SON DAKİKA
Hava Durumu

'İşçi sağlığı ve iş güvenliği devletin ve işverenin görevidir'

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, 3 Mart 1992'de grizu patlaması sonucu 263 madencinin yaşamını yitirdiği facianın yıldönümünde basın açıklamasında bulundu. İş cinayetleri ve kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğuna vurgu yapılan açıklamada, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanmasının öncelikle devletin ve işverenin görevi olduğu hatırlatıldı.

Haber Giriş Tarihi: 03.03.2021 15:16
Haber Güncellenme Tarihi: 03.03.2021 15:16
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
'İşçi sağlığı ve iş güvenliği devletin ve işverenin görevidir'

Zonguldak Kozlu'da 3 Mart 1992 tarihinde grizu patlaması sonucu 263 madencinin yaşamını yitirdiği olay, dünya madencilik tarihinde yaşanan en büyük facialardan biri olarak kayıtlara geçti. 3 Mart, iş cinayetlerine dikkat çekebilmek, işçi sağlığının ve iş güvenliğinin önemini vurgulamak için TMMOB tarafından 2012 yılında "İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü" olarak ilan edildi.

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, "3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü" ile dolayısıyla, ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu (İKK) BAOB ortak toplantı salonunda düzenlenen açıklamayı, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ferudun Tetik yaptı.

"Kozlu'daki faciadan gerekli dersler çıkarılmadı"

Türkiye tarihinin iş cinayeti ve işçi katliamı olarak tanımlanabilecek facialar ile dolu olduğunu söyleyen Tetik, şu olayları hatırlattı:

"13 Mayıs 2014 tarihinde Soma'da ülke tarihinin en büyük maden faciası meydana gelmiş ve 301 madenci hayatını kaybetmiştir. Bu facianın hemen ardından 6 Eylül 2014'te Torunlar Center Asansör Faciasında 10 inşaat işçisi, 4 Kasım 2014'te Yalvaç'ta gerçekleşen trafik kazasında 18 tarım işçisi, 28 Ekim 2014'te Ermenek'teki kömür madeninde 18 madenci, 17 Kasım 2016'da Şirvan'da bakır madeninde 16 madenci, 17 Ekim 2017'de Şırnak'ta 8 madenci, 3 Temmuz 2020'de Sakarya Hendek'te havai fişek fabrikasında 8 işçi ve bu patlamadan sadece birkaç gün sonra gerçekleşen imha işleminde ise 3 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. Kozlu'daki faciadan günümüze kadar yaşanan olumsuzluklardan gerekli dersler çıkarılmamış, atılması gereken adımlar atılmamıştır. İş cinayetleri ve işçi katliamları artarak devam etmektedir."

"İş kazaları ve meslek hastalığı sonucu her gün 35 emekçi hayatını kaybetmekte"

SGK'nin iş kazaları ve meslek hastalıklarına dair yayınladığı en güncel istatistik verisinin 2019 yılına ait olduğunu söyleyen Tetik, şu bilgileri paylaştı:

"Bu istatistiğe göre 2019 yılında 1.149 emekçinin hayatını kaybettiği, buna karşın meslek hastalığı sonucu ise bir tane bile can kaybı yaşanmadığı ilan edilmiştir. ILO'nun yürüttüğü çalışmalara göre; dünyada her yıl meydana gelen iş kazası sonucu ölümlerin 6,3 katı kadar can kaybı, meslek hastalığı ve işle ilgili hastalıklar sonucu meydana gelmektedir. Bu çalışmalar ile SGK tarafından açıklanan veriler esas alındığında 2017 yılında en az 10 bin 218, 2018 yılında en az 9 bin 714, 2019 yılında en az 7 bin 238 emekçi meslek hastalığı sonucu hayatını kaybetmiştir. İş kazaları ve meslek hastalığı sonucu her gün 35 emekçi hayatını kaybetmektedir. Buna rağmen işçi sağlığı ve iş güvenliği konusu ülke gündeminde yeterli düzeyde yer alamamaktadır. Oysa SGK'nın açıkladığı yıllık iş cinayeti sayıları bile durumun vahametini ortaya koymaktadır. Açıklanan verilere göre 2015 yılında 1.252, 2016 yılında 1.405, 2017 yılında 1.633, 2018 yılında ise 1.541 işçi, iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir."

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ferudun Tetik

"2019 yılında İSİG yönünden yapılan toplam teftiş sayısı 3 bin 88"

İşyerlerinin denetlenmediğini belirten Tetik, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığı 2019 yılı faaliyet raporunda yer alan bilgilere göre 2019 yılında İSİG yönünden yapılan toplam teftiş sayısının 3 bin 88 olduğunu aktardı. Tetik, her bin işyerinden yalnızca 1,6'sının İSİG yönünden denetlendiğini söyleyerek, "Rakamların ortaya koyduğu gerçek, bu şekilde devam eden denetim faaliyetlerinin göstermelikten ibaret olduğu ve devletin gerekli sorumluluğu göstermediğidir." dedi.

