'Kadınsız demokratik siyaset asla mümkün değildir'

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: "Kadınsız demokratik siyaset asla mümkün değildir. Demokratik siyasetin ön koşulu eşit temsiliyet, kadının siyasete eşit katılımı ve eşit söz kurmasıdır."

Haber Giriş Tarihi: 21.05.2022 18:51
Haber Güncellenme Tarihi: 21.05.2022 18:51
https://www.bursaport.com

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 4’üncü Olağan Kadın Konferansı “özgürlükte ısrarlı, mücadelede kararlıyız” sloganıyla Ankara'da yapılıyor. 300 delegenin katılımıyla İnşaat Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansa; Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, PM ve MYK üyeleri, HDP milletvekilleri ile Barış Anneleri katıldı. 

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösteriminden sonra konferansın açılışında konuştu. "Kadınsız demokratik siyaset asla mümkün değildir" diyen Buldan, "Demokratik siyasetin ön koşulu eşit temsiliyet, kadının siyasete eşit katılımı ve eşit söz kurmasıdır. Eşit ve adil bir siyaset alanı bunu gerektirir. İşte bu nedenle bizler Halkların Demokratik Partisi olarak siyasette kadınlara alan açma, bu alanda güçlü bir şekilde yer alma ve siyasete yön verme iddiası ve pratikleri ile öncülük ettik." diye konuştu. Buldan'ın konuşmasından bazı kısımlar şöyle:

"AKP'nin iktidarda kaldığı her saat krizler derinleşiyor, ülke fakirleşiyor: AKP-MHP tekçi erkek ortaklığının çoklu krizlerle yönetmeye çalıştığı şu karanlık ülke ortamında tarih ilerlemeden değil sürekli gerilemeden yana işlemektedir. Ekonomideki eşitsizlik, cinsiyet eşitsizliği, şiddet ve suç oranlarındaki artış, yoksulluk ve açlık giderek derinleşmektedir. Kurdukları tekçi erkek sistemleriyle, mafya, yolsuzluk, soygun ve yağma düzenleriyle, hukuku ve demokrasiyi tamamen yürürlükten kaldırdıkları baskı, zulüm ve dikta rejimleriyle ortaya koydukları krizleri sonu gelmez bir biçimde derinleştirdiler. İktidarda kaldıkları her gün hatta her saat fakirleşen bir ülke var artık. Fakat tekçi iktidar cenahı sürekli olarak ekonomik büyümeden söz etmektedir. 

Pazardaki, cepteki, mutfaktaki yangın iktidarın yalanlarının tamamını yakacak kadar büyüktür: Biz kadınlar da bu son derece politik erkek sömürüsüne karşı diyoruz ki; emeğimizi sömürmenize de yaşamımızı ve geleceğimizi teslim almanıza da asla izin vermeyeceğiz. Bu ülkenin asli sahipleri olarak, hakkımız olanı alıncaya kadar mücadele edeceğiz. Her gün zam üzerine zamların yapıldığı, doların büyümekte, TL’nin küçülmekte sınır tanımadığı bir ortamda hükümetin "ekonomik olarak büyüyoruz" demesi ellerinde yalanlarından başka bir şeylerinin kalmadığının en açık göstergesidir. Ancak bu yalanları sadece söyledikleriyle kalacaklar. Yarattıkları felaket ortamından herkesin canı yanarken hiç kimse ne bu yalanları dinler ne de bu yalanlara prim verir. Pazardaki, cepteki, mutfaktaki yangın bu yalanların tamamını yakacak kadar büyük ve gerçektir. 

Kürt kadınlara yönelik suçlar bilinçli ve kirli bir şekilde teşvik ediliyor: Kürt kadınlara yönelik olarak özel olarak gerçekleştirilen suçlara sadece geçtiğimiz bir hafta içerisinde iki suç daha eklenmiştir. Elâzığ’da bir korucubaşı yıllardır istismar ettiği bir kadını katlederken Şırnak Silopi’de yine Özel Hareket Ocakları İl Başkanı aynı şekilde yıllarca istismar ettiği kadını vahşice katletmiştir. Aynı eller tarafından Kürt kadınlara karşı gerçekleştirilen suçların bir tesadüf olmadığını, oldukça organize ve bilinçli bir politika olduğunu biliyoruz. Ve bu kirli politikayı reddediyoruz. Yasalar önünde kadınlara yönelik olarak işlenen her suçun takipçisi olacağız ve cezasız kalmasına asla izin vermeyeceğiz. 

Kadın kimliğimize ve dilimize yönelik saldırılara karşı sessiz kalmayacağız: Kadın Meclisi Sözcümüz Sayın Ayşe Acar Başaran’a bizzat kolluk görevlisi tarafından yöneltilen açık ölüm tehdidine göz yummayacağız. Kürtçe şarkı söylediği için konseri yasaklanan Aynur Doğan’a ve Kürt sanatına yöneltilen baskılara asla izin vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Kadın örgütlerine yöneltilen baskı ve kapatma girişimlerine yol vermeyeceğiz. Cezaevlerinde her türlü hak ihlaline ve işkenceye maruz bırakılan kadınların sesi ve savunucusu olmaya devam edeceğiz. Yıllardır "biz yaptık oldu" mantığıyla hareket eden tekçi iktidarın İstanbul Sözleşmesinde olduğu gibi "oldu-bitti" demesiyle oldurmayacağız. Kadınların tüm haklarını sonuna kadar sahipleneceğiz ve tüm haklarımızı elde edinceye kadar da mücadele etmeye devam edeceğiz. 

Sessiz kalınan her suç genişleyerek devam ediyor: Sayın Kaftancıoğlu’na verilen hapis cezasını kadınlar olarak asla kabul etmediğimizi ve kadın siyasetine dönük bir saldırı olarak gördüğümüzü ifade etmek isterim. Fakat altını önemle çizmek isterim ki; bu hukuksuzluk kadın siyasetine karşı geliştirilen saldırıların en son halkalarındandır. Herkesçe iyi bilinmelidir ki toplumun geniş kesimleri tarafınca sessiz kalınan her suç, her saldırı, her hukuksuzluk adres skalasını genişleterek işlenmeye devem etmektedir, sessiz kalındığı müddetçe işlenmeye de devam edecektir.  Kürde yapılan haksızlık ve baskı bu ülkede yaşayan ve demokrasi derdi olan hiçbir kesimi ıskalamaz. Kadına yönelen şiddet bu ülkede yaşayan hiçbir bireyin güvenliğini ıskalamaz. Öteki olarak kabul edilmiş kimliklere yöneltilmiş asimilasyon ve baskı politikaları hiçbir kesimin inanç özgürlüğünü, kimliğini ve kültürünü yaşatma hakkını ıskalamaz."