Bursa’nın geleceği için Bütüncül Kentsel Dönüşüm: 'Kentlerin geleceği yeşilde'

Bursa'da Dünya Şehircilik Günü kapsamında düzenlenen 49. Kolokyum sona erdi. Kentsel dönüşüm ve planlama üzerine uzamanlar panelde bir araya geldi. Bursa'nın yeşil kimliğine kavuşması için ekolojik, bütüncül dönüşümün önemi vurgulandı.

Haber Giriş Tarihi: 09.11.2025 18:01
Haber Güncellenme Tarihi: 09.11.2025 18:01
https://www.bursaport.com

PELİN AKDEMİR / BURSAPORT

Bursa Büyükşehir Belediyesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası, Bursa Teknik Üniversitesi ve Bursa Planlama Ajansı iş birliğiyle ‘Değişimin Eşiğinde’ temasıyla hazırlanan Dünya Şehircilik Günü 49. Kolokyumu, alanında uzman isimlerin katıldığı paneller, oturumlar, bildiriler, forumlar, çalıştaylar ve sergilerle sona erdi.

8 Kasım Dünya Şehircilik Günü'nde "Planlamada Pratikler" başlığıyla düzenlenen Doç. Dr. Ersan Koç'un kolaylaştırıcı olduğu panelde, Kentsel Tasarımcı Mehmet Nazım Özer, Hopa Belediye Başkanı Utku Cihan, Serbest Şehir Plancısı Uğur Bayrak ve Bursa BŞB Genel Sekreter Yardımcısı Nazlı Yazgan konuşmacı olarak katıldı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Nazlı Yazgan, Bursa Planlama Ajansı'nın Bursa'nın 2050 vizyonu için hazırlanan Bütüncül Kentsel Dönüşüm hakkında bir sunum yaptı. Nilüfer Belediyesi'nde uzun süre çalıştığını belirten Yazgan, "Nilüfer Belediyesi bizim için büyük bir laboratuvar alanı oldu" dedi.

'Planda yol olan yerlere bina yapılmış'

Yazgan sunumunda şöyle konuştu:

"Kentsel dönüşüm çalışmaları çoğunlukla parsel bazlı gerçekleşiyor, bununla ilgili bakanlığın verdiği yetki çerçevesinde kriterleri oluşturarak, bir çalışmamız devam ediyor. Onun haricinde plansız bölgelerde süregelen kentsel dönüşüm çalışmaları, bizim odak alanımızda plansız bölgelerde çarpık gelişmiş bölgelerdeki kentsel dönüşüm çalışmaları hedef alanımıza girmiş oldu. Çünkü Bursa'ya incelidiğimizde çoğunlukla geçmişte hisseli parsel dokusu üzerinde gelen ıslah imar planlarıyla gelişen ve yaklaşık yerleşim alanının yüzde 65'ini kapsayan çok ciddi bir bölgeden bahsediyoruz. Burada kronik ciddi sorunlar var. Başta ulaşım, donatı alanları, yaşam kalitesiyle ilgili sorunlar. Aynı zamanda bulunduğu bölgede riskli bölge ve binalarda çoğunlukla ruhsatsız ve kaçak yapılmış inşaatlar.

Öncelik alanlarımızı belirledik ve kaçak yapılaşmış bölgeler. Çalıştığımız bölge, şu anda bulunduğumuz yerin, konferans salonunun kuzeyinde ve batısında kalan bölge. En önemli akslardan bir tanesi, Etibank caddesi, çok sık kullanılan bir yol ve bu yolun genişliğini görüyorsunuz. Herhangi bir deprem anında ana yol niteliğinde olan bu yolun yolun kapanacağını görüyoruz. Ara sokaklar daha feci bir halde. 5 metre genişliğinde yollar var ve herhangi bir deprem anında herhangi bir yardımın ulaşılması mümkün görünmüyor. Biz bu bölgeyi İncelerken mevcut imar planlarına baktık. Mevcut. imar planları da hisseli parsel dokusu üzerinde yapılaşmış bölgede bitişik nizam iki katlı konut alanları genellikle ve donatı olarak ayrılan yerlerde imar planında yerinde gerçekleşmemiş. Yollara denk gelen bölümler binalarla kaplı vaziyette.Neredeyse hiçbir yerde kamulaştırma çalışması yapılamamış. Çok sayıda kentsel dönüşüm çalışması bütüncül olarak yapılması gerektiğine inandık."

