
Mutlak butlan kararıyla CHP yönetimine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki Merkez Yönetim Kurulu (MYK), bugün gerçekleştirdiği toplantının ardından ilk kapsamlı açıklamalarını yaptı. CHP Sözcüsü Müslim Sarı, parti içindeki yetki tartışmaları sürerken gelecek hafta salı günü TBMM'de CHP Grup Toplantısı düzenleneceğini ve Kılıçdaroğlu'nun toplantıya genel başkan sıfatıyla katılacağını açıkladı.
CHP'de mahkemenin kurultaya ilişkin verdiği mutlak butlan kararının ardından parti yönetimi üzerindeki tartışmalar sürerken, Kılıçdaroğlu yönetimi hem Meclis grubuna hem de parti örgütlerine ilişkin yeni adımlar hazırlıyor. MYK toplantısının ardından konuşan Sarı, grup toplantısının yapılması konusunda "siyasal kararlılıklarının sürdüğünü" belirtirken, parti içindeki tartışmalar ve disiplin süreçlerine ilişkin de dikkat çeken mesajlar verdi.
Sarı, daha önce alınan ihraç kararlarının yeniden değerlendirileceğini ancak bunun toplu bir af anlamına gelmediğini söyledi. Parti içinde "arınma" sürecini işleteceklerini belirten Sarı, CHP'nin kurumsal kimliğine zarar verdiğini düşündükleri çıkışları takip ettiklerini ifade ederek, "Her şeyi izliyoruz, not ediyoruz" dedi.
Sarı'nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Onun dışında biliyorsunuz salı günü bir grup toplantımız var. Bu grup toplantımıza da Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan sıfatıyla katılacak. Dolayısıyla salı günü bu toplantıyı yapacağız biz. Bu konudaki siyasal kararlılığımız da aynen devam ediyor. Bununla ilgili hukuki tartışmalara girmek istemiyorum ama bir siyasi bakış açısı olarak bu toplantıyı yapacağımızı bir kez daha huzurunuzda dile getirmek istiyorum. Onun dışında parti örgütlerimize dönük, belediye başkanlarımıza dönük yapacağımız çalışmalarla ilgili arkadaşlarımız kendi fikirlerini dile getirdi. Önümüzdeki dönem hem örgüt çalışmalarımız hem belediye başkanlarımızla ilgili komisyonlar, komiteler oluşturulacak ve bu çerçevede de bir yol haritası süreci işlettik. Bununla ilgili karşılıklı görüş alışverişlerinde de bulunduk"
İHRAÇLARIN GERİ ALINMASI MESELESİ
Sarı bir gazetecinin "YDK ilk toplantısında daha önce yani 38. olan kurultaydan sonra partiden bir şekilde ihraç edilmiş olan kişilerin partiye yeniden alınması, daha doğrusu aslında o ihraç kararlarının yok sayılması yönünde MYK’ya bir tavsiye kararında bulunmuştu. O geldi mi gündeme? Tavsiye kararını değerlendirdiniz mi? Bir karar aldınız mı bununla ilgili? Bu ihraçların geri alınması meselesi nasıl yürüyecek? " sorusunu ise şöyle yanıtladı:
"Bu konuyla ilgili kamuoyunda yanlış bir algı var, onu düzeltmek isterim. Yani sanki şöyle bir şey algılandı: YDK toplandı ve önceki yönetimde alınmış olan ihraç kararlarını ortadan kaldırdı ve yok saydı; ve bunları böyle kümülatif bir biçimde artık bu ihraç edilmiş olan arkadaşlarımızın hepsi otomatik olarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne yeniden geldiler biçiminde bir yanlış anlama var, onu düzeltelim. Şimdi bu ilke, bir ilke kararı aldı YDK ve ilke olarak şunu söylüyor aslında: Diyor ki bir mutlak butlanla hükümsüz hale gelmiş olan bir kurulun almış olduğu kararların da ilke olarak yok hükmünde sayılması gerekir ama bu konuyla ilgili değerlendirmeyi ve bu dosyaları yeniden almayı -bir kümülatif bütün dosyaları kabul etmek biçiminde değil ama- kümülatif olarak yeniden ele alma konusunda bir tavsiyede bulundu. Bunu biz önümüzdeki günlerde değerlendireceğiz ama dosya dosya değerlendireceğiz. Neticede burada bizim de kabul edemeyeceğimiz bazı ihraçlar olmuşsa o ihraç mekanizmalarını işleteceğiz, aynen kabul edeceğiz; ama gerçekten haksız olduğunu düşündüğümüz birtakım değerlendirmeler yapılmışsa geçmişte, onları da haklarını iade edeceğiz."
"HER ŞEYİ İZLİYORUZ, NOT EDİYORUZ"
Sarı, Kılıçdaroğlu önderliğindeki butlan yönetiminin arınma vurgusuna ve bu sürecin nasıl yürüyeceğine dair soruya ise "kırmızı çizgilerimiz var" diyerek yanıt verdi. "Partinin kurumsal kimliğini zedeleyen çıkışlar, açıklamalar bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'ne zarar veriyor" diyen Sarı, "Bu konuyla ilgili bizim ilke kararımız var ve bu ilke kararımız çerçevesinde süreçlerimizi işleteceğiz. Her şeyi izliyoruz, not ediyoruz, onu belirtmekle yetineyim şimdilik." dedi:
"Şimdi Yüksek Disiplin Kurulu ile ilgili yani oraya gelen dosyalar, oraya gelen içerikler ve oranın gündemi tamamen onlarla ilgili bir konu. Yani biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi'nde ve aynı zamanda siyasal partilerden kaynaklı bir hüküm olarak Yüksek Disiplin Kurulu kendi içinde bağımsız özerk bir kurul. Hatta şöyle söyleyebilirim; Cumhuriyet Halk Partisi'nin bütün kurullarını ve kurumlarını temsil etme yetkisine sahipken Sayın Genel Başkan, YDK’da böyle bir yetkisi yok. Dolayısıyla onların kendi iç işleyişi ile ilgili bir süreçleri var.
Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir arınma süreci, bizim sürecimizin önemli parçalarından biri. Daha önce de ben sizinle paylaşmıştım bunu; biz bir rövanşist anlayış içinde parti içi yarışın ya da parti içi mücadelenin bir parçası gibi gördüğümüz çatışmaları, çalışmaları bunları bir disiplin konusu etmeyeceğiz, böyle bir şeyimiz yok. Yani dolayısıyla o Cumhuriyet Halk Partisi'nde hep itiraz kültürünün bir parçası olarak geçmişte hep yaşadığımız unsurlardı konulardı ve yine aynı yerde duruyoruz. Biz parti içi demokrasiyi de işletmek istiyoruz.
Ama kırmızı çizgilerimiz var. Bu kırmızı çizgilerimizi aşan uygulamaları da not ettiğimizi daha önce söylemiştim. Yani partinin kurumsal kimliğini zedeleyen çıkışlar, açıklamalar bunlar Cumhuriyet Halk Partisi'ne zarar veriyor, partinin kurumsal kimliğine zarar veriyor. Başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere bizler, partide görev almış kişiler, partide görev almamış olsa da daha önce görev almış kişilerin herkesin buna uyması gerekir. Bu konuyla ilgili bizim ilke kararımız var ve bu ilke kararımız çerçevesinde süreçlerimizi işleteceğiz. Her şeyi izliyoruz, not ediyoruz, onu belirtmekle yetineyim şimdilik."