çekip yurt dışında kaçtığı haberi. Kim bu? Daha önce AK Parti’den iki kere milletvekili adaylığı yapmış Osman Arıkan Nacar. Ortağı bu soruşturmadan tutuklu. E-DATA teknoloji firmasının üç büyük ortağından biri. Mevcut iktidar döneminde durmadan yükselmiş, müsteşar yardımcılığı yapmış, yetmemiş ailesinden önemli görevlere getirilmiş, mesela bir ağabeyi Adana'da İl Sağlık Müdürlüğü olarak atanmış. İktidarla iç içe bir isim. Ben buradan Sayın Ömer Çelik'e soruyorum: Siz bu kişiyle birlikte çok kısa bir süre önce Bodrum'da tatil yaptınız mı, yapmadınız mı? Ankara'ya birlikte döndünüz mü? Bu kişiyle ilişkiniz ne boyuttadır? Yaptığı bu işle ilgili ne söyleyeceksiniz? Bir insan tatilini en yakın arkadaşıyla geçirir. Madem bu sizin bu kadar yakın arkadaşınız. 20 milyar TL'lik bir vurgundan bahsediliyor ve parayla birlikte yurt dışında olduğu. Sayın Çelik'ten bu soruların cevabını bekliyoruz. Asla bu işin ucu nereye giderse gitsin bırakmayacağız. Üzerinde çalışıyoruz. Bu hafta yine ilgili kurmaylarla birlikte bir toplantı daha gerçekleştireceğiz. Ve emin olduğumuz bilgileri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.” İTTİFAK SORUSU Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, “Özgür Özel’in Türkiye İttifakı kapsamında Zafer Partisi ve İYİ Parti ile görüştüğü iddia ediliyor. Böyle bir görüşme var mı” sorusuna şu yanıtı verdi: “Şu an planlanmış bir görüşme takvimi yok. Türkiye için, demokrasi için, Cumhuriyet için insanların bir araya gelmesi lazım. Farklılıklarını bir kenara bırakıp güç birliği yapması lazım. Çünkü içinde yaşadığımız bulunduğumuz durum bir demokrasi krizi. Bir siyasi partinin bireysel olarak ele alacağı bir mesele değil. İttifak siyasetini mevcut Anayasa ortaya çıkardı. Biz Anayasa değişikliğinin doğru olmayacağını söyledik. Zaman bizi haklı çıkardı. Ancak mevcut Anayasa yürürlükte olduğu sürece ittifak siyaseti devam edecektir. Zaman zaman görüşmeler oluyor. Ama henüz seçimle ilgili, daha seçim takvimi yok, bir şey yok. Temel amacımız; partimizin oyunu, bugün yüzde 30’lar seviyesindeyse hedef koyduk, yüzde 60’a kadar nasıl çıkartırız diye çalışalım, kendi adayımız yüzde 50+1’i nasıl alır diye çalışalım. Ama günün koşullarında seçim takvimi geldiğinde, o günkü koşullarda değerlendirmede bulunur bu konularla ilgili. Ama bugünden olmaz.” SERKAN BAYRAM’IN AÇIKLAMALARI Emre, AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın partisine yönelik eleştirileri ardından özür dilemesi ve hellalik istemesini şöyle değerlendirdi: “İstanbul'da AK Parti'nin İBB meclis üyesi ve Üsküdar meclis üyesi, yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekip partisinden ayrılmıştı. Adamı cezaevine attılar, yeni çıktı. Dolayısıyla vicdanlara seslenen konuşmalar yapan arkadaşlar oluyor. Serkan Bey’i de gayet iyi tanıyoruz Meclis’ten. Yaptığı açıklamalar doğruydu, bir tanesinde eksik yok. Vicdan sahibi insanlar bunları dile getiriyorlar. Eminim üzerine çok gitmişlerdir Serkan Bey'in. O da böyle bir açıklama yapmak durumunda kalmıştır. Ama sonuçta bu durumlarda sessiz kalmak suça ortak olmaktır. ‘Haklısınız ama ben konuşamıyorum.’ Bunun bizim açımızdan bir geçerliliği yok. Son dönemde yaşananlar bizatihi siyasete, sandıkla milli iradenin değişme ihtimaline karşı yapılan saldırılardır. Bu bir kişinin, bir partinin işi değil.” CEMİL TUGAY’IN AK PARTİ’YE GEÇECEĞİ İDDİASI Emre, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın 7 Ekim’de AK Parti’ye katılacağı iddialarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu: “Geçebilir. Biz de sizden duyuyoruz. Genel Başkanımız ile bizlerle bir iletişimi yok. Katılacağına yönelik bilgiler geliyor. Geçebilir. Biz 413 belediyeyi kazandığımız günden itibaren belediyelere yönelik yargısal operasyon, siyasi baskı var, meclis üyelikleri de dahil. ‘Gel, bize geç, her türlü soruşturmadan muaf ol.’ Varsa bir açığı, oradan bir yerden yakalayıp götürüyorlar. Olan biten bu. Şu hayatın olağan akışına aykırıdır: Bir parti düşünün. Yüzde 50’lere kadar çıkmış iktidar partisi. Bugün 30’ların altına inmiş. Birçok yolsuzluğa bulaşmış, soyguna bulaşmış, halk tarafından desteği düşmüş. Artık batan gemiye niye biner birisi? Bunca zaman siz yüzde 52’yken muhalif olmuşsunuz. Karşısında siyaset yapmışsınız. Şimdi yanına gidiyorsunuz. Millet de bunu nasıl alıyor? ‘Demek bir şeyi var ki buldu, gitti’ diye alıyor. Bu bir ideolojik farklılıktan ötürü mü kaynaklanıyor? Bırakın Allah aşkına. Mümkün değil. Kime sorsanız bunu bilir. Giden kitleyi götürebiliyor mu? Kendine oy veren insanların tercihi değiştirebiliyor mu? Hiçbir etkisi olmuyor.”

'Uludağ için yıllar önce yaptığımız uyarılar bugün plan kararlarında somutlaşıyor' Haber

'Uludağ için yıllar önce yaptığımız uyarılar bugün plan kararlarında somutlaşıyor'

Bursa Barosu ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, Uludağ için yıllar önce yaptıkları uyarıların bugün plan kararlarında somutlaştığını açıkladı. Bursa Akademik Odalar Birliği’nde yapılan ortak basın açıklamasını Bursa Baro Başkanı Av. Metin Öztosun okudu. Açıklamada, Uludağ için gelinen noktanın, Uludağ Alan Başkanlığı’nın kurulmasının gündeme geldiği ilk andan itibaren yapılan hukuki, bilimsel ve kurumsal uyarıların adım adım somutlaşmasından ibaret olduğu ifade edildi. Uludağ’ın Milli Park statüsünün zayıflatılarak farklı bir yönetim ve planlama rejimine tabi tutulması gündeme geldiğinde; Bursa Barosu, TMMOB Bursa bileşenleri, Akademik Meslek Odaları, meslek dernekleri ve çevre örgütleri olarak temel itirazın açık biçimde ortaya konulduğu belirtilen açıklamada, Uludağ’ın korunması gereken doğal, ekolojik ve kültürel değerlerinin turizm, yapılaşma ve ticari işletmecilik ihtiyaçlarının gerisine bırakılamayacağı vurgulandı. 7432 sayılı Kanun teklifi görüşülürken de Uludağ’ın Milli Park rejimiyle korunması gerektiğinin, Alan Başkanlığı modelinin ise koruma dengesini kullanım lehine bozarak ciddi ekolojik riskler üreteceğinin ifade edildiği kaydedilen açıklamada, bugün gelinen noktada yapılan itirazların doğruluğunun plan kararlarıyla kanıtlandığı savunuldu. “Kararların hangi hukuki yetkilerle alındığı önemli” Açıklamada, itirazların yalnızca bir yönetim modeli tercihi olmadığı, kararların hangi hukuki yetkilerle, hangi aktörlerin etkisiyle ve hangi kamu yararı anlayışıyla alınacağı meselesinin de itirazların odağında bulunduğu belirtildi. İlan edilen planlardan kamusal bakış açısıyla değil, sadece yatırımcının ve orta üst gelir grubunun kayrılmasına yönelik tutum alındığının anlaşıldığı ileri sürüldü. 7432 sayılı Uludağ Alanı Hakkında Kanun ile oluşturulan yönetim yapısının incelendiğinde karar alma mekanizmasının niteliğinin açıkça görüldüğü ifade edilen açıklamada, kanun uyarınca oluşturulan Uludağ Alan Komisyonu’nun, idari yargı yolu açık olmak üzere “kesin” kararlar alma yetkisine sahip olduğu belirtildi. Komisyonun yalnızca imar ve planlama süreçlerinde değil, alanın temel koruma kalkanı olan doğal sit alanlarının tescili, derecelendirilmesi ve sınır değişiklikleri konusunda da doğrudan yetkili kılındığı kaydedildi. Koruma statülerinin belirlenmesi ve değiştirilmesi yetkisinin bu yapıda toplanmasının alanın ekolojik geleceği bakımından ciddi bir hukuki risk oluşturduğu savunuldu. “Turizm, ticaret