Gazeteci Alican Uludağ "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla tutuklandı

Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek "Cumhurbaşkanı'na hakaret" suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklama kararını veren hakim, Uludağ’ın “kaçma şüphesi” bulunduğunu öne sürerek delillerin henüz toplanmamış olduğunu savundu.

Haber Giriş Tarihi: 20.02.2026 19:57
Haber Güncellenme Tarihi: 20.02.2026 19:57
https://www.bursaport.com

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dün akşam saatlerinde (19 Şubat) yapılan açıklamada gazeteci Alican Uludağ'ın “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” ve “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” iddialarıyla gözaltına alındığı belirtildi.

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen Uludağ'ın savcılık ifadesi tamamlandı. Uludağ, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi.

"Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "devletin kurumlarını aşağılama" iddiasıyla dün Ankara'da gözaltına alınarak İstanbul'a götürülen DW Türkçe Ankara muhabiri Alican Uludağ, "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasından tutuklandı. Uludağ'ın sosyal medya hesabındaki 22 paylaşımı suçlamalara gerekçe olarak gösterildi. Hâkimliğin tutuklama kararında, Uludağ'ın paylaşımlarının, "Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde olduğu" iddia edildi. Kararda, "paylaşımlarla zincirleme şekilde suç işlediği ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığı için suçun alenen işlendiği" öne sürüldü. Uludağ'ın davanışlarıyla "kaçma, delilleri yok etme ve gizleme şüphesi" oluşturduğu öne sürülen kararda, "tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturduğu" iddia edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, gazeteci Alican Uludağ'ın sosyal medya hesabından yaptığı bazı paylaşımlar hakkında "Cumhurbaşkanına alenen hakaret", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "devletin kurumlarını aşağılama" iddiasıyla re'sen soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Ankara'da gözaltına alınan Uludağ, gece saatlerinde yola çıkarılarak İstanbul'a götürüldü. Emniyette ifade vermeyen Uludağ, savcılıkta ifade vermek üzere İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne götürüldü.

Alican Uludağ, burada verdiği ifadede şunları söyledi:

“Yargı muhabirliğine 2010 yılında Fethullahçıların kol gezdiği sırada başladım. Yaptığım haberlerden dolayı 'idamlıksın' dediler bana. İki çocuğum vardır. Bu ülkede hâlâ gazetecilik yapmak için çocuklarımın gözyaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım; çünkü ben suç işlemedim. Takdir sizindir, vicdanınızındır. Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın. Cesaretli olun. Bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım. Tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur. Biraz vicdan ve hukuk diyorum.”

Uludağ, Çağlayan'daki savcılık ifadesinin ardından "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasından tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edildi. Hâkimlik, Uludağ'ın tutuklanmasına karar verdi.

Hâkimlik kararı

Sulh Ceza Hâkimliğinin kararında şu ifadelere yer verildi:

"Şüphelinin üzerine atılı Cumhurbaşkanına Hakaret suçu ile ilgili dosya içerisindeki şüphelinin savunmaları, dosya içerisinde mevcut; şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlar içerisinde Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut bir fiil istinadı içerdiğine yönelik kuvvetli suç şüphesinin somut olay yönünden mevcut olduğu, şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlarla üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediğinin değerlendirildiği, yine şüphelinin ilgili paylaşımları herkese açık şekilde X isimli sosyal medya platformunda yapmış olması ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığının anlaşılması karşısında suçun alenen işlendiğinin değerlendirildiği, şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı ve bu anlamda kaçma şüphesinin bulunduğuna dair tespitler ile diğer tutanak, delil ve belgeler hep birlikte incelendiğinde, şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin olarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun cezasının üst sınırı gözetildiğinde bundan hasıl olan kaçma şüphesinin bulunduğu, şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme, tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olduğu, bu meyanda atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, atılı suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı ölçülülük ilkesi nazara alınarak değerlendirildiğinde, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nun 100 ve devamı kabulü ile şüphelinin maddeleri uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin TUTUKLANMASINA karar verildi."