KESK’ten “Yıkım Bütçesine Hayır” eylemi; Şehreküstü’nden Kent Meydanı’na yürüdüler
KESK’ten “Yıkım Bütçesine Hayır” eylemi; Şehreküstü’nden Kent Meydanı’na yürüdüler
KESK, TBMM'de görüşülen 2026 bütçesini protesto için Bursa'da yürüyüş düzenledi. Bütçenin yoksulluk ve adaletsizlik getirdiğini savunan KESK, vergi yükünün halka, kazancın ise patronlara aktarıldığını belirtti.
Haber Giriş Tarihi: 29.11.2025 22:10
Haber Güncellenme Tarihi: 01.12.2025 15:54
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Şubeler Platformu, TBMM’de görüşülmekte olan 2026 bütçesini protesto etmek amacıyla bugün Bursa’da geniş katılımlı bir eylem gerçekleştirdi. Şehreküstü Meydanı’nda toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Kent Meydanı’na yürüdü ve açıklama burada yapıldı.
Eyleme DİSK, TÜM TİS, TÜM Emekliler Sendikası, Tüm Emekler Sendikası, 2021 DİSK Emekli-Sen, Karesi işçileri ile birçok siyasi parti ve gençlik örgütü katıldı. Siyasi partilerden EMEP, DEM Parti, Sol Parti ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) de destek verdi.
Basın açıklamasını KESK Bursa Şubeler Platformu dönem sözcüsü Tarım Orkam-Sen Şube Başkanı Tarık Efe okudu.
“Bu bir sosyal yıkım bütçesidir”
KESK’in hazırladığı ortak açıklamada, toplumun büyük bölümünün derin bir yoksulluk, gelir adaletsizliği ve işsizlik cenderesi altında olduğu vurgulandı. Açıklamada Türkiye’nin;
Enflasyonda AB ve OECD birincisi, dünyada ise ilk sıralarda yer aldığı,
İşsizlikte AB birincisi olduğu, kadın ve genç kadın işsizliğinin ise dramatik seviyelere yükseldiği,
Gelir dağılımı adaletsizliğinde OECD birincisi olduğu,
Son yıllarda dolar milyoneri sayısındaki artışın OECD ülkelerini katladığı ifade edildi.
KESK, bütçenin yükünün her zamanki gibi emekçilerin ve yoksulların omuzlarına yıkıldığını, buna karşılık patronlara, silah şirketlerine ve KÖİ projelerine milyarlarca liranın aktarıldığını belirtti.
2026 bütçesinden kimin payına ne düşüyor?
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"TBMM’de görüşülen bütçeden emeği ile geçinenler olarak bizlerin payına daha fazla vergi, daha düşük ücret ve maaşlar, dolayısıyla yoksulluk ve adaletsizlik düşüyor.
Hem OVP ile hem de bütçe ile maaşlarımızı, ücretlerimizi yaşadığımız hayat pahalılığının yarısına denk gelen TÜİK rakamlarına göre arttırmayı (%16) hedefliyorlar.
Ama ücretlerimizden kesilen Gelir Vergisini bir önceki bütçe teklifine göre %65, attığımız her adımda tüketimimizden kesilen dolaylı vergileri ise kendi enflasyon hedeflerinin ortalama 10 puan üzerinde arttırıyorlar.
Bütçeden “aslan payı” yine patronlara, silah tüccarlarına, geçmediğimiz köprülerin, yolların gitmediğimiz hastanelerin, hava limanlarının müteahhitlerine veriliyor.
Patronlardan, şirketlerden alınması gereken 2,5 Trilyon TL vergiden, yani toplanacak her 100 TL verginin 18 TL’sinden “istisna” ve “muafiyet” denilerek baştan vazgeçiliyor.
Bizlerden alınacak vergiler, harçlar enflasyon hedefinin en az iki katı arttırılırken, sermaye kesimlerinden alınması gereken Kurumlar Vergisi geçen yıla göre düşürülüyor.
