Eğitim-İş: “Genelgeyle hukuk yaratılamaz, öğretmen talimatla yönetilemez”
Eğitim-İş: “Genelgeyle hukuk yaratılamaz, öğretmen talimatla yönetilemez”
Eğitim-İş, MEB'in 2026/70 sayılı genelgesine tepki gösterdi. Önlük zorunluluğu, norm fazlası atamaları ve alan dışı görevlendirmelere itiraz eden sendika, hukuka aykırı bulduğu düzenlemeleri yargıya taşıyacağını açıkladı.
Haber Giriş Tarihi: 20.08.2026 01:12
Haber Güncellenme Tarihi: 20.08.2026 01:17
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.bursaport.com
Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi’ne tepki gösterdi. Genelgenin öğretmenler üzerindeki denetimi artırdığını ve üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler getirdiğini savunan Eğitim-İş, özellikle önlük zorunluluğu, norm kadro fazlası öğretmenlerin atamaları ve öğretmenlerin farklı alanlarda görevlendirilmesi düzenlemelerine itiraz etti.
Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, eğitim sisteminin temel sorunlarının çözülmesi yerine öğretmenin kıyafetinden telefon kullanımına, dijital platformlardan görev yapacağı okula kadar genişleyen bir müdahale ve denetim düzeni oluşturulduğu belirtildi.
“Genelge, kanun ve yönetmeliğin üzerinde değildir”
Genelgenin bazı maddelerinin üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler yarattığını belirten Eğitim-İş, genelgelerin kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasını açıklayabileceğini ancak bunların sınırlarını genişletemeyeceğini savundu.
Açıklamada, “Üst hukuk normlarında olmayan bir yükümlülük genelgeyle yaratılamaz; yönetmelikle tanınan hak ve güvenceler genelgeyle ortadan kaldırılamaz” ifadelerine yer verildi.
“Okullar siyasi politikaların propaganda alanı değildir”
Genelgede yer alan “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ve “millî duruş” vurgularına da tepki gösteren Eğitim-İş, eğitim süreçlerinin güncel siyasi politikaların taşıyıcısı hâline getirilmemesi gerektiğini belirtti.
Öğretmenin görevinin öğrenciye ne düşüneceğini söylemek değil, nasıl düşüneceğini öğretmek olduğunu ifade eden sendika, öğretmenlerin güncel siyasi süreçlerin anlatıcısı veya propagandisti durumuna getirilemeyeceğini kaydetti.
Eğitim-İş’in en önemli itirazlarından biri ise genelgenin 23. maddesinde yer alan önlük düzenlemesi oldu.
Sendika, öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getiren kanun veya yönetmelik hükmünün bulunmadığını savunarak, üst mevzuatta yer almayan yeni bir kıyafet yükümlülüğünün genelgeyle getirilemeyeceğini belirtti.
Açıklamada, 2023/28 sayılı Genelgede önlük kullanımının yalnızca teşvik edildiği ve dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından uygulamanın zorunlu olmadığının açıklandığı hatırlatıldı.
Norm fazlası öğretmenler için atama tepkisi
Genelgenin 43. maddesinde norm kadro fazlası öğretmenlerin “herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atanmasının öngörülmesine de itiraz eden Eğitim-İş, bu düzenlemenin öğretmenleri eğitim-öğretim yılı boyunca sürekli atanma baskısı altında bırakabileceğini ileri sürdü.
Sendika; ihtiyaç listelerinin ilan edilmesi, öğretmenlere tercih hakkı tanınması, hizmet puanının dikkate alınması, aile birliği ve diğer mazeretlerin gözetilmesi ile tebligat ve itiraz haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
“Öğretmenler bir branştan diğerine aktarılacak yedek personel değildir”
Eğitim-İş, norm kadro fazlası öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisi’nde eğitime alınarak ihtiyaç bulunan “diğer alanlarda” görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemeyi de eleştirdi.
Açıklamada, hangi alanların kastedildiği, öğretmenin rızasının alınıp alınmayacağı, görevlendirmenin geçici veya sürekli olup olmayacağı, öğretmenin alan yeterliliğinin nasıl belirleneceği ve özlük haklarının nasıl korunacağı gibi konuların belirsiz bırakıldığı ifade edildi.
