CHP Bursa Çalışma Grubu'ndan parti içi demokrasi çağrısı

CHP Bursa Çalışma Grubu'nun basına açık ilk buluşmasında Türkiye'nin geleceğini yeniden inşa edecek tek siyasi yapının Cumhuriyet Halk Partisi olduğu belirtilerek, bunun yolunun da parti içi demokrasiden geçtiğinin altı çizildi.

Haber Giriş Tarihi: 22.10.2023 13:51
Haber Güncellenme Tarihi: 22.10.2023 13:51
https://www.bursaport.com

ZAFER OPSAR / BURSAPORT

Çalışmalarını mahalleler düzeyinde ve sosyal medya platformunda örgütlenerek sürdüren CHP Bursa Çalışma Grubu'nun yoğun katılımla gerçekleştirilen basına açık ilk buluşmasında Türkiye'nin geleceğini yeniden inşa edecek tek siyasi yapının Cumhuriyet Halk Partisi olduğu belirtilerek, bunun yolunun da parti içi demokrasiden geçtiğinin altı çizildi.

CHP Bursa Çalışma Grubu üyeleri parti içi demokrasi çağrısıyla Paşa Çiftliği Metro İstasyonu yakınındaki İstasyon Cafe'de "Demokrasi Şöleni"nde biraraya geldi. Yaklaşık 700 kişinin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Türkiye'de geleceği yeniden inşa edecek tek siyasi yapının CHP olduğu, partinin bu tarihsel görevi başarmasının tek yolunun ise "parti içi demokrasi"nin uygulanması olduğu vurgulandı. Çağrıda, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemize demokrasi getirme iddiası taşıdığımıza göre, öncelikle partimizin koşulsuz olarak demokratik ilişkileri uygulaması gerekir. Kaldı ki, bu siyaset yapma biçimini başarabilecek yegane siyasi parti, Cumhuriyet Halk Partisi'dir" denildi.

Güler Saltıklar, Müberra Akgün ve Ali Nihat Göral tarafından okunan CHP Bursa Çalışma Grubu'nun açıklamasında; yaklaşık iki yıl önce kurulan grubun amacının, zayıflayan parti aidiyet duygularına can vermek ve umudu yeniden örgütlemek olduğu ifade edildi.

Grubun varlığının parti üyelerinin eşitliği esasına dayandığı vurgulanan açıklamada, "Bu nedenle hedefimiz, üyenin söz hakkının olduğu şeffaf ve demokratik yapılanmadır. Bunu gerçekleştirdiğimiz zaman, parti içi dinamiklerimiz yeniden hayat bulacak. heyecanımızın ve inancımızın kapıları, yeniden açılacak, dayanışma duygularımız yeniden yükselecektir." denildi.

Grubun açıklamasını Müberra Akgün, Güler Saltuklar ve Ali Nihat Göral yaptı

'En yüksek ünvan bilinçli parti üyesi olabilmektir'

"Bize göre, partimizde sahip olabileceğimiz en yüksek unvan, bilinçli bir parti üyesi olabilmektir. Tüm unvanlar, parti üyeliğinden sonra gelir. Çünkü biz üyeler, seçilmiş tüm arkadaşlarımızın varlık sebebiyiz. Biliyoruz ki biz olmazsak, onlar da olmazlar. Demek ki, öncelikli olanlar üyelerdir ve üyenin değer taşıdığı, söz hakkının olduğu demokratik bir yapılanmadır." denilen açıklama şöyle:

'Ne kimsenin yanında ne de kimsenin karşısındayız'

"Kişiler üzerinden siyaset yapmadığımız için, partimizin tüm üyeleri, bizim için eşit değerdedir. Bu nedenle ne kimsenin yanındayız ne de kimsenin karşısındayız. Çünkü zaman ayrışma zamanı değil, birleşme zamanıdır. Hiç olmadığı kadar parti içi barışa ve dayanışmaya ihtiyacımız var.  Bu yüzden grup çalışmalarımızda, demokratik ilişkileri gözetiyor ve kararları birlikte alıyoruz.

Şu anda grubumuzun üye sayısı, 770 kişiyi aşmış durumdadır. Gelecek günlerde ise, binleri aşacağımızdan kuşku duymuyoruz. Partimize yakışan demokratik yapılanmayı gerçekleştirdiğimizde, Türkiye’ye örnek olacağımızı biliyoruz.'

