Şehir takımı FK’yi yendi ya da futbolun ‘ayak oyunları’

Bursaport yazarı Özcan Yazıcı, 1-0 yeşil beyazlıların galibiyeti ile biten Bursaspor-Ağrı FK maçını yorumladı.

Haber Giriş Tarihi: 15.08.2026 23:40
Haber Güncellenme Tarihi: 16.08.2026 00:12
https://www.bursaport.com

ÖZCAN YAZICI

Vay canına, “Burası Basın tribünü değil, THY’nin Bursa-Iğdır uçak kokpiti” duygusu yaşatan sandalyeme oturduğumda, bu kadar yüksek bir yerden izlemenin, olacaklara hâkim olmak için en iyi yer olduğunu çabucak anladım.

Yıllarca oğlumla taraftarlar arasında hoplaya zıplaya maç izlerken, vakur ve ağırbaşlı bir makamın hakkını elbette fazlasıyla verdim!

Mekânın yeni konuğunu hoş sohbetleriyle karşılayan ve eşlik eden, tüm dostlara selam olsun!

Evet, aynı zamanda taraftarım, ama bilin ki “oyunu” izlerken de, yazının başına oturduğumda da “aklın, vicdanın, adaletin” tarafındayım.

Ve hâlâ çok safım!

Milyonlarca dolar ve euroların havada uçuştuğu ve “modern futbol” diye yutturulan “mavi hapın” tarafında değilim…

Tüm “duygularımızın” birer “ürün” haline getirildiği, satın alınarak “tüketilen” ve tüketildikçe “kimlik kazanan” bir “futbol kültürünü” anlayamıyor, uyum sağlayamıyorum ve dahi bunu reddediyorum.

Israrla, “acı verici ve zorlayıcı gerçeklerle yüzleşmeyi, özgürlüğü, cehaletin konforunu terk etmeyi ve uyanışı”, yani “kırmızı hapı” tercih ediyorum…

“Vur, kır, parçala, bu maçı kazan” diyemiyorum!

Öylesine safım yani!

FUTBOL; ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR

Kısmet bugüneymiş ve yıllar sonra yeni stadın basın tirübününden milyonları peşine takan “ayak topunun ve oyununun” bize nasıl bir hikâye sunacağını izlemeye başladım.

Adı Trendyol 1. Lig, ama yukarıdan ve aşağıdan gelenlerle Süper Lig havasıyla eda edileceği anlaşılan bir lig izleyecek olmanın heyecanı ve merakıyla olacaklara şahitlik etmeye hazırım.

Motivasyonum ve kararlılığım tam; eğer ciddi bir manim çıkmazsa özellikle Bursaspor’un iç sahadaki tüm maçlarını izleyip kendi penceremden görünenleri sizinle paylaşacağım.

Açık söyleyeyim, benden “teknik-taktik” yazıları beklemeyin…

Onları tüm ayrıntılara hakimiyeti olan profesyonel spor muhabiri ve yorum yazarı meslektaşlarımın yazılarından/haberlerinden takip edebilirsiniz.

Benim tercihim “dikine bir yazı taktiği” ve bam bam bam…

Hangi diziliş ve formasyonla oynanacağını, geçiş oyunlarını, hangi oyuncunun hangi taktik plana uygun olduğunu okumak istiyorsanız, o kişi ben değilim!

Elbette birtakım bilgilerim var, ama size kanaat bildirme hadsizliğine düşmeyeceğim!

Ben “futbol, asla sadece futbol değildir” zaviyesinden bakacak, sahanın içinde ve dışında olanların hayatımızdaki izdüşümüne odaklanacağım.

“Oyunun” bu tarafını da görmek isterseniz, burada olacağım.

Arada, haddimi aşıp, bir iki futbolcuya sallar, teknik direktöre had bildirmeye kalkar, yönetime istikamet vermeye çalışırsam, ehh işte, kulağımı çeker, idare edersiniz hani!

Lafı da, girizgahı da fazla uzatmadan dönelim mevzulara…

YİNE, YENİDEN, BİR PROJE TAKIMI DAHA

Alagöz Holding Iğdır FK bir proje takımı…

Tıpkı geçen hafta Bursaspor’un yendiği Bodrum FK gibi…

Bilmeyenler için kısa bir anımsatma…

2020-2021 sezonunda 76 Iğdır Belediyespor adıyla mücadele ettiği Bölgesel Amatör Lig’te şampiyon olunca profesyonel lige yükseldi.

Bu dönemde Cantürk Alagöz yönetimi devraldı ve kulübün adı Iğdır Futbol Kulübü olarak değiştirildi.

Paralar akmaya başlayınca “projenin hızlı yükselişi” de başladı.

2021-2022 sezonunda İskenderunspor’a penaltılarla elelince 2. Lig’te terfi bir sonraki sezona kaldı.

2023-2024 sezonunda play-off finalinde 1461 Trabzon FK'yı 1-0 mağlup ederek TFF 1. Lig’e yükseldi.

2024-2025 sezonunda ise play-off finalinde Fatih Karagümrük’e yenilerek Süper Lig kapısından döndü.

