Eğitim-İş Sekreteri Yeliz Toy, MEB Bakanı Yusuf Tekin'in mesleki eğitimdeki iş birliği savunmasına tepki gösterdi. Toy, MESEM'lerin çocukları ucuz iş gücü haline getirdiğini ve denetimsizlik nedeniyle can kayıplarının yaşandığını vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 09.05.2026 17:13
Haber Güncellenme Tarihi: 09.05.2026 17:17
Kaynak:
Haber Merkezi
Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in "Mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla iş birliği yapalım' diyoruz. 'Öğrencilerimizi sermayenin kucağına atıyorsunuz' diye eleştiriyorlar. Bunu da anlamış değilim. Niye böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık. Ama anlasak da bir şey değişmez. Biz bu iş birliklerini devam ettireceğiz" sözlerine yanıt verdi.
Toy, 'Yusuf Tekin'e anlatır gibi anlatalım' dediği açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mesleki eğitimdeki eleştirileri "anlayamadığına" dair beyanları, ne yazık ki Türkiye’deki çocuk işçiliği gerçeğinden ve kendi bakanlığının yarattığı sonuçlardan ne kadar kopuk olduğunun itirafıdır. Bir kez daha, Yusuf Tekin'e anlatır gibi(!) madde madde anlatalım:
*Çocuklar ucuz işgücü değildir. "İş dünyasıyla iş birliği" adı altında sunulan model, yoksul ailelerin evlatlarını okul sıralarından koparıp sermayenin en ucuz dişlisi haline getirmektir. Eğitim, bir sektörün ara eleman ihtiyacını karşılamak için değil, bireyin zihinsel ve sosyal gelişimini tamamlaması için yapılır.
*MESEM’ler yaşam hakkı ihlalidir: Son bir yılda İSİG Meclisi verilerine göre en az 72 çocuk işçi can vermiştir. 1 yıl içinde MESEM'lerde en az 15 çocuk iş cinayetine kurban gitmiştir. Bu çocuklarımızı "mesleki eğitim" adı altında işleyen bu sistem, denetimsizlik ve kâr hırsı öldürmüştür. Bakanlığın görevi çocukları iş cinayetlerine "teslim etmek" değil, onları korumaktır.
*Eğitim okulda, öğretmenle olur: Eğitimin mekânı atölyeler veya fabrikalar değil, okullardır. Eğitimin öznesi ise usta başları değil, pedagojik formasyon almış öğretmenlerdir. Çocukları fiziken ve psikolojik olarak kendilerini koruyamayacakları ortamlara sürmek, eğitimin özüne ihanettir.
*Bakanlık bihaber olma makamı değildir: "Niye eleştiriliyoruz anlamadık" demek, sorumluluktan kaçmaktır. Bir Eğitim Bakanı, MESEM’lerde can veren çocuklardan, okuldan koparılan gençlerden ve derinleşen çocuk yoksulluğundan bihaber olamaz!
Sonuç olarak; Milli Eğitim Bakanlığı, sermayenin insan kaynakları departmanı gibi çalışmaktan vazgeçmelidir. Çocuklarımızın emeğini ve canını pazarlık konusu yapan her politikanın karşısında, laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceğiz.
Çocuklarımızı sermayenin kucağına da, denetimsiz işyerlerinin insafına da bırakmayacağız!"
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yeliz Toy: 'Yusuf Tekin'e anlatır gibi anlatalım'
Eğitim-İş Sekreteri Yeliz Toy, MEB Bakanı Yusuf Tekin'in mesleki eğitimdeki iş birliği savunmasına tepki gösterdi. Toy, MESEM'lerin çocukları ucuz iş gücü haline getirdiğini ve denetimsizlik nedeniyle can kayıplarının yaşandığını vurguladı.
Eğitim-İş Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreteri Yeliz Toy, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in "Mesleki ve teknik eğitimde iş dünyasıyla iş birliği yapalım' diyoruz. 'Öğrencilerimizi sermayenin kucağına atıyorsunuz' diye eleştiriyorlar. Bunu da anlamış değilim. Niye böyle bir eleştiriyle karşı karşıya kaldığımızı anlamadık. Ama anlasak da bir şey değişmez. Biz bu iş birliklerini devam ettireceğiz" sözlerine yanıt verdi.
Toy, 'Yusuf Tekin'e anlatır gibi anlatalım' dediği açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in mesleki eğitimdeki eleştirileri "anlayamadığına" dair beyanları, ne yazık ki Türkiye’deki çocuk işçiliği gerçeğinden ve kendi bakanlığının yarattığı sonuçlardan ne kadar kopuk olduğunun itirafıdır. Bir kez daha, Yusuf Tekin'e anlatır gibi(!) madde madde anlatalım:
*Çocuklar ucuz işgücü değildir. "İş dünyasıyla iş birliği" adı altında sunulan model, yoksul ailelerin evlatlarını okul sıralarından koparıp sermayenin en ucuz dişlisi haline getirmektir. Eğitim, bir sektörün ara eleman ihtiyacını karşılamak için değil, bireyin zihinsel ve sosyal gelişimini tamamlaması için yapılır.
*MESEM’ler yaşam hakkı ihlalidir: Son bir yılda İSİG Meclisi verilerine göre en az 72 çocuk işçi can vermiştir. 1 yıl içinde MESEM'lerde en az 15 çocuk iş cinayetine kurban gitmiştir. Bu çocuklarımızı "mesleki eğitim" adı altında işleyen bu sistem, denetimsizlik ve kâr hırsı öldürmüştür. Bakanlığın görevi çocukları iş cinayetlerine "teslim etmek" değil, onları korumaktır.
*Eğitim okulda, öğretmenle olur: Eğitimin mekânı atölyeler veya fabrikalar değil, okullardır. Eğitimin öznesi ise usta başları değil, pedagojik formasyon almış öğretmenlerdir. Çocukları fiziken ve psikolojik olarak kendilerini koruyamayacakları ortamlara sürmek, eğitimin özüne ihanettir.
*Bakanlık bihaber olma makamı değildir: "Niye eleştiriliyoruz anlamadık" demek, sorumluluktan kaçmaktır. Bir Eğitim Bakanı, MESEM’lerde can veren çocuklardan, okuldan koparılan gençlerden ve derinleşen çocuk yoksulluğundan bihaber olamaz!
Sonuç olarak; Milli Eğitim Bakanlığı, sermayenin insan kaynakları departmanı gibi çalışmaktan vazgeçmelidir. Çocuklarımızın emeğini ve canını pazarlık konusu yapan her politikanın karşısında, laik, bilimsel ve kamusal eğitimi savunmaya devam edeceğiz.
Çocuklarımızı sermayenin kucağına da, denetimsiz işyerlerinin insafına da bırakmayacağız!"
Kaynak: Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler