Uludağ Üniversitesi'ndeki konuşma gündem oldu! Uzmanlar tepki gösterdi

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde düzenlenen kongrede Dilek İnan'ın kenevirle ilgili konuşması tepki çekti. İnan, kenevirin kanser tedavisindeki etkisinden bahsetti. Ancak, uzmanlar İnan'ın profesör unvanına ilişkin şüpheleri dile getirerek tepkilerini paylaştı.

Haber Giriş Tarihi: 27.01.2026 23:13
Haber Güncellenme Tarihi: 27.01.2026 23:13
https://www.bursaport.com

Bursa Uludağ Üniversitesi'nde 15-16 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen '2. Uluslararası Multidisipliner Çevre ve Kenevir Kongresi'nde profesör olarak tanıtılan Dilek İnan isimli kişinin 'Osteopati Tedavisi ve Osteopati felsefesine Kannabinoidler özelinde bakış' başlığıyla yaptığı konuşma sosyal medya platformlarında gündem olmasıyla tepki çekti. Dilek İnan, konuşmasında, "Kemik iliği kanseri olduğumu, çok hızla bir agresif yayılım yaptığını, 6 hafta içerisinde çok hızla büyüdüğünü ve yapılacak hiçbir şey olmadığını söylediler. Kemoterapinin işe yaramadığını ben de biliyordum. İlk başta çok korktum. 24 yaşında bir oğlum, 20 yaşında bir kızım, 13 yaşında bir kızım daha var. Ölümle burun buruna gelmek çok acı. Onkolog olarak daha da acı. Ama bana 8 ay dediklerinde hiçbir zaman için inanmadım ve Erdem Bey bana metodu gönderdiğinde 'hocam bu tarif üzerine fitil yapacaksınız. Keneviri hindistan cevizinin C8c-10 formülüyle karıştırıp, hassas terazide fitillerinizi hazırlayıp, 90 gün boyunca bunu yapacaksınız' dedi. İyi ki ona inandım. 4 ayın sonunda biyopsiye gittim. Bütün sonuçlarım temiz çıktı. Hala düzenli olarak 3 ayda bir kan tahlili yapıyoruz, hiçbir şekilde kanser bulgusuna rastlamıyoruz" dedi.

Dilek İnan, konuşmasında kenevir tedavisinin yaygınlaşması için de çağrıda bulundu. Fakat Onkoloji uzmanları bu konuşmaya tepki gösterdi.

Onkoloji Uzmanı olarak, Profesör unvanıyla tanıtılan kişinin herhangi bir profesör unvanı alabilecek yayınına sahip olmadığı, hangi üniversitede çalıştığının belli olmadığı, Onkoloji uzmanı değil alternatif tıp üzerine çalışmalar yapan birisinin olduğu ortaya çıkarıldı.

Profesör unvanı ve onkoloji uzmanlığı gerçek değil

Sosyal medyadan açıklama yapan Onkoloji uzmanları ise Dilek İnan'ın konuşmasına tepki göstererek Bursa Uludağ Üniversitesi'nde bu konuşmaya izin verilmesinin nedenini sorguladı. Uzmanların paylaşımında, "PubMed'de "Dilek Inan" ismiyle onkoloji, kanser veya kemoterapi alanında herhangi bir yayın bulunmuyor. Hem Türkiye'de hem Almanya'da profesörlük unvanı almak için ilgili alanda hakemli dergilerde yayın yapmış olmak zorunlu. Almanya'daki Habilitation süreci adayın özgün araştırma yapıp yayınlamasını şart koşuyor. Bir onkoloji profesörünün PubMed'de hiç görünmemesi son derece olağandışı.Akademik bir onkolog olsaydı PubMed'de yayınları olurdu" denildi.

Akademik veri tabanlarında "Prof. Dr. Dilek İnan" araması yapıldığında, uzmanlık alanı İngiliz Edebiyatı olan İzmir Demokrasi Üniversitesi'nde görev yapan bir kişi çıkıyor. DoktorTakvimi sitesinde ise Dr. Dilek İnan pratisyen hekim olarak kayıtlı, onkolog veya profesör olarak değil. Haberlerde "Almanya'da yetişmiş, 3-4 farklı uzmanlık alanında eğitim almış" ifadeleri geçse de bu kişinin Almanya'da eğitim aldığına dair hiçbir kanıt bulunamıyor.

Onkolog Prof. Dr. Yüksel Ürün, "Bir onkolog olarak şunu net söylemek istiyorum: Evet, Türkiye’de ve dünyada binlerce kanser hastası kenevir (cannabis) türevlerini denedi, deniyor ve denemeye devam edecek. Birçok ülkede tıbbi marihuana erişilebilir durumda. Benim ve pek çok meslektaşımın hastaları arasında da bunu kullananlar oldu. Keşke gerçekten bu kadar etkili olsaydı; ilk biz hastalarımıza önerirdik, kimseyi mahrum bırakmak istemezdik. Ama maalesef gerçek şu: Bu şekilde anlatıldığı gibi dramatik, tam iyileşme sağlayan bir etkiyle hiç karşılaşmadık. Kenevir bazı hastalarda semptomları (ağrı, bulantı, iştahsızlık) hafifletmede yardımcı olabiliyor, palyatif bakımda yeri var. Bilimsel literatürde (PubMed, Cochrane vb.) kenevirin kanser tedavisindeki rolü üzerine onlarca çalışma var: Çoğu semptom yönetiminde fayda gösteriyor, ama tümör küçültme veya şifa için kanıt maalesef bulunmuyor. Birçok hasta umutla deniyor. Mucize vaat eden her iddia gibi bu da dikkatle incelenmeli. Eğer gerçekten etkili bir yöntem olsaydı, onkoloji camiası bunu çoktan standart protokollere dahil ederdi. Sağlığınızla ilgili kararları lütfen kanıta dayalı tıp rehberliğinde, güvenilir hekimlerinizle birlikte verin." ifadelerini kullandı.