'MHP destekli AKP iktidarı, Türkiye’de büyük yıkımlara yol açtı'

Bildiğiniz gibi ülkemiz zor bir dönemden geçiyor. MHP destekli AKP iktidarı, Türkiye’de büyük yıkımlara yol açtı. Öncelikle güçler ayrılığına son verildi ve tek adam rejimi inşa edildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi etkisizleştirildi, Kurumsallıklar yok edildi. Hukuk rafa kaldırıldı, yargı iktidarın sopası haline dönüştürüldü. Dış politikamız onursuz bir noktaya savruldu. Ekonomi çöktü, yoksulluk zirve yaptı. Sığınmacılar sorunu ise, ülkemizin geleceğini tehdit ediyor.

'Korkmuyor, hukuk dışı, ahlak dışı tüm girişimlere, hodri meydan diyoruz'

Ülkemizi yöneten bu iktidar, hiçbir ahlaki değere bağlı olmadığı gibi, adalet duygusundan da yoksundur. Kendisine destek olmayan herkesten öç alma çabasındadır. Bu duruma son örnek, İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu hakkında verilen hukuksuz karardır. İstanbul’u kaybeden AKP, bu hezimeti unutamamış ve Canan Kaftancıoğlu’nu, yıllar önce paylaştığı tweetler üzerinden mahkûmiyetle cezalandırmıştır. Sırada başka insanlarımızın olduğunu biliyoruz. Ancak korkmuyoruz. Hukuk dışı, ahlak dışı tüm girişimlere, hodri meydan diyoruz.

Elbette ki önceliğimiz, bu ırkçı ve gerici iktidarı alaşağı etmektir. Ancak bu iktidardan kurtulmak, her şeyi çözmeyecek ve Türkiye’yi güllük gülistanlık yapmayacaktır. İktidarın yalan ve talan politikaları ülkemizi uçuruma götürüyor. Bunu durdurmak, bu ülkeyi ayağa kaldırmak ve geleceği yeniden kurmak zorundayız. Başka çaremiz yok, çünkü başka ülkemiz yok.

Bunun tek yolu ise siyasettir. Bütün bu yıkımları onaracak ve ülkenin geleceğini yeniden inşa edecek tek siyasi parti ise, CHP’dir. Ancak, partimizin bu tarihsel göreve hazırlanması ve gerekli niteliklere yeniden ulaşması şarttır. Elbette, partimiz gücünü ve varlığını sürdürüyor. Tüm güçleriyle çalışan il, ilçe yöneticilerimiz ve genel başkanımız görevlerinin başındadır. Ne yazık ki, son zamanlarda örgütleri ve parti üyelerini yok sayan bir siyasal anlayışla karşı karşıyayız.

'Yaşadığımız olumsuzluklarda üyeler olarak bizim de sorumluluğumuz var'

Ancak bu durumdan, sadece yöneticilerin sorumlu olduğunu düşünmüyoruz. Yaşadığımız olumsuzluklarda üyeler olarak bizim de sorumluluğumuz var. Çünkü, süregelen çok yanlışa göz yumduk. Partimizden ve ülkemizden önce, kendi çıkarlarımızı düşündük. Parti içi iktidar olmaktan ve belli makamlara gelmekten başka bir kaygı taşımadık. Kişisel amaçlarımız için birbirimizi itibarsızlaştırdık ve bize yakışmayan tavırlar sergiledik. Bu yüzden de, birbirimize olan güvenimizi ve saygımızı yitirdik.

'Yapılan siyaset kapalı kapılar ardına düştü'

Bu yanlış siyaset yapma anlayışımız, çok sayıda partilimizi kırdı ve küstürdü. Bunun sonucunda yaptığımız siyaset kapalı kapılar ardına düştü ve çok az sayıda partilimizin arasında dönüp dolaşır oldu. Bu durum öylesi bir iklime yol açtı ki; neredeyse partimizin üyelerini “sırtlarından delege devşirilecek yığınlar” olarak görmeye başladık. Böylelikle üyelerin yerine düşünebileceğimizi ve onlar adına karar vermeye hakkımız olduğunu zanneder olduk.

Bernard Shaw’ın deyişiyle demokrasi, 'söylemesi kolay ancak, oynaması zor bir oyundur'. İşte bizler, bu zor oyunun ısrarla peşinde olan kişileriz. Madem ki ülkemize demokrasi getirmek iddiasındayız, o zaman bizlerin de demokrasiyi hayata geçirmiş olmamız gerekir. Kaldı ki demokrasi, koşullara göre yok sayılacak, ya da bazı bahanelerle görmezden gelinecek bir olgu değildir. Çünkü, demokrasi bir yaşam biçimidir. Eşdeğer örnek olmasa da, bir tarihsel gerçeği size hatırlatmak isteriz. Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’nın en ağır koşullarında bile, 'Kişilerin ne dediğine bakmayalım, şimdi savaş zamanıdır' dememiş, Meclisin kapatılmasına izin vermemiştir.

