SON DAKİKA
Hava Durumu

Artvin'i yok edecek tehlike; Madencilik

Artvin halkı, ekonomik, ekolojik ve sosyal sebeplerden dolayı yıllardır kentte madene karşı mücadelesini sürdürürken kentin toplam alanının yüzde 71’i madene ruhsatlı. Dr. Oğuz Kurdoğlu, kentte neden madencilik yapılmaması gerektiğini anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 01.10.2022 11:09
Haber Güncellenme Tarihi: 01.10.2022 12:24
https://www.bursaport.com
Artvin'i yok edecek tehlike; Madencilik

PELİN AKDEMİR / BURSAPORT

Ayakları denizde, başı gökyüzünde ‘göğe komşu topraklar’ denir Artvin’e. Coğrafyası, doğal varlıkları, kültürü ile özel bir mekandır. Bu özel mekân varsıllıklarıyla şanslı olduğu kadar artan taleplerle yok olma tehlikesiyle karşılaşıyor. Madencilik, HES’ler, turizm, orman kesimi… Bursa Artvin Çevre Platformu’nun (BAÇEP) düzenlediği ‘Ateşin düştüğü ev: Artvin’ adlı etkinlikte Dr. Oğuz Kurdoğlu, Bursa’da yaptığı sunumda önce Artvin’in önemini, ardından da bölge halkının tedirginliğini dile getirerek ‘Neden Artvin’de madene karşıyız?’ sorusunu açıkladı.

ARTVİN NEDEN ÖNEMLİ?

Dünyadaki 34 sıcak nokta korunması gereken türlerin yaklaşık yüzde 50’sini içeriyor. Korunma statüsünde olması gereken sıcak noktaların en yoğun olduğu noktada Artvin’in olduğu bölgede bulunuyor. Buzul çağından itibaren yok olmadan günümüze ulaşan relikt bitkinin yoğun olduğu yerlerden biri Artvin. Artvin’de 190’ı sadece kente özgü 2 bin 730 bitki türü var. 201 kelebek türüne ev sahipliği yapan Yusufeli, 28 Avrupa ülkesinin kelebek türü sayısından daha çok kelebek türüne sahip. 2016’da Dünya Kuşları Koruma Kurumu tarafından dünyadaki 422 tehlike altındaki önemli kuş alanından biri olarak Artvin seçilmiş. Artvin’den bazen bir milyon 280 bin yırtıcı kuş geçiyor. Yüzde 86’sı kayalık alanlardan, yüzde 9’u tarım alanlarından oluşuyor. 400 bin hektarlık alan Orman Bakanlığı’nın mülkiyetinde.

Artvin’i tehlikeye sokan unsurlar ise saymakla bitmiyor. Madencilik, HES’ler, barajlar, yeşil yol, biyokütle santralleri, plansız kentleşme, plansız turizm yatırımları, orman tahribi, dere ıslahı, iklim krizi ve kuraklık, ÇED aldatmacası, demokratik denetleme mekanizmalarının yok edilmesi…

Dr. Oğuz Kurdoğlu

MERA VE TARIM ALANLARININ YARISINDAN FAZLASI MADENE RUHSATLI

“Her kültür yaşadığı, oluştuğu yerdeki doğal varlıklardan kaynağını alır” diyen Kurdoğlu, Tema Vakfı’nın hazırladığı kentteki madene ruhsatlı alanları aktardı. Sadece Artvin için ilçe bazında madencilik faaliyetleri haritalandırıldı. Ardanuç’un yüzde 51’i, Arhavi’nin yüzde 80’i, Borçka’nın yüzde 72’si, Hopa2nın yüzde 86’sı, Kemalpaşa’nın yüzde 48’si, il merkezinin yüzde 92’si, Murgul’un yüzde 92’si, Şavşat’ın yüzde 46’sı, Yusufeli’nin yüzde 75’i madene ruhsatlı. Meralarının yüzde 54’ü, tarım alanının yaklaşık yüzde 47’si, korunan alanlarının yüzde 47’si, orman alanlarının yüzde 49’u, toplam alanın yüzde 71’i madene ruhsatlı. Kurdoğlu, ilçe belediye başkanlarından maden haritalarını kendi ilçelerine billboardlarda asmalarını istediklerini, fakat başkanların bunu henüz yapmadıklarını kaydetti.