Sendika, öğretmenlerin bir okuldan başka bir okula, bir ilçeden diğerine veya bir branştan başka bir branşa aktarılabilecek “yedek personel” olarak görülmesini kabul etmediğini bildirdi.
“Tam kapasite anlayışı eğitimsel niteliğin önüne geçmemeli”
Genelgede okul ve derslik kapasitelerinin tam kullanılmasına yönelik düzenlemeye de tepki gösteren Eğitim-İş, öğrenci sayısındaki azalma nedeniyle şubelerin birleştirilmesi ve öğrencisi kalmayan şubelerin kapatılmasının sınıf mevcutlarını artırabileceğini savundu.
Sendikaya göre bu uygulamalar öğretmenin öğrenciye ayırdığı zamanı azaltırken yeni norm kadro fazlalıkları da yaratabilir. Eğitim hizmetinde temel ölçütün ekonomik doluluk değil, kamusal yarar, eğitime erişim ve öğrencinin üstün yararı olması gerektiği belirtildi.
MEB-İMES ve veri giriş yüküne tepki
Genelgenin MEB-İMES mobil uygulamasını “aktif, düzenli ve zorunlu” kullanıma yönelik hükmünü de eleştiren Eğitim-İş, koordinatör öğretmenlerden istenen “kesintisiz” izlemenin çalışma koşulları açısından belirsizlik yarattığını belirtti.
Sendika ayrıca öğrencilerin gelişim raporlarının düzenli olarak e-Okul sistemine işlenmesinin öğretmenlerin bürokratik yükünü artırdığını savundu. Kalabalık sınıflarda her öğrenci ve öğrenme alanı için düzenli veri girişinin öğretmenin ders hazırlığı ve öğrencilerle bireysel ilgilenmesine ayıracağı zamanı azaltacağı ifade edildi.
Öğrencilerin fiziksel verileri için “mahremiyet” uyarısı
Genelgede ortaokul ve lise öğrencilerinin yılda iki kez fiziksel uygunluk ölçümlerinin yapılması ve sonuçların e-Okul sistemine girilmesinin istenmesine de değinen Eğitim-İş, boy, kilo, dayanıklılık ve esneklik gibi verilerin sağlıkla ilişkili kişisel veriler olduğunu belirtti.
Sendika, bu ölçümlerin öğrencilerin mahremiyetini koruyacak koşullarda yapılması gerektiğini savunarak okullarda revir ve uzman sağlık personeli bulunması, ayrıca düzenli sağlık taramalarının yapılması çağrısında bulundu.
“Sorun öğretmenin ne giydiği değil, geçinememesi”
Açıklamada, Bakanlığın öğretmenin kıyafeti, telefonu ve dijital uygulama kullanımına yönelik denetimlerden vazgeçmesi gerektiği belirtilirken, eğitimin temel sorunlarının öğretmenlerin ekonomik ve çalışma koşulları olduğu vurgulandı.
Eğitim-İş, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, kalabalık sınıflar, okulların personel eksiklikleri, artan bürokratik yük ve eğitimde eşitsizlik gibi sorunlara dikkat çekti.
Eğitim-İş'ten Bakanlığa 8 talep
Sendika, Millî Eğitim Bakanlığı’ndan aralarında önlük zorunluluğunun kaldırılması, norm kadro fazlası öğretmenlerin atamalarında tercih ve itiraz güvencelerinin korunması, öğretmenlerin başka alanlarda görevlendirilmesine ilişkin belirsiz hükmün geri çekilmesi, MEB-İMES dayatmasından vazgeçilmesi ve öğretmenlerin katılımıyla düzenleme yapılmasının da bulunduğu sekiz talepte bulundu.
“Hukuksuz dayatmaları yargıya taşıyacağız”
Eğitim-İş, 2026/70 sayılı Genelge'nin özellikle öğretmenlere önlük zorunluluğu getiren 23. maddesi ile norm kadro fazlası öğretmenlerin “herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” atanmasını ve “diğer alanlarda” görevlendirilmesini öngören 43. maddesini yargıya taşıyacağını açıkladı.
Sendika ayrıca daha önce yargıya taşıdığı MEB-İMES uygulamasının da takipçisi olacağını bildirdi. Açıklama, “Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” ifadeleriyle sona erdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Eğitim-İş: “Genelgeyle hukuk yaratılamaz, öğretmen talimatla yönetilemez”
Eğitim-İş, MEB'in 2026/70 sayılı genelgesine tepki gösterdi. Önlük zorunluluğu, norm fazlası atamaları ve alan dışı görevlendirmelere itiraz eden sendika, hukuka aykırı bulduğu düzenlemeleri yargıya taşıyacağını açıkladı.
Eğitim-İş, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi’ne tepki gösterdi. Genelgenin öğretmenler üzerindeki denetimi artırdığını ve üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler getirdiğini savunan Eğitim-İş, özellikle önlük zorunluluğu, norm kadro fazlası öğretmenlerin atamaları ve öğretmenlerin farklı alanlarda görevlendirilmesi düzenlemelerine itiraz etti.
Eğitim-İş tarafından yapılan açıklamada, eğitim sisteminin temel sorunlarının çözülmesi yerine öğretmenin kıyafetinden telefon kullanımına, dijital platformlardan görev yapacağı okula kadar genişleyen bir müdahale ve denetim düzeni oluşturulduğu belirtildi.
“Genelge, kanun ve yönetmeliğin üzerinde değildir”
Genelgenin bazı maddelerinin üst hukuk normlarında bulunmayan yeni yükümlülükler yarattığını belirten Eğitim-İş, genelgelerin kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasını açıklayabileceğini ancak bunların sınırlarını genişletemeyeceğini savundu.
Açıklamada, “Üst hukuk normlarında olmayan bir yükümlülük genelgeyle yaratılamaz; yönetmelikle tanınan hak ve güvenceler genelgeyle ortadan kaldırılamaz” ifadelerine yer verildi.
“Okullar siyasi politikaların propaganda alanı değildir”
Genelgede yer alan “Türkiye Yüzyılı” vizyonu ve “millî duruş” vurgularına da tepki gösteren Eğitim-İş, eğitim süreçlerinin güncel siyasi politikaların taşıyıcısı hâline getirilmemesi gerektiğini belirtti.
Öğretmenin görevinin öğrenciye ne düşüneceğini söylemek değil, nasıl düşüneceğini öğretmek olduğunu ifade eden sendika, öğretmenlerin güncel siyasi süreçlerin anlatıcısı veya propagandisti durumuna getirilemeyeceğini kaydetti.
“Öğretmene genelgeyle önlük zorunluluğu getirilemez”
Eğitim-İş’in en önemli itirazlarından biri ise genelgenin 23. maddesinde yer alan önlük düzenlemesi oldu.
Sendika, öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getiren kanun veya yönetmelik hükmünün bulunmadığını savunarak, üst mevzuatta yer almayan yeni bir kıyafet yükümlülüğünün genelgeyle getirilemeyeceğini belirtti.
Açıklamada, 2023/28 sayılı Genelgede önlük kullanımının yalnızca teşvik edildiği ve dönemin Millî Eğitim Bakanı tarafından uygulamanın zorunlu olmadığının açıklandığı hatırlatıldı.
Norm fazlası öğretmenler için atama tepkisi
Genelgenin 43. maddesinde norm kadro fazlası öğretmenlerin “herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” ihtiyaç bulunan eğitim kurumlarına atanmasının öngörülmesine de itiraz eden Eğitim-İş, bu düzenlemenin öğretmenleri eğitim-öğretim yılı boyunca sürekli atanma baskısı altında bırakabileceğini ileri sürdü.
Sendika; ihtiyaç listelerinin ilan edilmesi, öğretmenlere tercih hakkı tanınması, hizmet puanının dikkate alınması, aile birliği ve diğer mazeretlerin gözetilmesi ile tebligat ve itiraz haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
“Öğretmenler bir branştan diğerine aktarılacak yedek personel değildir”
Eğitim-İş, norm kadro fazlası öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisi’nde eğitime alınarak ihtiyaç bulunan “diğer alanlarda” görevlendirilebilmesine ilişkin düzenlemeyi de eleştirdi.
Açıklamada, hangi alanların kastedildiği, öğretmenin rızasının alınıp alınmayacağı, görevlendirmenin geçici veya sürekli olup olmayacağı, öğretmenin alan yeterliliğinin nasıl belirleneceği ve özlük haklarının nasıl korunacağı gibi konuların belirsiz bırakıldığı ifade edildi.
Sendika, öğretmenlerin bir okuldan başka bir okula, bir ilçeden diğerine veya bir branştan başka bir branşa aktarılabilecek “yedek personel” olarak görülmesini kabul etmediğini bildirdi.
