
Jeofizik Mühendisi Güngör Armutlu, Bursa’da yapılması planlanan “Bursa Kayapa-Kuruçeşme Katı Atık Bertaraf Tesisi”ne ilişkin teknik değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Armutlu, tesis alanında yapılan jeolojik-jeoteknik çalışmaların, çevresel risk taşıyan böyle bir yatırım için yeterli bilimsel dayanak oluşturmadığını savundu.
Armutlu’nun açıklamasına göre, katı atık düzenli depolama tesisleri yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını uzun yıllar etkileyebilecek yapılar olduğundan, tesis yer seçiminde yapılacak araştırmaların normal imar planına esas etütlerden çok daha ayrıntılı olması gerekiyor.
“Kireçtaşı zemin ayrıntılı inceleme gerektiriyor”
Tesis alanındaki litolojinin çatlaklı, eklemli ve karstlaşmaya açık kireçtaşlarından oluştuğunu belirten Armutlu, bu tür kayaçlarda çözünmeye bağlı boşluklar gelişebileceğini ve doğal geçirimsizliğin güvenilir kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Armutlu, bu büyüklükteki bir sahada şu unsurların ayrıntılı olarak araştırılması gerektiğini kaydetti:
Yapılması gereken çalışmalar
Jeofizik Mühendisi Armutlu, tesis yer seçimi için şu araştırmaların bulunmasının beklendiğini belirtti:
Armutlu, imar planına esas jeolojik-jeoteknik etütlerin temel amacının yerleşime uygunluk, temel zemini, şev duraylılığı ve deprem açısından değerlendirme yapmak olduğunu; buna karşılık katı atık tesislerinde asıl önemli olanın onlarca yıl boyunca oluşacak sızıntı suyunun yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını kirletmeyeceğinin bilimsel olarak ortaya konulması olduğunu vurguladı.
“185 hektar için 5 sondaj yetersiz”
Mevcut bilgiler ışığında yapılan çalışmaların kapsamına dikkat çeken Armutlu, 185 hektarlık saha için yalnızca 5 noktada yaklaşık 8 metre derinliğinde sondaj ve gözlem çukuru açıldığını, ayrıca üç serim sismik kırılma çalışması yapıldığını belirtti.
“Bu çalışmalarla risklerin belirlenmiş sayılması yeterli değildir. Yeraltı suyu sistemi ayrıntılı olarak ortaya konulmadan tesis yerinin uygun olduğuna karar verilmesi bilimsel belirsizlik içermektedir.”
“Kentin ortak aklıyla karar verilmeli”
Armutlu, proje alanında ilave derin sondajlar, karstlaşma incelemeleri, geçirgenlik deneyleri ve gelişmiş jeofizik çalışmalar yapılmadan tesis yerinin uygun kabul edilmesinin mühendislik jeolojisi ve çevre güvenliği ilkeleri açısından doğru olmayacağını ifade etti.
Açıklamasının sonunda çevrenin toprak, su, hava ve canlı yaşamıyla bir bütün olduğunu vurgulayan Armutlu, “Proje çok bileşenli, çok katmanlı ve çok paydaşlı bir yapı içerdiğinden kentin ortak aklıyla karar verilmelidir” değerlendirmesinde bulundu.