ve işletme odaklı aktörler ağırlıkta” Karar ve danışma mekanizmalarının bileşiminin sistemin koruma odaklı mı yoksa kullanıcı ve sektör odaklı mı tasarlandığını açıkça ortaya koyduğu ifade edildi. Danışma Kurulu bünyesinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GUMTOB) ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü gibi ağırlıklı olarak turizm, ticaret ve işletme odaklı aktörlerin yer almasının; ekolojik ve bilimsel temsilin ise geri planda kalmasının kamu yararı ilkesi açısından temel bir çelişki olduğu belirtildi. Açıklamada şu değerlendirmeye yer verildi: “Bu kurumsal yapı; koruma hukuku, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları çerçevesinde bağımsız, ekosistem odaklı ve kamusal denetimi esas alan bir yönetim anlayışından ziyade, turizm ve kullanım taleplerini merkeze alan bir karar alma rejimini somutlaştırmaktadır.” “Çevre Düzeni Planındaki şüphelerimiz alt ölçekli planlarda gerçekleşti” 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın geçtiğimiz aylarda askıya çıkarıldığında da aynı risklere dikkat çekildiği belirtilen açıklamada, plan metnindeki korumadan çok kullanıma yönelen ve yeni yapılaşmalara kapı aralayan düzenlemeler nedeniyle Uludağ Alan Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/50.000 ölçekli planın iptali için Bursa Barosu ve TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından dava açıldığı hatırlatıldı. Açıklamada, açılan iptal davasında; Üst ölçekli plan kararları ve koruma ilkeleriyle uyumsuzluk, Mevcut koruma statülerinin ve orman alanlarının planda zayıflatılması, Ekolojik/hidrojeolojik eşikler ile taşıma kapasitesinin göz ardı edilmesi, Koruma-kullanma dengesinin kullanım ve yapılaşma lehine bozulması hukuki gerekçeler olarak yargıya taşındığı ifade edildi. 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hakkında açılan davanın sonucu bile beklenmeden Uludağ Alan Başkanlığı’nın bu kez 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli alt planları askıya çıkardığı belirtildi. Askıya çıkarılan alt ölçekli planların, 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı hakkındaki şüpheleri ve açılan davanın haklılığını somut olarak kanıtladığı savunuldu. Açıklamada, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda yer alan Milli Park, Orman ve Uzun Mesafeli Koruma Alanı kararlarının 1/50.000 ölçekli planda yer almamasının planların kademeli birlikteliği ilkesini ihlal ettiği ileri sürüldü. “Planlarda yapılaşma kararları artık somut” Üst ölçekte daha önce uyarılan kullanım odaklı yaklaşımın bugün alt ölçeklerde yeni konaklama alanları, mevcut yapılaşma haklarının sürdürülmesi, planlama alanında ilk kez tanımlanan 52,77 hektarlık rekreasyon alanı, genişletilen spor ve kayak eğitim alanları, yeni mekanik tesisler ve genişleyen hizmet alanları şeklinde doğrudan fiziksel müdahale kararlarına dönüştüğü ifade edildi. Açıklamada, sorunun yalnızca otel binaları olmadığı, meselenin koruma amaçlı olması gereken planların idari ve hukuki yapı vasıtasıyla sürekli yeni yapılaşma ve kullanım hakkı üreten bir araca dönüştürülmesi olduğu belirtildi. Askıya çıkarılan alt ölçekli planlara ilişkin şu değerlendirmeler yapıldı: Günlük kullanım alanlarının konaklama alanlarına dönüştürülmesi: 1/1.000 Plan Açıklama Raporu’nun 10.4.2 bölümünde günübirlik bir tesis olan kafenin plan kararıyla konaklama tesisine dönüştürülmesinin bunun en net kanıtı olduğu ifade edildi. Yeni konaklama ve tesis alanlarının tanımlanması: Mevcut yatak kapasitesinin 3.546’dan 4.481’e çıkarıldığı, bunun 935 yatak ve yüzde 26,4 artış anlamına geldiği belirtildi. Hassas