'Yeşil Bursa'nın yeşil kimliğine tekrar dönmesi için tedbirler alınmalı'

Bursa'nın 1960'lı yıllardan sonra sanayiyle birlikte göç alarak büyüdüğünü belirten Yazgan, sanayileşmeyle oluşan göç nedeniyle kentin planlı bir kentleşmeye dönemediğini, ada-parsel bazlı dönüşümlerle planlı bir kentleşme şansını keybetmek istemediklerini, bütüncül kentsel dönüşümle kentin dönüşmesini istediklerini vurguladı. Bursa'da yapılan kentsel dönüşüm çalışmalarını incelediklerini, İstanbul Yolu ve Acemler bölgesinde çalıştıkları 370 hektarlık alanda ana yol üzerinde kentsel dönüşüm amaçlı 17 katlı bir plan değişikliğinin yapıldığını söyleyen Yazgan, "Bizi her noktada gören Uludağ ile aramıza mesafe koymuş olacağız. Hava sirkülasyonları kapanacak. Aslında bölgede çok katlı yapılaşmada yok. biz bunu kentsel dönüşüm yapıyoruz diyerek 10 katlı ve üstü katlara çeviriyoruz" diye konuştu.

Büyükşehir Belediyesi'nde göreve geldiğinde çok fazla parçaçıl çalışma yapıldığını gözlemlediğini aktaran Yazgan, "Bu parçaçıl çalışmalar kenti dönüştüremez sadece binaları yeniler. Biz bütüncül çalışmanın gerekliliğini hissettik. Aynı zamanda ekolojik olmalı. İklim krizi kapımızda, çölleşme riski kapımızda. Yeşil Bursa'nın yeşil kimliğine tekrar dönmesini sağlayacak tedbirler alınması gerekiyordu. Bu anlamda dünya örneklerini inceledik" dedi.

'Bulvar şeklinde alternatif bir yola ihtiyacımız var'

Berlin'den bir kesit görselini paylaşan Yazgan, ulaşımın yaya aksı üzerinde sağlandığını, yaya yoluyla 1,5-2 kilometre mesafede çocukların okullara, spor alanlarına ulaşabilir vaziyette planlanmış olduğunu aktardı. Ekolojik temelli bir planlama yaklaşımı çalışmasını öncelediklerini belirten Yazgan, "Çalışma alanımızdaki mevcut durum yaklaşık 370 hektar. 1960'lı yıllardan itibaren dönüşümüne baktık. Hiçbir donatının, devamlı olan yol aksının olmadığı bir vaziyette. Çalışma alanımızda 9 tane mahallemiz var. 117 bin civarında bir nüfus bulunuyor. En geniş yolumuz 30 metre civarında planda görünürken yerinde devamlı olan yol aksı neredeyse yok. 140 bin nüfusun yaşadığı bir alanda devamlı olan bir ana yol aksımız bulunmuyor. Bölgede çalışmaya başladığımızda ulaşımı odak noktası larak çalışmamızı şekillendirmek durumunda kaldık. Bursa'nın, İzmir Ankara yolunun kuzeyinde Gürsu- Kestel hattından başlayıp Bademli Kavşağı'na kadar giden 27 kilometrelik bir yol aksı öneriyoruz. Alternatif bir yola ihtiyacımız var, bulvar şeklinde. Çünkü Bursa 1972 yıllardaki imar planında ve yerinde hangi ana yol var ise halen o yolu kullanır vaziyette. Alternatif devamlı olan yollarımız bulunmuyor. 65 metrelik bir yol ve her adanın etrafında 30 metrelik yol genişliği şeması oluşturduk" dedi.

Kenti planlarken yeşil koridoru sağlamanın ana görevleri olduğunu belirten Yazgan, "Büyük imar adalarına ayrık nizam, konut bloklarıyla ulaşma imkanımız da yoktu. Çünkü ayrık nizamda kayıp alanlarımız var. Yan bahçeler, arka bahçeler gibi kullanılmayan akslar" dedi. Beşevler bölgesinden bir görseli gösteren Yazgan, bölgenin blok nizam olarak tasarlansaydı sürdürülebilir yeşil bir sistem olacağını ve kat sayısının da düşebileceğini belirtti.

'Servissiz bir sistemle yaşayan kent'

Yazgan, üç alt bölge oluşturduklarını, çalışmanın sonunda ana yollarla bölünmüş sürdürülebilir yeşil akslar, büyük imar adaları ve az katlı blok nizam yapılaşmayla bir kent görüntüsüne ulaştıklarını anlattı. Okullar, spor alanları, parklar, sağlık merkezleri gibi donatı alanlarının her bir imar adası içerisinde kendi yeterliliğini sağlayacak şekilde bir görsele ulaştıklarını belirten Yazgan, deprem riskine karşı toplanma alanlarının da işaretlendiğini aktardı. Yazgan, "Çocukların okula yürüyerek gitmesini felsefe olarak edinmiştik. Servissiz bir sistemle yaşayan bir kent öneriyoruz. Çocukların herhangi bir anayol ile karşılaşmadan, karşılaşsalar bile kontrollü geçebilecekleri, okula yürüyerek gidebilecekleri bir sistem. Büyük ağaçların altında yürüyüş güzergahlarında çocuklarımız okullarına gidebilecekler ya da oyun oynayabilecekler" diye konuştu.

Yazgan, son olarak boyu büyüyen, yöreye uygun, kurakçıl uzun ömürlü bitkilerin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Kentlerin geleceği yeşilde" dedi.