2026 bütçe teklifi ile toplanacak her 100 TL verginin sadece 11 TL’sinin sermayeden Kurumlar Vergisi olarak alınması, buna karşın 26 TL’sinin Gelir Vergisi, 47 TL’sinin KDV ve ÖTV, 7 TL’sinin Damga Vergisi ve Harç olarak emekçilere ve halka yıkılması hedefleniyor.
Buna karşın her 100 TL verginin 20 TL’sinin faiz, 5 TL’sinin teşvik-prim desteği – katkı, en az 16 TL’sinin silahlanma, 3 TL’sinin hazine garantisi olarak patronlara, silah tüccarlarına, müteahhitlere aktarılması hedefleniyor.
Dolayısıyla ne kamu hizmetlerine ne kamu yatırımlarına ne de istihdama yeterli kaynak ayrıl(a)mıyor. Halkın en temel sorunlarına bütçeden ayrılan kaynak adeta devede kulak kalıyor. Nitekim toplanacak her 100 TL verginin sadece 4 TL’si Yoksullukla Mücadele, 3 TL’si Koruyucu Sağlık, 2,90 TL’si İstihdam, 2,80 TL’si Hukuk ve Adalet, sadece 11 Kuruşu Bağımlılıkla Mücadele, 6 Kuruşu Kadının Güçlenmesi programlarına ayrılıyor.
Özelleştirme hedefi 2025 yılına göre 5 kattan fazla arttırılarak 185 Milyar TL’ye çıkarılıyor. Bu devasa artış köprü ve otoyollar başta olmak üzere kamunun elinde kalan son varlıkların da sermayeye, yandaşlara peşkeş çekileceğini gösteriyor.
"Halk için bütçe, demokratik Türkiye için birleşelim"
2026 bütçesi ile tam bir yıkım dayatıyorlar. Bunun için demokrasinin son kırıntılarını dahi rafa kaldıran, halk iradesini yok sayan adımlar atmaktan geri durmuyorlar. Üstelik 2026 bütçe teklifi ile sosyal programlardan, yardımlardan yararlananların sayısı bile azaltılıyor. Bir sosyal yıkım bütçesi oluşturuluyor. KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmiyoruz. Alın teri ile geçim savaşı veren milyonlar için, bizler için gittikçe ağırlaşan koşullar emekten, halktan yana bir bütçeyi yakıcı bir ihtiyaç haline getirmiştir.
Emekten, halktan yana bir bütçe için:
Bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, halkın, emekçilerin bütçe süreçlerine etkin katılımı için bütçenin halkın onayına sunulmasını,
Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını, piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini, kadınların güvenceli istihdamının arttırılmasını, kadınları şiddetten koruyacak kamusal hizmetlerin genişletilmesini,
Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini, adeta seri cinayetlere dönüşen iş kazlarının engellenmesi için her türlü tedbirin alınmasını,
Sefalet düzeyindeki asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çıkarılmasını ve asgari ücretle çalıştırmanın anayasada tanımlandığı biçimiyle daraltılmasını,
Kamu emekçileri olarak grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmalısını, 4688 sayılı sendika yasasının değiştirilerek evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmelisini,
Maaşlarımızdaki kayıpların karşılanmasını; en düşük kamu emekçisi maaşının kira, aile, yakacak yardımları ile yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, bunun için mevcut “Toplu Sözleşmenin” derhal yenilenmesini,
Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini,
Tükettiğimiz her şeyden alınan KDV, ÖTV gibi tüm dolaylı vergilerin düşürülmesini, » Gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini,
Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
Vergilerimizden oluşan bütçeden alıp Kamu Özel İş birliği (KÖİ) projelerine, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine aktarılan Hazine garantilerine son verilmesini,
Vergilerimizin, ülkenin kaynaklarının güvenlikçi politikalara, silahlanmaya değil; istihdamın, üretimi arttırılması, yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılmasını,
Halk iradesini, hukukun üstünlüğünü, düşünce ve ifade hürriyetini, tüm yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını temel alan bir ülke istiyoruz."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
KESK’ten “Yıkım Bütçesine Hayır” eylemi; Şehreküstü’nden Kent Meydanı’na yürüdüler
KESK, TBMM'de görüşülen 2026 bütçesini protesto için Bursa'da yürüyüş düzenledi. Bütçenin yoksulluk ve adaletsizlik getirdiğini savunan KESK, vergi yükünün halka, kazancın ise patronlara aktarıldığını belirtti.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Şubeler Platformu, TBMM’de görüşülmekte olan 2026 bütçesini protesto etmek amacıyla bugün Bursa’da geniş katılımlı bir eylem gerçekleştirdi. Şehreküstü Meydanı’nda toplanan kitle, sloganlar eşliğinde Kent Meydanı’na yürüdü ve açıklama burada yapıldı.
