SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa Barosu: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz”

Bursa Barosu, tarikat ve cemaatlere yönelik operasyonlar sonrası açıklama yaparak; bu yapıların denetlenmesinin din özgürlüğüyle ilgisi olmadığını, laiklik ve liyakatin korunması gerektiğini, kamu kaynaklarının şeffaf olması gerektiğini vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 20.08.2026 12:21
Haber Güncellenme Tarihi: 20.08.2026 12:26
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Bursa Barosu: “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz”

Bursa Barosu, son dönemde tarikat ve cemaat olarak bilinen yapılara yönelik gerçekleştirilen adli operasyonlar üzerinden laiklik, hukuk devleti, örgütlenme özgürlüğü ve kamusal alanın sınırlarına ilişkin açıklama yaptı.

Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada, kişilerin inanç, ibadet ve dini tercihlerinin ceza soruşturmasının konusu olamayacağı belirtilerek, din ve vicdan özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin temel güvencelerinden biri olduğu vurgulandı.

Açıklamada, dini referanslarla örgütlenen, kendi hiyerarşisini oluşturan ve ekonomik ve sosyal güç biriktiren yapıların hukuk düzeni içerisinde denetlenmesinin din ve vicdan özgürlüğünden ayrı bir mesele olduğu ifade edildi.

“Tarikat ve cemaatler kendiliğinden sivil toplum örgütü değildir”

Tarikat ve cemaat yapılanmalarının yalnızca kendilerini bu şekilde tanımladıkları için sivil toplum kuruluşu olarak kabul edilemeyeceğine dikkat çeken Bursa Barosu, demokratik sivil toplum örgütlerinin hukuken tanımlanabilir, mali kaynakları denetlenebilir, karar alma süreçleri şeffaf ve faaliyetleri hukuk düzeninin denetimine açık olması gerektiğini belirtti.

Baro açıklamasında, kapalı hiyerarşiler içerisinde faaliyet gösteren, üyelik, gelir, malvarlığı ve karar mekanizmaları kamuoyu tarafından bilinmeyen ve kişilerin dini bir lidere mutlak bağlılığı üzerine kurulan yapıların dernek, vakıf veya şirket gibi tüzel kişilikler üzerinden faaliyet göstermelerinin onları kendiliğinden demokratik sivil toplum kuruluşuna dönüştürmeyeceği ifade edildi.

“Eğitim ve barınma denetimsiz yapılara bırakılamaz”

Devletin çocukların eğitimi, öğrencilerin barınması, sosyal yardım ve yurttaşların temel ihtiyaçlarını denetimsiz biçimde bu tür yapılara bırakamayacağı vurgulanan açıklamada, eğitim ve yurt hizmetleri üzerinden çocukların ve gençlerin kapalı yapılanmaların etkisine girmesine göz yumulmaması gerektiği belirtildi.

Bursa Barosu ayrıca kamu kaynaklarının hangi vakıf, dernek veya oluşumlara aktarıldığının, bu yapıların gelir kaynaklarının ve harcamalarının şeffaf olması gerektiğine dikkat çekti.

“Liyakatin yerine aidiyet konulamaz”

Açıklamada, hiçbir tarikat, cemaat veya dini yapılanmanın devlet kadroları üzerinde nüfuz oluşturmasına, kamu kurumlarında kadrolaşmasına ve liyakatin yerine aidiyetin geçirilmesine izin verilmemesi gerektiği ifade edildi.

Türkiye'nin bu tür yapılanmaların devlet içerisindeki örgütlenmesinin ağır sonuçlarını yakın tarihinde yaşadığı belirtilerek, hukuk kurallarının kişilere ve siyasi yakınlıklara göre uygulanamayacağı vurgulandı.

Bursa Barosu, geçmişte siyasi iktidarla yakın ilişkileri nedeniyle görmezden gelinen yapıların daha sonra siyasi veya ekonomik anlaşmazlıklar sonucunda suç örgütü olarak değerlendirilmesinin de, iktidara yakın başka yapıların denetim dışında tutulmasının da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını kaydetti.

“Laiklik, inanç özgürlüğünün de teminatıdır”

Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan laikliğin yalnızca din ve devlet işlerinin ayrılması anlamına gelmediğine dikkat çekilen açıklamada, laikliğin yurttaşların özgürlüğünün ve devletin dini otoriteler karşısındaki bağımsızlığının da güvencesi olduğu belirtildi.

Bursa Barosu, tarikat ve cemaatlerin devlet içerisinde örgütlenmesine, eğitim ve barınma alanlarının denetimsiz yapılara bırakılmasına ve kamu kaynaklarının şeffaf olmayan biçimde bu yapılara aktarılmasına karşı olduğunu açıkladı.

Öte yandan baro, yürütülen soruşturmaların siyasi hesaplaşma aracına dönüştürülmesine, suç ve cezaların şahsiliği ile masumiyet karinesinin ihlal edilmesine ve hukuka aykırı kolluk uygulamalarına da karşı olduğunu bildirdi.

Açıklamanın sonunda ise, Türkiye'nin ihtiyacının “bir tarikatın yerine başka bir tarikatın güçlendirilmesi” olmadığı belirtilerek, hiçbir tarikatın devlete, eğitime ve kamusal yaşama hükmedemediği laik ve demokratik bir hukuk devleti vurgusu yapıldı.

Bursa Barosu açıklamasını, “Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz” ifadelerinin de yer aldığı şu vurguyla tamamladı:

“Cumhuriyet'te egemenlik hiçbir kişiye, zümreye, cemaate, tarikata ait değildir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Devletin temeli hukuktur. Cumhuriyet'in güvencesi ise laikliktir.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.