Doğayı zarar verici faaliyetlerden koruması gerekenin Çevre Etki Değerlendirme raporunun olması gerektiğini ifade eden Kurdoğlu, “Türkiye’de 1993’den bu yana ÇED yönetmeliği 20 kere değişti. 1993-2021 yılları arasında 69 bin 158 ÇED gerekli değil raporu verilmiş, sadece 63 tanesine olumsuz cevap verilmiş. ÇED raporlarında, her değişiklikte yatırımlar için yeni kolaylıklar getiriliyor. Avrupa Birliği ilerleme raporlarına baktığınızda bu konuyla ilgili birçok sorunla karşılaşıyorsunuz” dedi.

ARTVİN’DE MADENCİLİK NASIL BAŞLADI?

1985 yılının mart ayında yayınlanan Jeoloji Etüt raporunda Jeoloji Yüksek Mühendisi Osman Çağlar tarafından Kafkasör yöresi için 960 metre sondaj önerdi. Ertesi yıl Jeoloji Yüksek Mühendisi İsmail Hakkı Güven, sondaj çalışmaları sonrasında ekonomik olabilecek maden yatağı tespit edilemediğini yazdı. Sondaj önerisinde bulunan mühendisin eniştesinin bölgede maden arama ruhsatını almasıyla Artvin’de madencilik başladı. Arama ruhsatını alan kişi, Kanadalı şirket Cominco’ya verdi. Kurdoğlu, o dönem maden çalışmalarının durdurulmaya çalışıldığını anlattı:

“Bölge, Milli Park ilan edilmeden önce gömleğe pens atılır gibi pens atıldı ve koruma alanı dışına çıkarıldı. Sonrasında olay açığa çıkınca bölge Milli Park olarak ilan edildi. Maden Tetkik ve Arama ekibi sondajlarda bulamadı, Cominco geldi ilk sondajda altını, bakırı buldu. Karşı tarafta da Murgul’un Tiryal Gölü var. Burada Doğu Karadeniz’de bulunan beş orman gölünün beşi de var. Böcek yiyen bitkiler var. Madenciler, buranın suyunu boşaltıp sondaj yapmaya kalktılar. Yeşil Artvin Derneği’nin çabası ile durduruldu.”

Tiryal Gölü'nde sondaj çalışması

TÜRKİYE’DE İLK KEZ BİR MADEN RUHSATI İPTAL EDİLDİ

Cerattepe’de 2008’de yürütmeyi durdurma kararı verildi. “Cuma günü yürütmeyi durdurma verildiğini duyduk. Hafta sonu binlerce orman kesildi” diyen Kurdoğlu, Türkiye ilk kez bir maden şirketinin 2012’de ruhsatının iptal edildiğini belirtti. Artvin’de ormanlar kenti koruyan pozisyonda. Burada herhangi bir faaliyetin oluşturacağı bütün atıklar kentten geçmek zorunda. “Dağ düşerse şehir de düşer” sözüyle açıklayan Kurdoğlu, “Çünkü burası heyelan alanı. MTA raporunda; ‘Cerattepe’deki madenin işletilmesi durumunda oluşacak yapay titreşimlerin (patlatma) bu bölgedeki heyelanları etkilemesi doğaldır’ diyor. Bir olasılıktan bahsetmiyor, ‘doğaldır’ diyor” ifadelerini kullandı.

‘MADENE KARŞI ALGIYI DEĞİŞTİRMEK İÇİN RESMİ TERS BASTILAR’

Artvin Bakır Maden İşletmeleri tarafından hazırlanan Cerattepe Yeraltı Bakır Madeni broşüründe yer alan resimlerin algıda değişiklik yapmak için bilerek yanlış kullandığına değinen Kurdoğlu, şöyle devam etti: “Resimde heyelan kente değil de ters yöne akıyormuş gibi gösteriliyor. Ama Artvin’in yüksek tarafı yukarda, kent aşağıda. İnsanlara bu algıyı vermek için sayfayı ters bastılar. Sayfayı düzelttiğimizde heyelanların kente doğru geldiğini görüyoruz. Madencilerin söylediği hiçbir şeye inanmadığımızı söylüyoruz. Bunda bile numara yapan adamın burayı kirletmeyeceğine nasıl inanalım?”