'Çarşaf liste ve ön seçim vazgeçilmez hak ve sorumluluktur'

Hiç kuşkusuz ki bizler, partimizin hiyerarşik yapısına ve parti içi disipline sonuna kadar bağlıyız. Ancak, bu duruşumuz bir avuç ilişkinin yanlış iradesine, boyun eğeceğimiz anlamına gelmez. Partimizde görev alan herkesin, taşıdığı yetki ve sorumluluklar bellidir. Biz üyeler, ne il,  ne ilçe, ne de  genel başkanımızın hak ve yetkilerine el uzatmayı düşünmedik. Bu hak ve yetkileri kullanmaya da, kalkışmadık. İşte bu anlayışı ve saygıyı, biz de onlardan bekliyoruz. Parti üyeleri olarak hak ve sorumluluklarımızın yok sayılmasını, asla kabul etmiyoruz. Bu nedenle bizler, örgütsel yapılanmalarda çarşaf listenin, yerel ve genel seçimlerde ise, ön seçimin vazgeçilmez hak ve sorumluluk olduğunu savunuyoruz. Bu konuda yalnız değiliz. Çok sayıda partilimiz ve genel başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, bizler gibi düşündüğünü biliyoruz. Genel başkanımız, ön seçimin koşulsuz yapılmasını, değişik platformlarda defalarca dile getirmiş ve getirmeye devam etmektedir.

Yaşadığımız tüm sorunlar, siyaset yapma anlayışımızdan ve bu anlayışın ürettiği sistemden kaynaklanıyor. Bu sistemi birlikte değiştirebiliriz. Tek çaremiz, hepimizin yan yana siyaset yaptığı, birlikte karar aldığı, şeffaf ve demokratik bir yapıdır. Partimizin de, ülkemizin de tek şansı budur. Ayrıca, yapmamız gereken en önemli şey , her şey olup bittikten sonra tepki göstermek değil, zamanında tavır alabilmektir. Olayların ardından giderek değil, olayların önüne geçerek siyaset üretebilmektir.

'Kapalı kapılar ardında belirlenip önümüze konulan adayları seçmek zorunda değiliz'

Kapalı kapılar ardında belirlenen ve önümüze konulan adayları, seçmek zorunda değiliz. Tüm üyelerle birlikte, kendi adaylarımızı kendimiz belirleyebiliriz. Yerel ve genel seçimlerde ön seçim yapılmasını kararlı bir şekilde talep edebiliriz. Çünkü Bursa’da kimin meclis üyesi, kimin belediye başkanı ya da, milletvekili olması gerektiğini, yalnızca üyeler bilir, siz bilirsiniz! Bu, hepimizin en demokratik hakkıdır. Bu hakkımızı sonuna kadar savunmakta kararlıyız.

Sizleri, bu demokratik mücadelede yer almaya davet ediyoruz. Tek amacımız, CHP’yi daha iyi ve daha nitelikli bir yapıya kavuşturmaktır. Hiç kuşkunuz olmasın ki, siyaset adı altında yürütülen yanlış ilişkilere mutlaka son verip, üzerimizdeki ölü toprağını atacağız. Küskün ve kırgın tüm üyelerimizi, yeniden aktif siyaset alanına taşıyacağız. Şeffaf ve demokratik siyaset yapma biçimini, Bursa örgütümüzde mutlaka hakim kılacağız.

Bunu başardığımızda, Türkiye’ye örnek olacağımızı ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi il örgütlerinde, büyük bir değişime yol açacağımızı, biliyoruz.

Ancak bunun için önce biz değişmeliyiz.

Biz değişirsek Cumhuriyet Halk Partisi değişir.

Cumhuriyet Halk Partisi değişirse, Türkiye değişir."

Demiröz: Önce kendi içimizde demokrat olmalıyız

Açıklamanın ardından CHP Bursa Çalışma Grubu üyelerinden Ekrem Demiröz gazetecilerin sorularını yanıtladı. Eski köye yeni adet getirmediklerini, parti aleyhine bir çalışma içinde olmadıklarını ifade eden Demiröz, "Biz her yerde varız, umudu örgütlemeye çalışıyoruz. Bu partide bir yer edinme kavgasının son bulması gerekiyor. Kendi içimizde demokrat değilsek, parti içinde demokrasi yoksa ülkeye demokrasiyi nasıl getireceğiz, bize nasıl inanırlar?" dedi.

Sağ bloktan oy almanın sağa benzemekten geçmediğini belirten Demiröz, "Kendimiz olalım yeter. Biz sosyal demokrat, halkçı kimliğimizi koruyarak politika yapmalıyız. Sözlerimizle yaptıklarımız bir olmalı" diye konuştu.