Kılıçdaroğlu: Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına evet dediğim için pişman değilim!

"Mutlak butlan" kararıyla CHP'nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına evet dediği için pişman olmadığını, CHP'li bazı milletvekillerinin fezlekeleri Meclis'e geldiğinde de dokunulmazlıkların kaldırılmasını isteyeceğini söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 19.06.2026 21:38
Haber Güncellenme Tarihi: 19.06.2026 21:38
https://www.bursaport.com

CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Kurultayı'nın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nce iptal edilmesiyle CHP'nin başına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, "Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılmasına evet dediğim için pişman değilim. Milletvekili fezlekeleri meclise geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim" dedi.

Sözcü TV'de Senem Toluay Ilgaz’ın moderatörlüğünde; Sözcü TV Ankara Temsilcisi Aslı Kurtuluş Mutlu ve Gazeteci Barış Terkoğlu'nun sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, partide arınmayı sağlayacaklarına ilişkin sözlerini tekrarladı. Kılıçdaroğlu, "Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar." dedi.

Gazatecilerin kayyım sorusuna, "Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu?" sorusuyla yanıt veren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Siz bunu ister miydiniz? Üstelik mutlak butlan kararında sadece ben gelmiyorum. Eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden neden korkuyorlar? Hangi gerekçe ile korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partide her türlü eleştiri yapılır. Bu partinin kültüründe ciddi bir itiraz vardır. İnsanlar itirazlarını yaparlar ancak hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir. Kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır.

Eğer partiye kayyum atanırsa ben buna itiraz ederim. Ancak mutlak butlan kararı verilirse ben mecburum gitmeye çünkü partinin bütün yöneticileri, parti meclisi de göreve gelecek. Bana görev veriliyor ama onlara da görev veriliyor.

Partiyi alın, hiç kimsenin şaibe iddia edemeyeceği bir kurultay yapın deniliyor. Olay bu kadar basit."

"KARARIN ÇIKACAĞIN BİLMİYORDUM"

"Ben kararın çıkacağını bilseydim bir gün önceden böyle video yayınlar mıyım?

Ben zaten belli dönemlerde normal videolar çekiyorum. Bakın eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün bir yargıçla konuştuğumu ya da herhangi bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah CHP Genel Başkanlığını bırakıyorum. Böyle olaylar doğrudan doğruya yıpratma amacıyla ortaya atılıyor. Arınmaktan bahsediyorum videoda. Daha önce de söyledim, defalarca kez söyledim. Partinin kirlilikten arınması lazım nokta. Bugün de aynı şeyi söylüyorum. Bu parti kirliliği kabul etmez.Tarihte bize komünist dendi, faşist dendi, dinsiz parti dendi. Ancak hiçbir zaman, hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenmedi. Partinin temel özelliği ahlaki kültürünün yüksek olmasıdır. CHP'li birisi konuştuğunda herkes dikkatle dinler, çünkü bilirler ki bu kişinin ahlaki üstünlüğü vardır. Ahlak üzerinden bütün eleştiriler dikkate alınmalıdır. Parti asla kirliliği kabul etmez."

ÖZGÜR ÖZEL'İ SUÇLADI

"Erdoğan'ı her zaman eleştirdim. Özgür Bey dedi ki Erdoğan ile müzakere edeceğiz. Neyi müzakere edeceksiniz? Erdoğan ile işbirliği, diğerleri ile işbirliği yapıldığı söyleniyor. Erdoğan ile bir kişi 2 saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da partinin sorunlarını görüştük deniliyor. CHP Genel Başkanı, AKP'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor? Ey Özgür Özel sen ne görüştün, CHP'nin nelerini görüştün sen?

Hiç kimse benim ahlakımı sorgulamaz. Kocaoğlu 397 yılla yargılandı. Bir miting yaptık. Yılmaz Büyükerşen yargılandı mı? Yargılandı. belediye meselesini asla parti meselesi haline getirmedik. Bizden uzman, avukat isterseniz göndeririz ama olayı parti meselesine dönüştürmeyiz. Şimdi siz yapılan harcamaları denetleyeceksiniz. Benim dönemimde belediyeler denetleniyordu. Sayıştay gidip bakıyordu. Olamaz, olmaz.

Hazine'den gelen parayla belediyeden gelen para aynı şey olur mu? Bir cepten alıp bir cebe... Garibana sor, 'Öyle şey olmaz' der. Hiçbir gazeteci çıkıp 'sayın Özel bunu nasıl söylüyorsunuz?' demiyorsunuz. Herkes orayı unutuyor. Belediye parayı verdim diyor değil mi? Kim diyor? Parayı veren adam diyor? O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Siz niye sormuyorsunuz arkadaş? 'Gidip rüşvet verdim' diyorlar. Niye takip etmiyorsunuz? Para aldım, yalan söyledim desem siz benim hakkımda dava açmaz mısınız? Genel başkan hangi gerekçeyle dava açmaz? Meclis'te 250 bin dolar poşet içinde bulunmuş. Haberi yazan hakkında dava açıldı mı? Ben bunu sormak zorundayım."

"İBB İDDİANAMESİNİN TAMAMINI OKUDUM DİYEMEM"

Ben Ekrem Bey'in içerisinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim de yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içerisinde ve onların genel başkanları içerisinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim. 

Bu konuda mahkum olan kişi de benim. Tazminata mahkum edilen kişi de benim. Bugün de eleştiriyorum. Bana soracaksınız herhalde değil mi? Memleketi bu hale getiren kim? Beşli çeteleri bu milletin başına getiren Erdoğan değil mi?

Ben hukukçu değilim, İBB iddianamesinin tamamını okudum diyemem. Ancak hukukçu arkadaşlarla ilgili bir komisyon kurduk ve onlar inceliyor. Bana bir özet de getiriyorlar. Benim tüm iddianameleri okumak gibi bir durumum yok.

İmamoğlu ile ilgili düşüncemi ifade edeyim. Tutuklandığında evini ziyaret ettim. Kapısının önünde basın açıklaması yaptım. O gün ne söylediysem bugün de aynı şeyi söylüyorum.

"DEMİRTAŞ'IN DOKUNULMAZLIĞININ KALDIRILMASINA EVET DEDİĞİMDEN PİŞMAN DEĞİLİM"

"Ben davaların tarafı değilim. Hakim "parayla pulla kurultay satın alınırsa ben de iptal ederim" diyor, ben tarafı değilim. Milletvekili fezlekeleri meclise geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim. Benim ilkem budur. Dokunulmazlıklar kaldırılsın kişi aklansın. Selahattin Bey'de biz verdiğimiz dokunulmazlık kararının arkasındayım. Pişman değilim."

"Hukuk şöyledir: İcra memuru gelip kararı tebliğ etmesi lazım. İcra memurunun Genel Merkez'e girip kararı tebliğ etmesi lazım. Polisin girmesini doğru bulmam, şiddet uygulanmasını doğru bulmam."