SON DAKİKA
Hava Durumu

Savcı akademisyenlerin tahliyesini istedi

"Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı.

Haber Giriş Tarihi: 22.04.2016 14:07
Haber Güncellenme Tarihi: 22.04.2016 14:07
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Savcı akademisyenlerin tahliyesini istedi

"Bu suça ortak olmayacağız" bildirisine imza attıkları için tutuklanan akademisyenler Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan, Doç. Dr. Kıvanç Ersoy, Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Kaya ve Yrd. Doç. Dr. Meral Camcı bugün ilk kez hâkim karşısına çıktı. Dava saat 14.00'te Çağlayan Adliyesi 13. Agır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, 4 kademisyen hakkında terör örgütü propagandasından 7.5 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede 1128 kişinin "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı metne imza attığı belirtiliyor ve "PKK/KCK terör örgütüne destek bildirisi" yayımlandığı ileri sürülüyor.

16:50 Savcı, aranın ardından akademisyenler için tahliye talep etti.

16:40 Savcılık makamı TCK 301 için izin alınması için durma kararı ve tutukluluğun devamını istedi.

16:30 Savcı, akademisyenlerin tutukluluğunun devamını istedi ve TCK 301'den yargılanması için izin talep etti.

16:25 Tutuklu akademisyenler savunmalarını bitirdi.

16:08 Akademisyen Meral Camcı'nın ifadesi başladı.

15:53 Kıvanç Ersoy: Mahkemenin karşısında anayasayı savunmak da bize düşmektedir. Barışı savunmak anayasal haktır ve aydın olarak vazifemizdir. Pişman değiliz yine olsa yine imzalarız.

15:50 Duruşmayı izleyen Can Dündar: Hocalarımızın savunmalarını dinledikçe aydınlara inanç tazeliyoruz. Kıvanç Ersoy, bileğindeki kelepçe izini gösterip "Biz Türkiyeyiz" dedi.

15:42 Kıvanç Ersoy: Barışı savunduğumuz ve barışçıl iki yöntem olan imza atmak ve basın açıklaması yaptığımız için tutuklandık.

15:33 Akademisyen Kıvanç Ersoy'un ifadesi başlıyor.

15:18 Esra Mungan: İddianamede hiçbirşey görmüyoruz, böyle bir iddianameyle nasıl insan tutuklanır? İddianame biterken sadece son kısımda suçlama yer alıyor ama herhangi bir dayanağı bulunmuyor. Bizi tutuklarken hedeflenen ortamı susturmakken, insanların bize desteğiyle tam tersi olmuştur. İnsanların eşit olarak yaşadığı demokratik bir ülke talep ediyorum.

15:13 Yrd. Doç. Dr. Esra Mungan'ın ifadesi başladı.

15:10 Muzaffer Kaya: İmza attığım için işten atıldım, İşten atıldığım için açıklama yaptım hapse atıldım. Siyasi iktidarı eleştirip, barış istediğimiz için tutuklandık. Yargının muhalifleri susturma aracı olmasına ortak olmayın. Önce derhal beraatime karar verin, yargılama devam edecekse tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum.

15:06 Muzaffer Kaya: Bildirimizde sahip çıkılan özyönetimler değil temel insan haklarıdır. Özyonetim ibaresi bir kere bile geçmemektedir. Burada, olmayan birşeyin olmadığını ispatlamaya çalışıyorum. Bizi bağlayan tek şey hakikat ve vicdanımızdır. İddianamede suç olmayan eylemler suç olarak gösterilmiştir. Kamuoyu oluşturma çabası suç gibi gösterilmeye çalışılıyor.BM gözlemcilerinin görevli göndermesine zemin hazırlamak diye bir suç olamaz. Yaptığımız ikinci açıklamayla akademisyenlerin imzalarını geri çekmelerini engellemeye çalıştığımız ileri sürülüyor.

14:55 Muzaffer Kaya: Bildirinin kalemi alındığı günlerde hükümet 90'lar konseptine geri dönüş yapmıştı. Operasyonlarda yüzlerce sivil öldürüldü. Biz bu ülkenin akademisyenleri bunca şey yaşanırken sessiz kalmayı onurumuza yediremedik.
Bildirimiz hükümete uyarı ve talep içeren bir bildiridir. Ağır insan hakları ihlallerinin durmasını istedik.Bildiri için bize kızabilir, bizi sevmeyebilirsiniz ama bildirimizde hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yer almamaktadır. İddianamede söylediklerimiz değil, söylemediğimiz seyler yüzünden de yargılanıyoruz. Bu hukuken mümkün değildir, nokta.

14:45 Muzaffer Kaya: Dolmabahçe görüşmesi sonrası Tayyip Erdoğan bunu yanlış bulduğunu belirtmiş ve Kürt sorunu olmadığını söylemiştir. Ülkenin içine düştüğü durumun işaretlerini 7 Haziran öncesi Diyarbakır'daki mitingde patlayan bombayla gördük. Suruç ve Ankara patlamalarında yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybetti. Ülkemiz yangın yerine döndü.

14:45 Duruşmayı, bugün MİT TIR'ları haberi davasında hâkim karşısına çıkan Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül de izliyor.

14:40 Muzaffer Kaya: Bugün bizim nezdimizde düşünce ve ifade özgürlüğü yargılanıyor. İddianamenin kötü bir özet olduğunu düşünüyorum ben bir hoca olarak 10 üzerinden 2 bile vermezdim. Iddianamede belirtilen çözüm süreciyle, davaya konu suç isnadının bağı kurulmamıştır. Savcılık iddianameyi vikipediadaki yanlış bilgilerden yararlanarak hazırlamıştır.

14:36 Tutuklu akademisyenlerden Muzaffer Kaya'nın sorgusu başladı. Bildiriyi imzalamasının ardından Nişantaşı Üniversitesi'ndeki görevine son verilen Yrd. Doç. Muzaffer Kaya, gelirinin sorulması üzerine "İşsiz akademisyenim" dedi.

14:33 İddianame okunmaksızın tutuklu akademisyenlerin sorgusuna geçildi. (ÇHD)

14:32 Dava başlamak üzere. (Fotoğraf: İsmail Saymaz)

14:28 Mahkeme salonunun önündeki kalabalık içeri girmeyi bekliyor.

14:10 Akademisyenler adliye binasına giriş yaptı. 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmanın başlaması bekleniyor.

14:08 Üniversite öğrencileri Çağlayan Adliyesi önünde voleybol oynuyor.

13:30 Akademisyenler Çağlayan'da basın açıklaması yaptı.

Dünyadan destek

Türkiye dışındaki akademisyenlerden gelen destek mesajları da basın açıklamasında okundu:

Etienne Balibar (Paris-Nanterre Üniversitesi): Avrupalı akademisyenler ve benim gibi uzun vadede Türk halkının dostu olanlar, bölgede demokrasi ve halkların öz yönetiminin genel anlamıyla geliştirilmesi ve daha iyi bir gelecek için umutlanmak isteyenler; temel haklar ve cumhuriyet değerlerini savunan ve bunu yaptıkları için kendilerini soruşturma içinde bulan cesur Türkiye vatandaşlarını desteklemek için seslerini yükseltmek zorundalar.

Immanuel Wallerstein (Binghamton Üniversitesi): Bir devletin ya da diğer herhangi bir kurumun ya da herhangi bir kişinin, görüşlerini açıkladıkları için entelektüelleri hapsetmesi meşru değildir. Bu sadece bir meşruiyet sorunu değildir aynı zamanda bu tür bir görüş beyanına bu şekilde karşılık vermek siyaseten güçsüzlüğü de gösterir.

Michel Wieviorka (Ecole des Etudes En Sciences Sociales): İnsan ve toplum bilimlerine mensup araştırmacıların ve bilim insanlarının ve genel olarak da aydınların, haksızlıklar karşısında tepki vermek, gerçeğin ortaya çıkmasını sağlamak ve eleştirel bir bakış açısını ortaya koymak gibi bir eğilimleri vardır. Bu onların sadece hakkı değil aynı zamanda görevlidir de. Onlar Türkiye'nin onurudur ve haklarındaki davalar ve tutuklamalara derhal son verilmelidir.

Judith Butler (Berkeley Üniversitesi) - Rosi Braidotti (Utrecht University): Entelektüelin görevi idari baskı ve devlet şiddeti karşısında eleştirel bağımsızlığını sürdürmektir. Meslektaşlarımıza yapılan saldırı, katlanmak zorunda kaldığımız tehditlere rağmen işimize, mesleğimize saygımıza, düşünce yaşamına olan adanmışlığımıza bir saldırıdır. Göstermelik hiçbir mahkeme bu dayanışma ruhunu kıramaz.

Noam Chomsky (Massachusetts Teknoloji Enstitüsü): Adli kovuşturma ifade özgürlüğüne ciddi bir saldırı ve geçmiş yılların önemli kazananlarını geriye götürecek şekilde Türkiye'de otoriter yönetime doğru atılan yeni bir adım. Bütün bu tehditkâr gelişmeler, aslında her birimizin kendisini adaması gereken, büyüyen tehlikeli çatışmaların barışçıl çözümüne dair umutlara da yeni bir darbe.