Dr. Hakan Bozdemir, sosyal medya hesabından paylaşımda ise konuşmaya ilişkin şu paylaşımda bulundu:

"Haberlerde geçen "bitkisel ve kenevir temelli tedavilerin bilimsel altyapısını yakından tanıyan bir isim" ifadesi de tıbbi onkoloji uzmanlığından ziyade tamamlayıcı tıp yönelimine işaret ediyor. Burada yaptığımız profil değerlendirmesi bir ad hominem saldırısı değil, böyle büyük bir iddiayı, bir otorite edasıyla sunan birisi için basit bir tutarlılık analizi. Eğer bu kişi gerçekten tıbbi onkoloji uzmanı olsaydı kemoterapinin belirli kanserlerdeki dramatik etkinliğini bilir ve "işe yaramıyor" gibi kaba bir genelleme yapmazdı. Akademik bir onkolog olsaydı PubMed'de yayınları olurdu. Almanya'da profesör olsaydı kurumsal bağlantısı doğrulanabilir olurdu. Buna karşın alternatif tıp yönelimli bir hekim profilinden "kemoterapi işe yaramıyor, kenevir kanseri iyileştirdi" söylemi tam olarak beklenen bir pozisyon çünkü bu o paradigmanın temel anlatısı. Konuşmanın yapıldığı etkinlik de değerlendirilmeli. 2. Uluslararası Multidisipliner Çevre ve Kenevir Kongresi bir onkoloji veya tıp kongresi değil, kenevir endüstrisi odaklı multidisipliner bir etkinlik Haberlerin tamamı tek bir kaynaktan geliyor. Aynı kaynağın diğer yazıları arasında "5G ve mikrodalga frekanslarının görünmeyen tehlikeleri ve kenevirin dengeleyici gücü" gibi başlıklar bulunuyor. Şimdi iddiaların kendisine bakalım. "Kemoterapinin işe yaramadığını biliyordum" ifadesi gerçek bir onkologun ağzından çıkması mümkün olmayan bir genelleme. Kemoterapinin etkinliği kanser türüne göre dramatik biçimde değişiyor. Hodgkin lenfomada kür oranı yüzde doksanın üzerinde. Testis kanserinde yüzde doksan beşin üzerinde. Çocukluk çağı akut lenfoblastik lösemisinde yüzde doksanın üzerinde. Erken evre meme kanserinde adjuvan kemoterapi mortaliteyi yüzde on yedi ile yirmi dokuz oranında azaltıyor. İleri evre akciğer kanserinde bile on iki aylık sağkalımı yüzde yirmiden yüzde yirmi dokuza çıkarıyor. Evet, ileri evre solid tümörlerde tam yanıt oranı düşük, yaklaşık yüzde yedi nokta dört civarında. Ancak bu işe yaramıyor demek değil. Palyasyon da işe yaramaktır. Yaşam kalitesinin iyileştirilmesi de işe yaramaktır. Sağkalım süresinin uzaması da işe yaramaktır. Bir tedavinin işe yarayıp yaramadığını değerlendirmek için sadece tam kür oranlarına bakmak tıbbi gerçekliği göz ardı etmek demek. "Kenevir tedavisiyle 4 ay içinde tüm kanseri vücudumdan atıp kurtuldum" iddiasına gelince: Bu bir anekdot, bilimsel kanıt değil. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği'nin 2024 kılavuzu açıkça şunu söylüyor: "Klinisyenler, klinik çalışma bağlamı dışında, kanser tedavisi olarak kannabis veya kannabinoidlerin kullanımını önermemelidir." Bu kılavuz on üç sistematik derleme ve beş primer çalışmayı incelemiş ve çoğu sonuç için kanıt kalitesini düşük veya çok düşük olarak belirlemiş. Kannabinoidlerin onkolojide kanıtlanmış faydaları kemoterapi kaynaklı bulantı ve kusma yönetimi ve iştah artışıyla sınırlı. Bunlar palyatif faydalar, küratif yani iyileştirici değil. Tıbbi kenevirin onkolojide yeri var ama bu yer palyatif bakım. Kemoterapi mükemmel değil ama belirli kanserlerde hayat kurtarıyor. Bir kişinin iyileşme hikayesi ne kadar duygusal olursa olsun bilimsel kanıt yerine geçemiyor. Bu paylaşımın tehlikesi şurada. Onkoloji uzmanı ve Prof. Dr. unvanları güvenilirlik izlenimi yaratıyor. Kenevir kongresinde yapılan konuşma bilimsel gibi sunuluyor. Dört ayda kurtuldum iddiası umut arayan hastalara son derece cazip geliyor. Olası sonuçlar ise hastaların kanıta dayalı tedavileri reddetmesi, tedavi gecikmesi nedeniyle kür şansının kaybedilmesi ve önlenebilir ölümler. Bu nedenle şu soruların yanıtlanması gerekiyor. Profesörlük hangi üniversiteden, hangi alanda alınmış? Onkoloji uzmanlığı hangi kurumda tamamlanmış? Onkoloji alanında hakemli yayınlar nerede? Bu sorular yanıtlanmadan bu içeriğin kanser hastalarının tedavi kararlarını etkilemesini mümkün kılacak şekilde paylaşılması kabul edilemez."