Eyleme DİSK, TÜM TİS, TÜM Emekliler Sendikası, Tüm Emekler Sendikası, 2021 DİSK Emekli-Sen, Karesi işçileri ile birçok siyasi parti ve gençlik örgütü katıldı. Siyasi partilerden EMEP, DEM Parti, Sol Parti ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) de destek verdi.
Basın açıklamasını KESK Bursa Şubeler Platformu dönem sözcüsü Tarım Orkam-Sen Şube Başkanı Tarık Efe okudu.
“Bu bir sosyal yıkım bütçesidir”
KESK’in hazırladığı ortak açıklamada, toplumun büyük bölümünün derin bir yoksulluk, gelir adaletsizliği ve işsizlik cenderesi altında olduğu vurgulandı. Açıklamada Türkiye’nin;
Enflasyonda AB ve OECD birincisi, dünyada ise ilk sıralarda yer aldığı,
Gıda enflasyonunda OECD ortalamasını 10’a katladığı,
İşsizlikte AB birincisi olduğu, kadın ve genç kadın işsizliğinin ise dramatik seviyelere yükseldiği,
Gelir dağılımı adaletsizliğinde OECD birincisi olduğu,
Son yıllarda dolar milyoneri sayısındaki artışın OECD ülkelerini katladığı ifade edildi.
KESK, bütçenin yükünün her zamanki gibi emekçilerin ve yoksulların omuzlarına yıkıldığını, buna karşılık patronlara, silah şirketlerine ve KÖİ projelerine milyarlarca liranın aktarıldığını belirtti.
2026 bütçesinden kimin payına ne düşüyor?
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"TBMM’de görüşülen bütçeden emeği ile geçinenler olarak bizlerin payına daha fazla vergi, daha düşük ücret ve maaşlar, dolayısıyla yoksulluk ve adaletsizlik düşüyor.
Hem OVP ile hem de bütçe ile maaşlarımızı, ücretlerimizi yaşadığımız hayat pahalılığının yarısına denk gelen TÜİK rakamlarına göre arttırmayı (%16) hedefliyorlar.
Ama ücretlerimizden kesilen Gelir Vergisini bir önceki bütçe teklifine göre %65, attığımız her adımda tüketimimizden kesilen dolaylı vergileri ise kendi enflasyon hedeflerinin ortalama 10 puan üzerinde arttırıyorlar.
Bütçeden “aslan payı” yine patronlara, silah tüccarlarına, geçmediğimiz köprülerin, yolların gitmediğimiz hastanelerin, hava limanlarının müteahhitlerine veriliyor.
Patronlardan, şirketlerden alınması gereken 2,5 Trilyon TL vergiden, yani toplanacak her 100 TL verginin 18 TL’sinden “istisna” ve “muafiyet” denilerek baştan vazgeçiliyor.
Bizlerden alınacak vergiler, harçlar enflasyon hedefinin en az iki katı arttırılırken, sermaye kesimlerinden alınması gereken Kurumlar Vergisi geçen yıla göre düşürülüyor.
2026 bütçe teklifi ile toplanacak her 100 TL verginin sadece 11 TL’sinin sermayeden Kurumlar Vergisi olarak alınması, buna karşın 26 TL’sinin Gelir Vergisi, 47 TL’sinin KDV ve ÖTV, 7 TL’sinin Damga Vergisi ve Harç olarak emekçilere ve halka yıkılması hedefleniyor.
