
Kimilerinin 'ucube' olarak görüldüğü, kimilerinin 'tükürürüm böyle sanatın içine' hakaretlerine maruz kaldığı heykeller toplumda nasıl algılanıyor? AK Partili Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin yaptırdığı 'Yüzen Taşlar Heykeli' de özellikle harcanan para nedeniyle tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.
Yazarımız Rüstem Avcı, Bursa'nın yetiştirdiği heykeltraş Okan Sabuncular ile Altıparmak Meydanı'ndaki 'Yüzen Taşlar Heykeli'ni konuştu.
"Yüzen Taşlar" Heykel mi? Tıraş mı?
Okan Sabuncular Bursa'da yetişmiş ve halen Bursa'da yaşamakta olan bir heykeltıraş. 19 yıldır taşlara hayat veriyor. Birçok açık alanda sergilenen heykelleri ve Uludağ Üniversitesinde öğretim üyeliğinin yanı sıra Nilüfer Belediyesi ile Uluslararası Heykel Sempozyumunu düzenleyen isim olarak tanıyoruz Okan Sabuncuları.
"Ben sadece heykel sanatının Bursa'daki bir hizmetçisiyim diyebilirim. Heykelimin ne olduğunu ve benim kim olduğumu zaman söylesin isterim" diyen Sabuncular'la Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BTSO'nun ortaklaşa yaptırdıkları "Yüzen Taşlar Heykeli'ni konuştuk.
Okan Sabuncular Bursa'nın mermer ağırlıklı çalışan tek heykeltıraşı... Ve alanında objektif, yenilikçi olmanın yanı sıra idealizmini de korumayı başarmış bir heykel sanatçısı. Sabuncular'la günlerdir tartışılan Stadyum Meydanındaki "Yüzen Taşlar Heykeli"nin yanında görüştük. Heykeli yakından ve uzaktan değişik açılarla inceledikten sonra sorularımızı yanıtladı.
-Bu bir heykel mi?
Evet, bu eğlenceli güzel bir heykel. Bir form ortaya çıkartmaya çalışmış bir yabancının eseri. Bildik folklorik tarzda bir betimlemenin heykele bir katkısı yok zaten. Heykele fotoğraf gibi bakamayız, soyut bir heykel olarak beğendim.
-Bu heykelin kent estetiğine ne tür bir katkısı olabilir ve bu nasıl bir heykel?
Kinetik mobil heykel grubuna girer. Rüzgâr, insan, makine gücüyle dönen heykel grubu yani. Örneğin Japonlarda güneşin hareketine göre dönen heykeller var. Bu heykelin kent estetiğine bir katkısı bence yok ama benim bu görüşüm heykeli heykel ve sanat olmaktan çıkartmaz. Kent estetiğine uygunluk kentle bütünleşmesi, bütünün bir parçası olması anlamına gelir, ben burada onu göremiyorum. Bu heykel Bursa'dan çok sanatçısını temsil ediyor. Ben bu heykelleri özlerde bir daha burada zaman geçirir miyim bilemiyorum. Ama bu heykel en azından Fomara Meydanındaki polyester Osmangazi heykelinden daha sahici. (küçük bir çocuk heykel suyunun altına giriyor) Bu çocuğun suyun altına girip eğlenmesini önemsiyorum. Tabi birde fiziki olarak kış koşullarını da bir yaşaması gerekir. Kente ait olması konusunu ise kent insanının kabulü, temsil niteliğini ve ömrünü belirler.
-Sizce bu heykelin anlattığı bir hikâye var mı?
Ben görmüyorum ama sanatçı ne anlam yüklerse onu anlatır. Sonuçta soyut bir çalışma.
-İşçiliği nasıl değerlendiriyorsunuz?
Taş işçiliği anlamında hiçbir işçiliği yok. Oyma ve taşa şekil vermek adına bir işçilikten söz edemeyiz. Burada taşla kaplanmış bir kütle var. Folklorik motif içermeliydi ama o da yok. Buna rağmen sınırlandırıcı bir tasvir değil. Bir heykeltıraş meslektaşımızın kentimize konukluğu... Öğrencilerimin de bu tür yorumları görmesini isterim.
-Büyükşehir belediyesinden yapılan açıklamada 639 bin TL'ye mal olmuş. Bu heykel için böylesi bir fiyata ne diyorsunuz?
Öncelikle sanat bir yaratıcılık işidir. Yaratıcılığa fiyat biçmek pek doğru olmaz. Malzeme ve işçilik üzerinden bir kıyasa giderseniz, bu taş tek parça birinci sınıf mermer olsaydı işlenmemiş hali 10 bin TL'yi geçmezdi. Keşke Bursa Büyükşehir Belediyesi bana da bir sorup, görüş alsaydı. Böylesi bir rakamla bu alana mermerden, çok daha iddialı bir eser kazandırılabilirdi.
-Size neden sormadılar sizce?
Neden sormadıklarını bilemem, ama taşın akademik düzeyde eğitimini veren, şehrin taşını yontan benim. Bursa'da meslektaşım diyebileceğim başka da kimse yok maalesef. Benden herhangi bir görüş alınmadığı gibi bir teklifte söz konusu olmadı. Açıkçası sormamalarını garipsiyorum. Bursa yerel idareciler bazen turist gibi davranıyorlar. Bursa'daki değerlerden bihaber olmalarını anlayamıyorum. Turist örneği de tam olmadı aslında. Çünkü turistler bile gelip beni buluyorlar, hem de hiç araştırmadan. Eh ne diyelim, vardır bir bildikleri.
-Kars'ta heykeltıraş Mehmet Aksoy'un "İnsanlık Anıtı" heykeli için Başbakan "kaldırın şu ucubeyi" demişti. Öte yandan Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'te bir heykele yönelik "tükürürüm böyle sanatın içine" demişti. Bursa Belediyesi'ni böylesi tartışmalı bir eserde AKP içerisinde nerede görmek gerekir?
Öncelikle sanat her dönemde siyasetin önünde gider ve daha kalıcıdır. Siyaset bir gün hayır dediğine bir başka gün evet diyebilir. Ama sanat hayır dendiğinde de evet dendiğinde de sanatlığından bir şey kaybetmez. Kars'ta Mehmet Aksoy'un heykelinin bitmesini dahi beklemeyen bir anlayış buna ne kadar sahip çıkar bilemiyorum. Bana sormamış olsalar da sanat adına cesaretlerinden ötürü tebrik ederim. Umarım bizim yapacaklarımıza da olumlu tavrı gösterirler. Mehmet Aksoy'da aynı duyarlılığı hak ediyordu. Ama normalde Türkiye'de heykeltıraş bu denli özgür bırakılmaz.
-Peki, son bir değerlendirme yapmak gerekirse, kısa ve öz ne dersiniz?
Heykel ve heykeltıraş kesinlikle masum, daha iyi bir betimlemeyle temsil niteliği daha güçlü bir eser elde edilebilirdi. Seçimde ve biçimde sorun var gibi derim.