Alex Demirovic (Goethe Üniversitesi): Uzun bir süredir ifade özgürlüğünün kısıtlandığı, kamuoyunun sindirildiği, özlük haklarına dönük çeşitli tehditlerinin olduğu bir ortamda, Türkiye'de bu denli çok sayıda akademisyenin, barış politikasını savundukları ortak bir açıklamayla kamuoyu önüne çıkmalarını, müthiş ve son derece yürekli bir hareket olarak görüyorum.

Bob Jessop, Ngai-Ling Sum (Lancaster Üniversitesi): 22 Nisan'da (bugün) meslektaşlarımızın serbest bırakıldığım görmeyi, diğer meslektaşlarımız üzerindeki baskı uygulamalarına son verilmesini ve insan haklarıyla ilgili meselelere ve diğer konulara dair ifade özgürlüğünün tekrar sağlanmasını umut ediyoruz.

Michael Burawoy (California Üniversitesi, Berkeley, Uluslararası Sosyoloji Birliği'nin eski Başkanı): Akademisyenleri, bir barış bildirisine imza attıkları için hapse atmak, soruşturmak ve tehdit etmek, modern, demokratik bir hükümete yakışmaz. Açık tartışma ve kamusal müzakere her zaman gözdağı vermeye ve zorlamaya tercih edilmelidir.

Loïc Wacquant (California Üniversitesi, Berkeley): Akademisyenlerin barış hakkındaki görüşlerini ifade etme özgürlüğü çiğnendiğinde, Türkiye Devleti her vatandaşın özgürlüğünü çiğnemiş olur. Bu, demokratik bir toplumun temel ilkesini ihlal eder ve hükümetin, tüm dünyadaki itibarını düşürür.

Alain Touraine (Yüksek Sosyal Araştırmalar Okulu): Geçmiş yıllarda Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda olumlu fikrimi belirtme imkanı bulmuştum, zira birçok kereler Türkiye akademisyenlerinin, yazarlarının veya gazetecilerinin yüksek entelektüel ve profesyonel niteliklerinin birçok ispatı ile karşılaşmıştım. Bu sebeple Türkiyeli meslektaşları ile dayanışmalarını ifade etmeye karar vermiş üniversite hocaları ve entelektüellerden oluşan uluslararası gruba katılmaya karar verdim.

Cynthia Enloe (Clark Üniversitesi): Sizinle birlikteyiz. Siz bizsiniz ve biz de siz. Bir hükümetin kendi akademisyenlerini, araştırmacılarını, hocalarını korkutma çabası yaratıcı düşüncesi ve öğrenimi boğma çabasıdır.

Catherine Lutz (Brown Üniversitesi): (Tutuklu olan) Dördünüzün ve hepinizin gösterdiği etkileyici cesaretin bende uyandırdığı hayranlığı ve Türkiye hükümetinin yanlışlarının yerini bu duruşmada doğru olanın alacağı umudumu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Nadje Al-Ali (SOAS, Londra Üniversitesi): Sizler gibi biz de, Türkiye tarafından sistematik olarak marjinalleştirilen, ezilen ve haklan ihlal edilen Kürtlerle de dayanışma içindeyiz. Ortak bir zemin yaratmak ve barışı aramak yolunda öncü rol oynayan Türk ve Kürt feministlerin olağanüstü çabalarını özellikle anmak istiyorum.

Barış Bloku ise "Sadece barış talebini dile getirenler değil savaşın gerçeklerini ortaya çıkaranlar da tutuklanmaktan ve yargılanmaktan kurtulamadı. Ülkeyi içte ve dışta savaşa sürükleyen iktidar gerçekleri açığa çıkaranları da hedef tahtasına koymuş Dündar ve Gül'ü yaptıkları haber nedeni ile tutuklattı. Ancak bu korku ve yıldırma politikaları ne akademisyenleri ne de gazetecileri yıldıramadı. Akademisyen ve gazetecilerin yanındayız" dedi.

Ne olmuştu?

1128 Akademisyen ''Bu suça ortak olmayacağız'' adlı bildiriyle barış talebini dile getirmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Barış için Akademisyenler İnisiyatifi üyeleri hakkında başlatılan soruşturma dosyalarını bünyesinde toplayarak, bildiriyi imzalayan 733 akademisyenin ifadesini almaya başlamıştı. Soruşturma kapsamında akademisyenlere, "PKK'nin terör örgütü olup olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti katliam mı yapıyor? Bildiriyi imzalamak için baskı veya tehdit aldınız mı?" şeklinde sorular yöneltilmişti. Bu arada, 733 akademisyen haricinde bildiride imzası olan 395 kişi hakkındaki işlemin ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğü belirtilmişti.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.