
TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Korkut, 28 Nisan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Türkiye’de iş cinayetlerinin önlenmesi için mevzuatın kamuculuk ve sosyal devlet ilkeleri temelinde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı.
Korkut, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin mühendislik, tıp ve sosyal bilimlerin ortak yaklaşımıyla ele alınması gerektiğini belirterek, iş kazaları ve meslek hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Ancak mevcut politikaların, özelleştirme ve serbestleştirme uygulamalarının, sendikasızlaştırmanın ve güvencesiz çalışma biçimlerinin emekçilerin yaşamını tehdit ettiğini ifade etti.
Açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin esas sorumlusunun işverenler olduğu hatırlatılırken, 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile sorumluluğun iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimlerine kaydırıldığı eleştirisi yapıldı. Meslek örgütlerinin süreç dışına itildiğini belirten Korkut, işverenlerin ticari yapılar olan Ortak Sağlık Güvenlik Birimlerinden düşük maliyetle hizmet beklediğini söyledi.
Türkiye’de neredeyse her gün ortalama 5 işçinin hayatını kaybettiğini belirten Korkut, bu tablonun “iş cinayetleri rejimi” olarak tanımlanabileceğini ifade etti. İktidarın “fıtrat” ve “kader” söylemleriyle sorumluluğu perdelediğini savundu.
Meslek hastalıklarına ilişkin verilerin de gerçeği yansıtmadığını dile getiren Korkut, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 25 yıllık verilerine göre yalnızca 128 ölümün kayda geçtiğini, oysa uluslararası kabuller çerçevesinde her yıl en az 10 bin çalışanın meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğinin tahmin edildiğini belirtti. Bu ölümlerin büyük bölümünün kayıt altına alınmadığını vurguladı.
Korkut, iş cinayetlerinin ve meslek hastalıklarının önlenmesi için etkin denetim, caydırıcı yaptırımlar ve kamusal sorumluluğun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
"İSİG önlemleri acilen kamucu bir çerçevede ele alınmalıdır" diyen Korkut, iki yılda bir düzenlenen İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi’nde saptanan görüş ve önerileri sundu:
"1. İSİG önlemleri öncelikle kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır.
2. İşçi sağlığı ve güvenliği sadece teknik bir konu değil, aynı zamanda politik bir sorundur. AKP iktidarının emekçiyi yok sayan, sermaye yanlısı tavrı nedeniyle ölümler artarak sürmektedir.
3. “İş sağlığı, iş güvenliği” kavramının kullanılması politik bir yaklaşımdır. TMMOB’nin 40. Olağan Genel Kurulunda aldığı kararda benimsendiği gibi işçi sağlığı ve iş güvenliği kavramı kullanılmalıdır.
4. Bilinen ve tekrar eden nedenlerle meydana gelen ölümler, kaza sonucu ölüm olarak açıklanamaz. İş cinayeti/işveren cinayeti doğru ve gerçekçi bir tanımlamadır.
5. İş kazaları ve meslek hastalıkları “kader” değildir. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının “işin doğal bir sonucu” olarak görülmesi, yeni iş cinayetlerine davetiye çıkarmaktadır.
6. İSİG’in sağlanması öncelikle devletin ve işverenin görevi olmasına karşın işverenler önlem almamakta, devlet de denetim görevini yerine getirmemektedir. Önlemsizlik ile ölüm, yaralanma, sakat kalmaların sorumluluğu, işlevleri işverenlere rehberlik ve danışmanlık yapmak olan iş güvenliği personelinde değil işverenlerde olmalı, işverenler ve işyerlerine ağır yaptırımlar getirilmelidir.
7. İSİG ile ilgili politikaların oluşturulması, kararların alınması ve denetim, diğer sosyal tarafların görüşleri önemsenmeden tek başına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından yerine getirilmektedir. Sendikalar, TMMOB, TTB, ÇSGB, Üniversiteler, Sağlık Bakanlığı, Belediyeler Birliği’nin katılımı ile idari ve mali yönden bağımsız, çoğunluğunu emek ve meslek örgütlerinin oluşturduğu ulusal bir enstitü/kurul oluşturulmalıdır.
8. İş Yasası, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası ve ilgili diğer düzenlemeler işverenlerin çıkarları doğrultusundadır. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iş ilişkisini, taşeronlaştırmayı, atipik çalışmayı yasal hale getiren; kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan, İSİG’i işveren yükümlülüğü olarak görmeyen, örgütlülük önüne engeller koyan tüm mevzuat iptal edilmeli; Ulusal İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulu/Enstitüsünün oluşumu ve tarafların katılımı ile tüm mevzuat yeniden düzenlenmelidir.
9. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kaldırılan “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi” 2025 yılında bir genelge ile yeniden oluşturuldu, 2026 yılında da yönetmelik çıkartıldı, ancak daha önceleri konseyin bileşiminde yer alan TMMOB ve TTB’ye yer verilmedi. Konsey, emek ve meslek örgütlerinin çoğunlukta olduğu bir yapıya kavuşturulmalı; oluşturulması gereken Ulusal Enstitü/Kurulun bir parçası olarak yönlendirici ve fonksiyonel bir yapıya kavuşturulmalıdır.
10. 6331 sayılı yasa ile getirilen sistemde işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının görevlerinin rehberlik–danışmanlık olduğu görmezden gelinerek iş kazası ve meslek hastalıklarından sorumlu tutulmaları, hapse atılmaları, belgelerinin askıya alınması yanlıştır; mesleki bağımsızlıkları ve iş güvenceleri sağlanmalıdır.
11. Sendikalar ve TMMOB’ye bağlı Odalar iş kazalarından sonra kaza incelemesi, analizi yapabilmelidir. Ölümlü iş kazası meydana gelen işyerlerinde işler durdurulmalı, yeniden çalışmaya başlama Sendika ve TMMOB heyetinin inceleme sonrası vereceği kararla olmalıdır.
11. Asıl işveren-alt işveren ilişkisi, ödünç işçilik ve esnek çalışma kaldırılmalı; güvenceli çalışma benimsenmeli, haftalık çalışma süresi 35 saat olmalıdır.
12. Sendikalaşma, toplu sözleşme ve grev hakkı önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sigortasız ve sendikasız çalıştırma önlenmelidir.
13. İşyerlerinde örgütlü olunsun olunmasın, sendikalar kurulu oldukları işkollarındaki işyerlerini denetlemeyebilmelidir.
14. Çocukların iş kazalarında ölümleri artarak sürerken Milli Eğitim Bakanlığı OSB’lerle yeni protokoller yapmaktadır. Çocuk emeği sömürüsüne mutlaka son verilmelidir. Çocuklar örgün eğitime yönlendirilmelidir. Çocukların okuldan uzaklaştırılması, ucuz iş gücü kaynağı olarak çalışma hayatında yer almalarına yol açan MESEM uygulamalarına son verilmelidir.
15. Kadınlara ve kadın emeğine yönelik tüm olumsuz uygulamalar kaldırılmalı, eşit işe eşit ücret ve istihdamda fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Kadınlar, toplumda ve çalışma hayatında cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıyadır. İşyerlerinde cinsiyet ayrımcılığı yapılmamalıdır. ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi Türkiye tarafından onaylanmalıdır.
16. Gayrettepe ve Kartalkaya yangınları, işyerlerinin kurulma ve açılma aşamalarında İSİG kurallarına uygunluğun denetlenmesi gerekliliğini bir kez daha göstermiştir. İSİG işyerlerinin projelendirilmesi aşamasından başlar. Bu nedenle önceki uygulamalarda bulunan ancak 2010 yılında son verilen “işyeri kurma izni” ve “işletme belgesi” alınması zorunluluğu mevzuatta yeniden yer almalıdır. İşyeri açma ruhsatı veren yerel yönetimler, işyerleri açılmadan önce İSİG önlemlerine uygun olmalarını sağlamaya yönelik denetimler yapmalı; bu değerlendirmeyi yapacak uzman kadrolar istihdam edilmeli; yerel yönetimlerin denetleme işlevi için yasal düzenleme yapılmalıdır.
17. Yangınların çıkmasının ve yayılmasının önlenmesi, yangın güvenliği önlemlerinin sürekliliği, gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı, güvenlik sistemlerinin yapı/tesis ömrü boyunca çalışır vaziyette hazır olup olmadığının kontrolüne yönelik görev, yetki ve sorumlulukları belirgin, her aşaması tanımlı, denetim mekanizmasını kuracak bir mevzuat acilen oluşturulmalıdır.
29. Mesleki Eğitim Belgesi ve Mesleki Yeterlilik Belgesi uygulaması, ticareti yapılan uygulamalar olmaktan çıkarılmalı, mesleki eğitim ve yeterliliği işveren ve kamu yükümlülüğü olarak gören bir sistem oluşturulmalıdır. İşi neredeyse sadece belge vermeye vardıran ve piyasanın insafsızlığına bırakan MYK mevcut haliyle lağvedilmelidir. Mesleki eğitim ve belgelendirme kamucu bir anlayışla ülke ihtiyaçları, günümüzün mesleki koşulları ve Cumhuriyet dönemi birikimleri gözetilerek ortaöğretimden yükseköğrenime, işbaşı eğitimine kadar yeniden yapılandırılmalıdır.
Yukarıda genel çerçevesi belirtilen düzenlemeler yapılmadığı takdirde, on milyonlarca emekçinin insanca çalışma ve yaşam haklarının gaspı sürecektir. TMMOB Makina Mühendisleri Odası, her konuda olduğu gibi İSİG alanında her şey insan için yaklaşımıyla yerini almaya, kamucu yaklaşımı, kamusal hizmet ve denetimleri savunmaya kararlılıkla devam edecektir."