ekosisteme yeni müdahaleler: Mevcut durumda hiç bulunmayan 52,77 hektarlık rekreasyon alanı ile 36,93 hektarlık güvenlik tampon bölgesinin tanımlanarak hassas ekosisteme müdahale edildiği savunuldu. Yeni mekanik tesis kararları: Ö1–Ö7 notasyonlu 7 yeni mekanik hat ile kapasitenin saatte 6.450 kişi artırıldığı ve bu kararların bütüncül bir çevresel tehdit oluşturduğu ifade edildi. Planlama hukukunda bir alanın taşıma kapasitesinin yalnızca mevcut yatak veya bina sayısı ile ölçülemeyeceği vurgulanan açıklamada; ulaşım, otopark, altyapı, enerji, su kullanımı, atık yönetimi ve yapay müdahalelerin kümülatif etkilerinin bilimsel olarak hesaplanması gerektiği belirtildi. 1/50.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Açıklama Raporu’nda bir göletin inşası ile yetersiz yağış dönemlerinde kış sporları için yapay karlama göleti olarak planlanmasının, kurulan yönetim rejiminin mantığını açıkça özetlediği ifade edildi. Açıklamada, Uludağ’ı koruma iddiasındaki bir yönetim ve planlama yaklaşımının doğal koşulların yetersiz kaldığı yerde doğanın ekolojik sınırlarını esas almak yerine daha fazla yapay müdahaleyle turizm kullanımını zorlamayı benimsediği savunuldu. “Yüzde 52,18 oranındaki doğal arazi tamamen sıfırlanıyor” Açıklamada planlama alanının mevcut durumunda yüzde 52,18’inin, yani 305,33 hektarın “Doğal Arazi” statüsünde olduğu belirtildi. Askıdaki imar planlarının ise bu koruma altındaki sınıfı tamamen ortadan kaldırdığı ve 572,41 hektarlık planlama alanının tamamını insan müdahalesine açık kullanımlara tahsis ettiği ileri sürüldü. Bunun “Uludağ ne kadar korunabilir?” sorusunun en somut ve kaygı verici sayısal karşılığı olduğu ifade edildi. “Asıl soru ne kadar korunabilir olmalı” Uludağ için planlama anlayışının merkezinde turizm kapasitesini zorlamak değil, alanın korunması gereken ekolojik eşiklerini belirlemek gerektiği vurgulandı. Kararların “Buraya daha ne yapılabilir?” sorusuyla değil, “Bu hassas ekosistem daha ne kadar müdahaleyi kaldırabilir?” sorusuyla alınması gerektiği belirtildi. Dört talep Bursa Barosu ve TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu açıklamanın sonunda dört talep sıraladı. Uludağ Alan Başkanlığı yönetim ve karar alma mekanizmalarının, kamu yararı, ekolojik öncelikler, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına göre yeniden değerlendirilmesi, 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli alt planlarda öngörülen yapılaşma, konaklama ve kullanım kararlarının derhal durdurularak ekolojik taşıma kapasitesi ve kümülatif çevresel etkiler çerçevesinde ihlallerin ortadan kaldırılması, Sit alanları ve koruma statüleri üzerindeki tasarrufların ticari/turistik kaygılardan bağımsız, bilimsel kurulların ve kamusal denetimin katılımıyla yürütülmesi, Plan kademelenmesi ilkelerine aykırı olan ve koruma-kullanma dengesini kullanım lehine bozan tüm kararlardan vazgeçilmesi. Açıklamanın sonunda, Uludağ’ı korumanın yeni yapılaşma hakları tanımlamak değil, doğal eşikleri planlamanın tek ve temel belirleyicisi haline getirmek olduğu vurgulandı. Açıklamada, daha en başında TMMOB’un da Alan Başkanlığı kuruluşuna karşı çıkarken dile getirdiği koruma aleyhine tehlikelerin gerçekleşmiş halde önlerine konulduğu belirtilerek, Milli Park düzeni dışına çıkılarak yaratılan statüden kaynaklı rejim ve yönetim kaygılarının bugün alt ölçekli planlarla somutlaşmasının kabul edilmediği ifade edildi. Açıklama şu ifadelerle sona erdi: “Uludağ, şimdinin maddi çıkarlarının talan alanı değil, gelecek kuşakların ortak doğal mirasından ibarettir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.