“Tam kapasite anlayışı eğitimsel niteliğin önüne geçmemeli”
Genelgede okul ve derslik kapasitelerinin tam kullanılmasına yönelik düzenlemeye de tepki gösteren Eğitim-İş, öğrenci sayısındaki azalma nedeniyle şubelerin birleştirilmesi ve öğrencisi kalmayan şubelerin kapatılmasının sınıf mevcutlarını artırabileceğini savundu.
Sendikaya göre bu uygulamalar öğretmenin öğrenciye ayırdığı zamanı azaltırken yeni norm kadro fazlalıkları da yaratabilir. Eğitim hizmetinde temel ölçütün ekonomik doluluk değil, kamusal yarar, eğitime erişim ve öğrencinin üstün yararı olması gerektiği belirtildi.
MEB-İMES ve veri giriş yüküne tepki
Genelgenin MEB-İMES mobil uygulamasını “aktif, düzenli ve zorunlu” kullanıma yönelik hükmünü de eleştiren Eğitim-İş, koordinatör öğretmenlerden istenen “kesintisiz” izlemenin çalışma koşulları açısından belirsizlik yarattığını belirtti.
Sendika ayrıca öğrencilerin gelişim raporlarının düzenli olarak e-Okul sistemine işlenmesinin öğretmenlerin bürokratik yükünü artırdığını savundu. Kalabalık sınıflarda her öğrenci ve öğrenme alanı için düzenli veri girişinin öğretmenin ders hazırlığı ve öğrencilerle bireysel ilgilenmesine ayıracağı zamanı azaltacağı ifade edildi.
Öğrencilerin fiziksel verileri için “mahremiyet” uyarısı
Genelgede ortaokul ve lise öğrencilerinin yılda iki kez fiziksel uygunluk ölçümlerinin yapılması ve sonuçların e-Okul sistemine girilmesinin istenmesine de değinen Eğitim-İş, boy, kilo, dayanıklılık ve esneklik gibi verilerin sağlıkla ilişkili kişisel veriler olduğunu belirtti.
Sendika, bu ölçümlerin öğrencilerin mahremiyetini koruyacak koşullarda yapılması gerektiğini savunarak okullarda revir ve uzman sağlık personeli bulunması, ayrıca düzenli sağlık taramalarının yapılması çağrısında bulundu.
“Sorun öğretmenin ne giydiği değil, geçinememesi”
Açıklamada, Bakanlığın öğretmenin kıyafeti, telefonu ve dijital uygulama kullanımına yönelik denetimlerden vazgeçmesi gerektiği belirtilirken, eğitimin temel sorunlarının öğretmenlerin ekonomik ve çalışma koşulları olduğu vurgulandı.
Eğitim-İş, öğretmen açığı, ücretli öğretmenlik, kalabalık sınıflar, okulların personel eksiklikleri, artan bürokratik yük ve eğitimde eşitsizlik gibi sorunlara dikkat çekti.
Eğitim-İş'ten Bakanlığa 8 talep
Sendika, Millî Eğitim Bakanlığı’ndan aralarında önlük zorunluluğunun kaldırılması, norm kadro fazlası öğretmenlerin atamalarında tercih ve itiraz güvencelerinin korunması, öğretmenlerin başka alanlarda görevlendirilmesine ilişkin belirsiz hükmün geri çekilmesi, MEB-İMES dayatmasından vazgeçilmesi ve öğretmenlerin katılımıyla düzenleme yapılmasının da bulunduğu sekiz talepte bulundu.
“Hukuksuz dayatmaları yargıya taşıyacağız”
Eğitim-İş, 2026/70 sayılı Genelge'nin özellikle öğretmenlere önlük zorunluluğu getiren 23. maddesi ile norm kadro fazlası öğretmenlerin “herhangi bir takvime bağlı olmaksızın” atanmasını ve “diğer alanlarda” görevlendirilmesini öngören 43. maddesini yargıya taşıyacağını açıkladı.
Sendika ayrıca daha önce yargıya taşıdığı MEB-İMES uygulamasının da takipçisi olacağını bildirdi. Açıklama, “Genelge, yönetmeliğin üzerinde değildir. Bakanlık, hukukun üzerinde değildir” ifadeleriyle sona erdi.
En Çok Okunan Haberler