SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

'Düğme iliklemeyecek, boyun eğmeyeceğiz'

Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, avukatsız, savunmasız adalet olmayacağını belirterek, "Ülkemizde gerçek bir adalet düzeni, gerçek bir hukuk devleti kuruluncaya kadar da mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha haykırıyor, dün olduğu gibi bugün de hak kuvvetten üstündür diyoruz” dedi.
Haber Giriş Tarihi: 05.04.2022 21:11
Haber Güncellenme Tarihi: 06.04.2022 00:38
https://www.bursaport.com
kapak resmi

5 Nisan Avukatlar Günü, Bursa Barosu’nca Adalet Sarayı bahçesindeki Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törenle kutlandı. Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, “Avukatsız adalet olmaz. Ülkemizde gerçek bir adalet düzeni, gerçek bir hukuk devleti kuruluncaya kadar da mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha haykırıyor, dün olduğu gibi bugün de hak kuvvetten üstündür diyoruz” dedi.

Avukatlar Günü kutlamasına Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şen, Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı Ömer Gülmüş, Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Gürkan Altun ile Bursa Barosu kurul üyeleri ile katıldı. Saygı duruşunun ardından Bursa Büyükşehir Belediye Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı’nın okunmasından sonra Bursa Barosu Başkanı Av. Metin Öztosun, genç yönetim kurulu temsilcileriyle birlikte Atatürk Anıtı’na çelenk koydu.

Daha sonra kürsüye gelen Baro Başkanı Öztosun, insanın, insana itaat etmemek için hukuku icat ettiğini, avukatların yüzyıllardır hukukun üstünlüğü ve adalet için mücadele ettiğini söyledi. “Adaletin amacı insanların birliğini sağlamaktır. Adaletin amacı birilerine üstünlük sağlatmak diğerlerini ezmek değildir. Adalet birlikteliği oluşturma, herkesin adalet karşısında eşit olduğunu göstermek ve bunu korumaktır. Adalet, çobanla kralı eşitlemek, adalet karşısında ikisinin de boynunun kıldan ince olduğunu bilmektir. Adalet, kim olursa olsun fikrini hiç beğenmesek hatta nefret etsek de düşüncesini özgürce ifade edebilmesidir. Adalet birbirimize ve geleceğimize güvenmektir. O yüzden de adalet devletin temelidir” diyen Öztosun şöyle devam etti:

'GEREKTİĞİNDE DEVLETİ DE UYARIRIZ'

“Hukukçunun işi ise; hukuku korumaktır. Gerektiğinde devletin de hukuka uygun davranmasını sağlamaya çalışmaktır. Devlet neticede hepimizin ortak iradesi ve sözleşmesi ile kurulan veya devam eden bir yapıdır.

Hukuk denen şey ise adalet amacına yönelmiş yazılı veya yazılı olmayan, insan ihtiyaçlarını karşılamak için toplumda düzeni, güvenliği sağlamaya yönelik kurallar bütünüdür.

Gelişmiş devlet aygıtları, seçimlerde verdiğimiz vekaletimizle hukuk yaratır ve uygular. Hukuku yaratma, uygulama ve denetleme kuvvetini yasama, yargı, yürütme diye üçe bölerek birbirini denetleyen ve destekleyen bu fonksiyonların işlevlerini yerine getirmesini en üst seviyede sağlar. Bu kuvvetlere modern devlette; düşünce, ifade özgürlüğünü ve bunun somut ve uygulanma hali olan toplanma, gösteri özgürlüğü ile basın özgürlüğünü ve sivil toplumu dengeleyici ve denetleyici unsurlar olarak ekliyoruz.

'BİR VÜCUDUN ORGANLARI GİBİ'

Devletin bu kuvvetlerini beyin, kalp, akciğer, bağırsak gibi nitelersek, birinin görevini diğerinin yapamayacağını ancak birbiriyle uyumlu çalışmaları halinde fonksiyonlarını yerine getirebileceği benzetmesini de yapabiliriz.

Ancak geçmiş yıllardaki tüm itirazlarımıza rağmen 2017 Anayasa değişikliği ile devletin bu kuvvetlerinin örtülü olarak yürütmede birleştiğini ve hukukun ülkemizde ağır bir fonksiyon kaybı yaşadığını görmekteyiz. Özellikle son dönemlerde bu fonksiyon kaybının sonuçları daha da acı bir şekilde ortaya çıkmakta…

Halen devam eden şekilde gazetecilerin, akademisyenlerin, milletvekillerinin, öğrencilerin, yurttaşlarımızın adil yargılanma hakları ihlal edilmekte, çevre ve doğa katliamları devam etmektedir. Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her geçen gün artmaktadır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini öne çıkaran ve kadını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece yarısı kararnamesiyle Meclis iradesi hiçe sayılarak Anayasa’ya aykırı bir şekilde çekilme kararı verilen bir sosyal, hukuksal ve siyasal iklimin yansımalarını mesleğimizde de görüyoruz…

'SALDIRILAR VAHİM BOYUTLARA ULAŞTI'

- Maalesef ki bu yıl da 5 Nisan Avukatlar Günü’nü, “avukatlara yönelik saldırıların vahim boyutlara ulaştığı, bağımsız savunmayı temsil eden avukatların yok sayılmaya, yargının kurucu unsuru olduğunun unutturulmaya çalışıldığı, gerek yasal düzenlemeler gerekse de fiili uygulamalarla mesleğin icra edilemez hale getirildiği;

- Cumhuriyet kazanımlarının, laik demokratik hukuk devletinin temelleri aşındırılarak ortadan kaldırılmak istendiği;

- Hukuk güvenliğinin kalmadığı, AİHM kararlarının tanınmadığı, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığının tartışılmaya açıldığı, hatta mahkemenin kapatılmasının dahi dillendirilebildiği bir ortamda karşılıyoruz.