‘YANLIŞA İTİRAZI BERTARAF EDECEK YENİ MEKANİZMALAR OLUŞTURULUYOR’

Madenciliğe neden karşı olunur? Ekonomik, ekolojik, sosyal sebepleri var. Çıkan varsıllığın büyük çoğunluğu yurtdışına gidiyor. Bunu yasalarla garanti altına almışız. “Madenciliğe karşı değiliz, madencilik yapılırken nelere karşı olduğumuzu söylüyoruz” diyor Kurdoğlu ve ekliyor:

“Yanlışa itiraz ettiğimiz zaman bu itirazı bertaraf edecek yeni bir mekanizma oluşturuluyor. Bir demokratik toplumda sivil toplum her an denetleme imkanına sahip olmalıdır. Milli Parklar gibi korunan alanların da koruma statüleri düşürülüyor.”

Madenciliğin hiç yapılmaması gereken yerlerden Artvin. Kurdoğlu, Papua Yeni Girne, Lefke, İspanya, Balıkesir, Kütahya’yı örnek göstererek madenciliğin kente vereceği ekolojik sebepleri şöyle sıraladı; Toplulukları yerinden edebilir, içme suyunu kirletebilir, işçilere zarar verebilir, bozulmamış ortamları yok edebilir, su ve toprağı cıva ve siyanür ile kirletir, insanların ve ekosistemlerin sağlığını tehlikeye atar. Madenciliğin oluşturacağı sorunlar ise şöyle; erozyon, ormansızlaşma, biyoçeşitlilik kaybı, su kaynaklarının kullanımı, baraj nehirleri ve göllenmiş sular, atık su bertarafı, asit madeni drenajı, toprak ve yüzey suyunun kirlenmesi. Bunların hepsi yerel sağlık sorunlarına yol açabilir.

Sosyal etkilerden sadece bir örnek; Murgul’da balın rekoltesinin toz yüzünden 18 tondan 8 tona düşmesi. O zaman 80 liraya satılan bal, kalitesi düştüğü için 30 liraya müşteri bulamadı. Toz çiçeklerde tozlanmayı azaltıyor, böylece çiçek verimini de engelliyor.

‘EKOLOJİK OLMAYAN YATIRIMLARIN EKONOMİK OLAMAYACAĞI KABUL EDİLMELİ’

Orman Bakanlığı, maden sahalarının rehabilite edileceğini söylüyor. Kurdoğlu’nun bu söyleme cevabı: “Ama metalik madenlerin rehabilite edildiği bir tane saha gösteremeyiz” oldu. Kurdoğlu, maden sahalarındaki asit tehlikesine de dikkat çekti. Milyarlarca sene suyla hiç temas etmemiş kayaçlar, maden faaliyeti sırasında suyla temas ettiği zaman sürekli asit oluşturur ve sızma meydana gelir. Amerika’da 800 atık barajının 700’ü sızdırmıştır. Bütün atık barajlardan sonra bir de küçük sızdırma barajları yapılır. Kafkasör’de madenin bıraktığı pasaların nereye gittiğini Kurdoğlu, şöyle açıklıyor: “Güney galeriden çıkan pasa Milli Parkın kıyısında depolanıyor. Kimsenin umurunda değil. Buradan aşağıya koyuveriyorlar.” Bilirkişi raporunda, kazılardan çıkacak pasa miktarının dikkate alınmadığı ve pasanın nerede depolanacağının ÇED raporunda belirtilmediği yazıyor.

Maden pasasının boşaltıldığı alan

“Ekolojik olmayan bir yatırımın uzun vadede ekonomik olamayacağı gerçeği kabul edilmelidir” diyen Kurdoğlu, “İnsan yaşamını doğrudan ilgilendiren bölüm yeryüzünde. Yeraltındakiler olmazsa da olabilecek şeyler. Özellikle altın” dedi. Kurdoğlu, “Madenci buradan gittikten sonra geriye ne kalacak?” sorusunu ise fotoğraflarla yanıtlıyor.

Madencilerden geriye kalan alan

Yusufeli / Esendal

Murgul; arıtılmadan dereye bırakılan ağır metallerle yüklü akıntı

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.