4-5 yılda BAL’dan Süper Lig’e uzanan rüya hikâye de proje de yarım kaldı…

8 yılda 5. Lig'den Bundesliga’ya (2000-2008) uzanan Bir TSG 1899 Hoffenheim (Almanya) hikayesindeki gibi “Patron sermayesiyle zirveye uzanan” benzer bir hikâyenin kıyısından döndü.

Kentinin ruhundan çok sermayenin kuvvetinden güç alan, proje takımlarının etrafımızı sardığı bu ayak oyununda geçen sezonu 13. Sırada bitirerek Süper Lig hedefini boş geçen Iğdır FK, şansını bu yıl da deneyecek gibi gözüküyor.

Ama yükselmek istediği makama talipli olan “aynı kulvarda” başka rakipleri de var…

Manisa FK, Bodrum FK, Esenler Erokspor (AŞ), Keçiörengücü (AŞ), Bandırmaspor (AŞ), Boluspor (AŞ), Ümraniyespor (AŞ), Fatih Karagümrük (AŞ), İstanbulspor (AŞ)…

Say say bitmiyor!

Milyonlarca dolar ya da euro’nun döndüğü bir futbol ekosisteminde kimileri bu topraklarda kimileri de Acun Ilıcalı gibi Premier Lig’te “yatırımcı, girişimci” babında şansını deniyor.

SAMSUNSPOR İLE ALTINORDU ARASINDAKİ MESAFE

Ama sermayenin planıyla takımların ve taraftarların ruhu her zaman aynı kalpte buluşmuyor. Şampiyonluk şarkıları söylemek isteyen taraftarın hayaliyle bire aldığını beşe hemen satan yatırımcı ve girişimci başkanın hayalleri her zaman aynı kalpte yer bulamıyor.

Örnek mi?

Göztepe…

Örnek mi?

İşte Samsunspor…

2018’de kayyuma devredilme aşamasındayken kulübü devralan ve Samsunspor Futbol Kulübü A.Ş.’yi kuran Yüksel Yıldırım’a bakın…

Futbolcu alıyor, satıyor; ticaretini güzel yapıyor…

Dili de oldukça sivri; sağa sola ayar vermekten de geri durmuyor.

Parasını konuştururken sonra geriye dönüp Samsun kentinde yaşayanlara, üst düzey bürokrasi ve kentin diğer ahalisini “takımı yalnız bırakmakla” eliştiriyor, hatta suçluyor.

Yahu sen bir taraftarın hayalini, umudunun ticaretini yapıyorsun ve bunları yaparken kimseye hesap vermiyorsun.

Bir Premier Lig havası estirmenize gerek yok…

Futbola olan safiyane sevgimizin ve tutkumuzun etrafının sarıldığının, Süper Lig ve 1. Lig’in AŞ’lerle doldurulduğunun farkında mısınız?

Taraftarı, ruhu, hatta stadı dahi olmayan proje takımlarının “ayak oyunlarıyla” bu oyundan keyif almaya, mana çıkarmaya çalışıyoruz!

Hâlâ…

Bursaspor’un bu yılki en büyük rakiplerine bakın: Fatih Karagümrük, Esenler Erokspor, Alagöz Holding Iğdır FK, İstanbulspor…

Şu an 1. Lig’te bildiğim kadarıyla Bursaspor dışında bir şirket ya da şirketler grubunun doğrudan sahiplik ve yönetiminde ya da yine bir şirketin ana sponsorluğu ve yönetiminde olmayan bir başka kulüp yok.

Yani anlayacağınız Bursaspor, sermayenin gücüyle (proje takımlarıyla) yarışıyor.

Bursaspor’un en büyük sermayesi ise taraftarı, kentinin ruhu, futbola olan tutkusu…

Şimdi tüm bu olan bitenlere bakınca üç yıl önce ne büyük badireden dönülmüş; BAL’a doğru giderken birtakım çevrelerin FK ve AŞ hayallerinin suya düşmüş olması ne büyük şans…

Eğer hala bazı güzellemelerle bu hayalleri kuranlar varsa, tez zamanda zeval olurlar umarım!

Ha, maç mı ne oldu?

Şehir takımı, FK’yı yendi.

Sakın Iğdır’lı kardeşlerimiz alınmasın, ola ki Süper Lig’e çıkarlarsa başlarına gelecek olanı Yüksel Yıldırım’a bakıp anlasınlar.

Adana Demirspor’a, Adanaspor’a, bir zamanların İstanbulspor’una baksınlar!

Eğer bunlar sizi yeterince ikna etmediyse Altınordu FK’nın dramını incelesinler ve “patron” Seyit Mehmet Özkan’ın bu yıl takımın kapısına kilit vurup, Türkiye’nin en köklü kulüplerinden birisini nasıl bir mahalle futbol akademisine dönüştürdüğünü anlasınlar!

Bir gün yatırımcılarının başına bir şey gelirse, ya da en hafifinden kızıp, küserse rüyadan kabusa kolayca geçildiğini görsünler!

Mario Bolatelli ile caka satarken, iki yıl içinde “o eski halimden eser yok şimdi” şarkısını söylemeye geçmenin yolculuğunu iyi kavrasınlar…

Keza…

“Futbol, asla sadece futbol değildir”…

Bekle bizi Fatih Karagümrük FK!

Sana da iki çift lafımız var!