Meslek hastalığı ya da iş kazaları sonucu engelli olan emekçilerin bazılarının sakatlanmalar sonrası oluşan engellilik tipi ve oranlarına bağlı olarak çalışamayacak duruma geldiğini ifade eden Tetik, "Çalışacak durumda olanlar ise engelli istihdamındaki sorunlar ve kent altyapılarımızın engellilere uygun olmayışının doğurduğu diğer sorunlar ile boğuşmaya mahkûm olmaktadırlar." diye konuştu.

"İş cinayetleri ile mücadele ertelenebilir, ötelenebilir bir gündem değildir"

"İş cinayetlerinin sorumluları korunmakta hatta aklanmaktadır." diyen Tetik, 301 madencinin yaşamını kaybetmesine neden olan Soma Faciası sorumlularından tutuklu kimsenin kalmadığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Can Gürkan'ın da aralarında bulunduğu 4 sanığa "olası kastla 301 kez öldürme ve 162 kez yaralama" suçundan ceza verilmesine hükmeden Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin beş kişiden oluşan heyetinin üçü değiştirilmiş ardından karar bozulmuş ve tutukluların tamamı tahliye edilmiştir. İş cinayetleri ile mücadele ertelenebilir, ötelenebilir bir gündem değildir. İş cinayetlerinin yaşanmaması için yürütülen mücadelenin güçlendirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin zaman kaybetmeden gerçekleştirilmesi gerekmektedir."

"Siyasi iktidar emeğe ve emekçiye düşman olan sistemi korumakta"

4857 sayılı İş Kanunu'nun, 6331 sayılı İş Sağlığı Güvenliği Yasası'nın problemli olduğunu kaydeden Tetik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Sorunun temelinde işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin düzenlemelerde sendikalar, meslek örgütleri ve bilim insanlarının görüşlerinin dikkate alınmaması yatmaktadır. Taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma, denetimsizlik, esnek istihdam politikaları, kayıt dışı çalışmaya izin veren politikalar ve bunun sonucu oluşturulan mevzuat ile sorunlu bir sistem üretmiştir. Emeğe ve emekçiye düşman olan bu sistem sermayenin sınırsız sömürü düzenin bir tezahürüdür. İş cinayetlerini seyrederek olan biteni kadere, fıtrata bağlayan açıklamalar yapan siyasi iktidar bu sistemi korumak üzere yoğun çaba sarf etmektedir."

Sendikal hakların baskı altına alınmasına dikkat çeken Tetik, "Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller tüm çalışanlar için kaldırılmadıkça işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yol alınamayacaktır. Sendikasız uzman, sendikasız işçi, örgütsüz bir çalışma yaşamı ile emekçiler tüm olumsuzluklara açık ve savunmasız bir durumdadır." ifadelerini kullandı.

"İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması, öncelikle devletin ve işverenin görevidir"

İş cinayetleri ve kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğuna vurgu yapan Tetik, iş cinayetlerine ve işçi katliamlarına son verecek adımların zaman kaybetmeden atılması gerektiğini ifade ederek, şunları sıraladı:

"İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması, öncelikle devletin ve işverenin görevidir, sorumluluğu yükleyecek kurban arama anlayışına son verilmelidir.

Amacı "işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi" olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu amacına uygun olarak baştan aşağı değiştirilmelidir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanına ilişkin düzenlemelerin ve denetimin yalnızca Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülmesi, doğru kararların alınmasının önünde bir engeldir. Bu nedenle düzenleme ve denetleme; Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yanında, Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, TTB ve TMMOB'den oluşan idari ve mali yönden bağımsız bir enstitü tarafından yerine getirilmelidir. Çalışma yaşamına ilişkin tüm düzenlemeler bu enstitü tarafından yeniden ele alınmalı ve kararlaştırılmalıdır.

İş güvenliği uzmanlığı sistemi kamu eliyle sağlanacak şekilde yeniden yapılandırılmalı, hizmetin piyasalaştırılmasına son verilmelidir.

Örgütlenme ve sendikalaşmanın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Taşeronlaşma ve benzeri uygulamalara son verilmelidir.

Denetim mekanizmaları bağımsız organizasyonlar olarak yeniden yapılandırılmalı, güçlendirilmelidir.

İş kazaları ve cinayetlerinin sorumlularına yaptırım uygulanmalı, işveren, ilgili kamu görevlileri ve sorumlular hakkında yargı süreçleri bağımsız bir şekilde işletilmelidir. Sorumluların aklanmasına son verilmelidir. Adalet sağlanmalıdır."

"Artık çalışırken ölmek istemiyoruz"

Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Erkan Tekin Mutlu, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sadece işçileri değil, her bireyi ilgilendiren bir konu olduğunu ifade etti.

Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) Bursa Şube Başkanı Özdemir Aslan ise, örgütlenmeye dikkat çekerek, "İnsana değerin ülkeyi yönetenler tarafından sadece söyleyerek değil, yasalarla yapılması gerekiyor. Çünkü her gün 6 kişi çalışırken yaşamını kaybediyor. Artık çalışırken ölmek istemiyoruz." dedi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.