Buna karşın her 100 TL verginin 20 TL’sinin faiz, 5 TL’sinin teşvik-prim desteği – katkı, en az 16 TL’sinin silahlanma, 3 TL’sinin hazine garantisi olarak patronlara, silah tüccarlarına, müteahhitlere aktarılması hedefleniyor.
Dolayısıyla ne kamu hizmetlerine ne kamu yatırımlarına ne de istihdama yeterli kaynak ayrıl(a)mıyor. Halkın en temel sorunlarına bütçeden ayrılan kaynak adeta devede kulak kalıyor. Nitekim toplanacak her 100 TL verginin sadece 4 TL’si Yoksullukla Mücadele, 3 TL’si Koruyucu Sağlık, 2,90 TL’si İstihdam, 2,80 TL’si Hukuk ve Adalet, sadece 11 Kuruşu Bağımlılıkla Mücadele, 6 Kuruşu Kadının Güçlenmesi programlarına ayrılıyor.
Özelleştirme hedefi 2025 yılına göre 5 kattan fazla arttırılarak 185 Milyar TL’ye çıkarılıyor. Bu devasa artış köprü ve otoyollar başta olmak üzere kamunun elinde kalan son varlıkların da sermayeye, yandaşlara peşkeş çekileceğini gösteriyor.
"Halk için bütçe, demokratik Türkiye için birleşelim"
2026 bütçesi ile tam bir yıkım dayatıyorlar. Bunun için demokrasinin son kırıntılarını dahi rafa kaldıran, halk iradesini yok sayan adımlar atmaktan geri durmuyorlar. Üstelik 2026 bütçe teklifi ile sosyal programlardan, yardımlardan yararlananların sayısı bile azaltılıyor. Bir sosyal yıkım bütçesi oluşturuluyor. KESK olarak bu yıkım bütçesini kabul etmiyoruz. Alın teri ile geçim savaşı veren milyonlar için, bizler için gittikçe ağırlaşan koşullar emekten, halktan yana bir bütçeyi yakıcı bir ihtiyaç haline getirmiştir.
Emekten, halktan yana bir bütçe için:
Bütçe hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, halkın, emekçilerin bütçe süreçlerine etkin katılımı için bütçenin halkın onayına sunulmasını,
Kamu hizmetlerine ve yatırımlarına bütçeden ayrılan payın artırılmasını, piyasalaştırılmasına, tasfiyesine ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin hayata geçirilmesini, kadınların güvenceli istihdamının arttırılmasını, kadınları şiddetten koruyacak kamusal hizmetlerin genişletilmesini,
Emeğe kölelik dayatan politika ve uygulamalara son verilmesini, adeta seri cinayetlere dönüşen iş kazlarının engellenmesi için her türlü tedbirin alınmasını,
Sefalet düzeyindeki asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye çıkarılmasını ve asgari ücretle çalıştırmanın anayasada tanımlandığı biçimiyle daraltılmasını,
Kamu emekçileri olarak grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmalısını, 4688 sayılı sendika yasasının değiştirilerek evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmelisini,
Maaşlarımızdaki kayıpların karşılanmasını; en düşük kamu emekçisi maaşının kira, aile, yakacak yardımları ile yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, bunun için mevcut “Toplu Sözleşmenin” derhal yenilenmesini,
Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvenceli-kadrolu istihdam edilmesini,
Tükettiğimiz her şeyden alınan KDV, ÖTV gibi tüm dolaylı vergilerin düşürülmesini, » Gelir vergisi birinci dilim oranının %15 ten %10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini,
Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
Vergilerimizden oluşan bütçeden alıp Kamu Özel İş birliği (KÖİ) projelerine, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemine aktarılan Hazine garantilerine son verilmesini,
Vergilerimizin, ülkenin kaynaklarının güvenlikçi politikalara, silahlanmaya değil; istihdamın, üretimi arttırılması, yoksulluğun ve işsizliğin önlenmesi, adaletin, barışın ve demokrasinin tesis edilmesi için kullanılmasını,
Halk iradesini, hukukun üstünlüğünü, düşünce ve ifade hürriyetini, tüm yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde yaşamasını temel alan bir ülke istiyoruz."
En Çok Okunan Haberler