Avukatlık mesleği bugün;

- Baroların büyük çoğunluğunun muhalefetine rağmen hiç kimseye sormadan bir gece yarısı kararnamesi ile açılan hukuk fakültelerinin yarattığı nicelik sorununa eklenen nitelik sorunları ile beraber büyük bir maddi ve sosyal kriz içindedir.

- Stajını bitiren meslektaşlarımızın büyük çoğunluğu ofis açamaz, açsa da yürütemez haldedir. Baromuzca açılan Barohan gibi sosyal projelerle gençlerimize umut olmaya ve bu sorunlara çare bulmaya çalışmaktayız. Ancak hatırlatmak gerek ki bu görev aslında bu kadar hukuk fakültesi açan devletin sorumluluğunda olan bir görevdir.

'AVUKATLAR YÜZDE 30 DAHA İŞSİZ'

- Halen bağlı çalışan avukatlar düşük ücretlere çalışmakta ve iş güvencesinden yoksun bulunmaktadır.

- Yıllardır tüm çabalarımıza rağmen biriken sorunlara çözüm bulmak yerine avukatı iş yaparken daha da etkisizleştiren, gerek adliyede gerekse tapu, nüfus müdürlüğü gibi kamu makamlarında kısıtlamalar ve uygulamalarla avukatı adliye ve işlev dışı alana iten bir anlayışla mücadele etmek zorunda kalmaktayız.

- Avukatlık asgari ücret tarifesinin 9’da biri gibi ücretlere CMK zorunlu müdafiliği yapmak durumunda bırakılan meslektaşlarım, bir de tek duruşmaya giremedi diye soruşturma ve kovuşturma baskısı altında bırakılmaktadır.

- Üstelik devletimiz tarafından Barolara gönderilen adli yardım ve CMK ödeneklerinin yeniden değerleme oranında artmasını beklerken pandemi gerekçe gösterilerek % 5 kısıntıya gidilmiş, avukatlık ücretlerinin yüzde 25 artması sebebiyle de avukatlar geçen yıla göre % 30 daha işsiz, vatandaşımız da hak arama güvencesinden daha çok yoksun bırakılmıştır.

- Öte yandan avukatlık mesleğinin kamu hizmeti niteliği de gün geçtikçe aşındırılmaktadır. Temelinde ‘savunma hakkı’ ve ‘hak arama özgürlüğü’ olan avukatlık, toplumsal sorunlar ve etik değerlerden daha çok piyasa kuralları öne çıkarılarak yeniden yapılandırılmaktadır. Halkın yargıya erişim ve adil yargılanma hakkı da bu şekilde ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

'AVUKATLAR HAK ARAMANIN GÜVENCESİDİR'

Bu ve benzeri birçok sorun ve bunların siyasi irade tarafından yasal ve ekonomik düzenlemelerle çözülemediği veya çözülmek istenmediği boğucu ve yakıcı bir ortam sebebiyle her ay bir meslektaşımıza yapılan bir saldırı veya bir meslektaşımızın intihar haberi ile karşı karşıya kalmaktayız.

Avukatlar; hak arama özgürlüğünün, savunma hakkının ve hukuk devletinin en temel güvencesidir. Her fırsatta dillendirdiğimiz üzere bağımsız savunma, halkın savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının güvencesidir.

Avukatların tam bir özgürlük, bağımsızlık ve geçinme kaygısı olmadan mesleğini icra edemediği, yargılama faaliyetine katılamadığı bir ortamda bağımsız ve tarafsız yargıdan, adil bir yargılamadan ve adil bir devlet düzeninden söz edilemez.

Ancak herkes bilmelidir ki tüm bunlara rağmen; Hukukçu-avukat adaletsizliğe, hukuksuzluğa tüm gücüyle itiraz eden kişidir. Onun karakteri uzlaşı üzerine kurulamaz. Çünkü “haksızlıkla uzlaşı” adaletsizliğe kısmen de olsa boyun eğmektir.

'ASLA BOYUN EĞMEYECEĞİZ'

O yüzden Bursa Barosu olarak tekrar ediyoruz ki bizlere ve halkımıza reva görülen bu kadere ve hiçbir haksızlığa boyun eğmeyeceğiz, hiçbir adaletsizliğe karşı susmayacağız, hukuksuzluklar ve bizi itibarsızlaştırmaya çalışanlarla, kriminalize edenlerle uzlaşmayacağız.

Hepiniz biliyoruz ki bazıları bu cübbelere ilik açmaya çalışsa da biz cübbelerimizi kimsenin önünde iliklemeyeceğiz...

Şimdiye kadar bizim ne efendimiz oldu ne de kölemiz… Bundan sonra da olmayacak.                                                              

İşte bu sebeplerle;

‘Avukatsız adalet olmaz’ diyoruz ve ülkemizde gerçek bir adalet düzeni, gerçek bir hukuk devleti kuruluncaya kadar da mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha haykırıyor, dün olduğu gibi bugün de “hak kuvvetten üstündür” diyoruz.

Daha adil yarınlara kavuşmak dileği ile kutsal savunma mesleğinin temsilcisi olan meslektaşlarımızın, 5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutluyorum.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar